İçeriğe atla
Necm 4Cüz 27 · Sayfa 526

Necm Sûresi 4. Âyet

النجم

Sohbete sor

İn huve illâ vahyun yûhâ

(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

Necm (Yıldız) Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“O’nun konuşması kendisine vâhy edilenden başkası değildir.” Kendi heva yıldızının sönmesi ile ancak Hz. Rasûlüllah’ın hakikatini anlayacak duruma ermesi mümkündür.

Neden?...

Çünkü Hz. Rasûlüllah’ın hakikatini kamer olarak düşünürsek; ayın on dördü bedir gibi düşünürsek; senin yıldızın sende olduğu sürece ona bakmazsın; yıldızından aydınlandığın sürece de ondan aydınlanamazsın.

Fakat yıldızın olan hevanı ortadan kaldırdıktan sonra, o zaman karşında kalacak olan bedir (ay) dır. Dolayısıyla o da Hz. Rasûlüllah nûraniyetidir, o zaman oradan feyz almaya başlarsın ve anlarsın, ki (Necm Sûresi 53/3)

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَىٰ

ve ma yentı­ku anil heva “O “heva”sından arzularına göre konuşmuyor,” neden konuşmuyor?... Sen o hâlin ile heva­nı attıktan

ve kurtulduktan sonra, o Hazret kurtulmamış mıdır?....

Bundan sonra artık onun için nefsinden konuşuyor diye bir şey düşünmek mümkün müdür..? Daha başlarda olan bir kimse belirli çalışmalarla heva yıldızını ortadan kaldırdıktan sonra Hz. Rasûlüllah Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz, ki âlemlerin güneşi olduğu halde kendisinde heva yıldızının tesiri olması mümkün değildir. Bunu anlayabilmek kendi yıldızının sönmesine bağlıdır. Senin yıldızın sende parladığı sürece dışarıya bakıp gerçekçi bir değer­lendirme yapamazsın. Peki kendi hevasından konuşmadığına gö­re nasıl konuşuyormuş?..

O zaman işte (Necm Sûresi 53/4)

وحي يوحىَإِنْ هُوَ إِلَّا

in hüve illâ vâhyün yuha “ancak vâhy ile konuşuyor.” Kendi hevasından, yıldızından konuş­muyor, “hakikat-i ilâhi”den, “ilâhi nûr”dan konuşuyor. O’nun yıldızı, hevası yok olduğuna göre orada var olan güneş olmuş oluyor. Görüntüde ay olmuş oluyor ama ay da ışığını güneşten aldığına göre orada var olan güneşin ta kendisi olmuş oluyor. Nasıl ki ay’ın aydınlığı güneşten geliyorsa, o da hevasından konuşmaz.

(Necm Sûresi 53/4)

وحي يوحىَإِنْ هُوَ إِلَّا ٤٤

in hüve illâ vâhyün yuha “ancak vâhy ile konuşuyor.” demesi Allah’ın kelâmı kendisinden aksedip zuhura çıkıyor, demektir.

Kelâm, Hakk’ın kelâmıdır. Nasıl ki kamerdeki ışık; güneşin aydın­lığı, ışığı ise, ondaki kelâm da Hakk’ın kelâmıdır.

(Necm Sûresi 53/5)

شَدِيدُ الْقُوَىععَلَىٰ ﴿٥﴾

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(9)