İçeriğe atla
Âl-i İmrân 49Cüz 3 · Sayfa 56

Âl-i İmrân Sûresi 49. Âyet

آل عمران

Sohbete sor

Verasûlen ilâ benî isrâ-île ennî kad ci/tukum bi-âyetin min rabbikum(s) ennî aḣluku lekum mine-ttîni kehey-eti attayri feenfuḣu fîhi feyekûnu tayran bi-iżni(A)llâh(i)(s) veubri-u-l-ekmehe vel-ebrasa veuhyî-lmevtâ bi-iżni(A)llâh(i)(s) veunebbi-ukum bimâ te/kulûne vemâ teddeḣirûne fî buyûtikum(c) inne fî żâlike leâyeten lekum in kuntum mu/minîn(e)

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."

Âl-i İmrân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(49) (Ve Rasûlen ilâ beni isrâîle ennî kad ci'tüküm Bi Âyetin min Rabbiküm, ennî ahlüku leküm minet tıni kehey'etit tayri feenfühu fîhi feyekûnu tayran Bi iznillah* ve übriül ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta Bi iznillâh* ve ünebbiüküm Bi mâ te'külune ve mâ teddehırune fî buyutikum* inne fî zâlike le Âyeten leküm in küntüm mu'minîn;)

“Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir Âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm". Elbette bunda size şüphesiz bir Âyet vardır eğer imân edecek iseniz.” Beni İsrâîl’e peygamber olarak gönderilmesi demek, bu mertebe de belirli bir zümreye hitap ediyor demektir.

Nasıl ki Cenâb-ı Hakk Âdem (a.s.) ın tesviye edilmiş çamuruna “ve nefahtü fihi min rûhi” ile ruhundan nefhetti ise İsâ (a.s.) da da Cenâb-ı Hakk’ın zât-î zuhuru olduğundan o da nefhedince Allah’ın izni ile kuş canlandı. Burada her ne kadar görünürde olan İsâ (a.s.) ise de hakikatte orada Allah’ın zât-î zuhurundan başka bir zuhur yoktur.

Dikkat edersek peygamber olarak İsâ (a.s.) ın bu bahsedilen mu’cizeleri, Hz. Râsûlüllah’ın (s.a.v.) ümmetinde kerâmetler olarak zuhura geliyor. Hz. Râsûlüllah (s.a.v) ise taa kıyamete kadar ölü gönülleri diriltmektedir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(9)