Keżâlike yûhî ileyke ve-ilâ-lleżîne min kablika(A)llâhu-l'azîzu-lhakîm(u)
(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Ey Muhammed! Çok güçlü hüküm ve hikmet sahibi olan Allah sana da senden öncekilere de böylece vahyeder.
Şûrâ Suresi'nin 3. ayeti, Allah'ın vahiy gönderme eylemini ve bu eylemin kaynağı olan 'Azîz' ve 'Hakîm' sıfatlarını vurgular. Ayet, vahyin evrenselliğini ve Allah'ın kudret ve hikmetini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vahy, hızlı bir şekilde ve gizlice bir şeyi bildirmektir. Bu ayetteki 'yûhî' kelimesi, Allah'ın peygamberlerine, özellikle de Hz. Muhammed'e, insan idrakinin ötesinde bir yolla, gizli ve süratli bir biçimde ilahi mesajları iletmesini ifade eder. Bu, sadece peygamberlere mahsus bir iletişim şeklidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Vahy, Allah'ın peygamberlerine gönderdiği kelamdır. 'Yûhî' fiili, Allah'ın Hz. Muhammed'e ve ondan önceki peygamberlere, insanüstü bir yolla, doğrudan ve kesin bir bilgi aktarımını mecazi olarak anlatır. Bu, ilahi iradenin tecellisidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'vahy' kavramı, Allah'ın insanla iletişim kurmasının temel yoludur. 'Yûhî' fiili, Allah'ın kendi iradesini ve mesajını peygamberlerine bildirmesini ifade eder. Bu ayette, vahyin sadece Hz. Muhammed'e değil, ondan önceki peygamberlere de gönderildiğini belirterek, vahyin evrensel ve kesintisiz bir ilahi eylem olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah lafzı, bütün ilahi sıfatları kendinde toplayan, varlığı zorunlu olan, ibadete layık tek varlığın özel ismidir. Bu ayette 'Allah' kelimesi, vahyin kaynağı olarak zikredilerek, vahyin ilahi ve mutlak bir otoriteden geldiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Allah, zat-ı vacibü'l-vücudun ismidir. Bu ayette 'Allah' kelimesi, vahiy gönderme eyleminin faili olarak zikredilir ve O'nun 'Azîz' ve 'Hakîm' sıfatlarıyla birlikte anılması, vahyin kudret ve hikmetle dolu olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Allah' kavramı, mutlak ve aşkın bir Tanrı anlayışını temsil eder. Bu ayette, vahyin kaynağı olarak Allah'ın zikredilmesi, vahyin insan kaynaklı olmadığını, aksine ilahi bir kökene sahip olduğunu ve dolayısıyla mutlak hakikati içerdiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azîz, yenilmesi mümkün olmayan, kendisine ulaşılamayan ve benzeri bulunmayan demektir. Bu ayette 'el-Azîz' sıfatı, Allah'ın vahiy gönderme kudretinin mutlak olduğunu, hiçbir gücün O'na engel olamayacağını ve O'nun iradesinin her şeye galip geldiğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Azîz, izzet ve şeref sahibi, güçlü ve galip olandır. Ayette 'el-Azîz' sıfatı, Allah'ın vahiy gönderme eyleminin arkasındaki mutlak gücü ve kudreti vurgular. Bu, vahyin sağlamlığını ve değiştirilemezliğini de ima eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Azîz, Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretini ve üstünlüğünü ifade eden bir sıfattır. Bu ayette 'el-Azîz' sıfatı, vahyin ilahi bir kaynaktan geldiğini ve bu kaynağın mutlak güç sahibi olduğunu, dolayısıyla vahyin içeriğinin de bu gücün bir yansıması olarak sağlam ve değiştirilemez olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hakîm, her şeyi yerli yerine koyan, hikmetle iş yapan, ilim ve adalet sahibi demektir. Bu ayette 'el-Hakîm' sıfatı, Allah'ın vahiy gönderme eyleminin rastgele olmadığını, aksine derin bir hikmet ve amaç doğrultusunda gerçekleştiğini, vahyin içeriğinin de bu hikmetin bir tezahürü olduğunu belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Hakîm, hikmet sahibi, hüküm veren ve işlerini sağlam yapan demektir. Ayette 'el-Hakîm' sıfatı, Allah'ın vahiy göndermesinin, insanlığın maslahatına uygun, adil ve kusursuz bir düzen içinde olduğunu gösterir. Vahyin hükümleri ve öğretileri, bu ilahi hikmetin bir ürünüdür.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Hakîm' sıfatı, Allah'ın evreni ve insanlığı yönetmesindeki mükemmel düzeni ve amacı ifade eder. Bu ayette 'el-Hakîm' sıfatı, vahyin sadece bir bildirim değil, aynı zamanda insanlığın doğru yolu bulması için hikmetle dolu bir rehberlik olduğunu vurgular. Vahyin her bir hükmü ve emri, ilahi hikmetin bir parçasıdır.
