İçeriğe atla
Şûrâ 3Cüz 25 · Sayfa 483

Şûrâ Sûresi 3. Âyet

الشورى

Sohbete sor

Keżâlike yûhî ileyke ve-ilâ-lleżîne min kablika(A)llâhu-l'azîzu-lhakîm(u)

(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

Şûrâ Sûresi

Birinci ve ikinci âyetlerde bulunan hurufu mukattâlara atıf yapılarak efendimiz (s.a.v) ve “Ha-Mim” Hakikati Muhammediyyenin daha önceki mertebe peygamberlerine Allah c.c. “Aziz” izzet sahibipliği yönünden göyten gelen zâti bilgileri, “Hakim” Hikmet sahipliği yönünden ise topraktan-yerden ilmi ledün bilgilerini vahy eder.

Bu âyetleri okuyan ümmetine ise bu vahiy bilgisini ilham yönünden gönüllerine ilka eder.

Bu âyetten anlaşılacağı üzere hurufu mukattâ olan harfler tüm peygamberlere vahiy bilgisi olarak gelmiştir. Bu âyetler müteşabih âyet olarak nitelendirildiğinden zahir alimler bu âyetleri kalplerinde eğrilik olanlar tevil eder diye teviline yanaşmazlar ve tevil edenlere de karşı çıkarlar. (Murat Derûni) Kâmil akıl sahipleri ise müteşabih Âyetleri zikrederler, “ulul elbab” diğer yönüyle kapı sahipleri demektir ve bunlar evliyaullah’tır. Allah’a giriş kapılarının birincisi fiiller, ikincisi esmâ-i İlâhiyye ve bu kimselerde bu kapıların sahipleridir, esmâ-i İlâhiyye içinde hangisinin kapısına sahipse orada beklerler ve oradan girenleri alıp Hakk’ın huzuruna götürürler, işte bunlar müteşabih ayetlerden faydalanırlar.

Müteşabih Âyetlerin tevilini sadece Allah bilir, ve esmâ-i İlâhiyye sahipleride Allah’ın birer zuhurları olduklarından onlarda bilirler fakat bu sırra vakıf olmayan zâhir ehli yorum yaptırmaz. Eğer bu müteşabih Âyetlerden mânâ çıkarma yolu kesinkes kapalı olsaydı Kûr’ân-ı Kerîm’in ilk tefsir haliyle kalması gerekirdi, oysa bu müteşabih Âyetler Kûr’ân-ı Kerîm’in kıyamete kadar bâki kalmasını sağlamaktadır. T.B.

"Vahiy bir nehrin kaynağı, peygamberler ise o nehrin geçtiği farklı vadiler gibidir. Su aynı sudur, ancak toprağın rengine göre görünüşü değişir."[9]

“Resul'e gelen vahiy ile velîye gelen ilham, mahiyet itibariyle birdir, ancak resulün vahyi şeriatı tesis, velînin ilhamı ise hakikati teyit içindir."[10]

"Senden öncekiler" ifadesi yalnız peygamberleri değil, hakikat ehli tüm ârifleri kapsar"[11] 

"Nübüvvet ve velâyet bir ağacın iki dalı gibidir; kökleri aynı hakikate dayanır"[12]

Resulün vahyi şeriatı, velînin ilhamı ise tarikatı tesis eder; ikisi de Hakk'ın kelâmıdır."[13]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)