Şûrâ Sûresi
Birinci ve ikinci âyetlerde bulunan hurufu mukattâlara atıf yapılarak efendimiz (s.a.v) ve “Ha-Mim” Hakikati Muhammediyyenin daha önceki mertebe peygamberlerine Allah c.c. “Aziz” izzet sahibipliği yönünden göyten gelen zâti bilgileri, “Hakim” Hikmet sahipliği yönünden ise topraktan-yerden ilmi ledün bilgilerini vahy eder.
Bu âyetleri okuyan ümmetine ise bu vahiy bilgisini ilham yönünden gönüllerine ilka eder.
Bu âyetten anlaşılacağı üzere hurufu mukattâ olan harfler tüm peygamberlere vahiy bilgisi olarak gelmiştir. Bu âyetler müteşabih âyet olarak nitelendirildiğinden zahir alimler bu âyetleri kalplerinde eğrilik olanlar tevil eder diye teviline yanaşmazlar ve tevil edenlere de karşı çıkarlar. (Murat Derûni) Kâmil akıl sahipleri ise müteşabih Âyetleri zikrederler, “ulul elbab” diğer yönüyle kapı sahipleri demektir ve bunlar evliyaullah’tır. Allah’a giriş kapılarının birincisi fiiller, ikincisi esmâ-i İlâhiyye ve bu kimselerde bu kapıların sahipleridir, esmâ-i İlâhiyye içinde hangisinin kapısına sahipse orada beklerler ve oradan girenleri alıp Hakk’ın huzuruna götürürler, işte bunlar müteşabih ayetlerden faydalanırlar.
Müteşabih Âyetlerin tevilini sadece Allah bilir, ve esmâ-i İlâhiyye sahipleride Allah’ın birer zuhurları olduklarından onlarda bilirler fakat bu sırra vakıf olmayan zâhir ehli yorum yaptırmaz. Eğer bu müteşabih Âyetlerden mânâ çıkarma yolu kesinkes kapalı olsaydı Kûr’ân-ı Kerîm’in ilk tefsir haliyle kalması gerekirdi, oysa bu müteşabih Âyetler Kûr’ân-ı Kerîm’in kıyamete kadar bâki kalmasını sağlamaktadır. T.B.
"Vahiy bir nehrin kaynağı, peygamberler ise o nehrin geçtiği farklı vadiler gibidir. Su aynı sudur, ancak toprağın rengine göre görünüşü değişir."[9]
“Resul'e gelen vahiy ile velîye gelen ilham, mahiyet itibariyle birdir, ancak resulün vahyi şeriatı tesis, velînin ilhamı ise hakikati teyit içindir."[10]
"Senden öncekiler" ifadesi yalnız peygamberleri değil, hakikat ehli tüm ârifleri kapsar"[11]
"Nübüvvet ve velâyet bir ağacın iki dalı gibidir; kökleri aynı hakikate dayanır"[12]
Resulün vahyi şeriatı, velînin ilhamı ise tarikatı tesis eder; ikisi de Hakk'ın kelâmıdır."[13]