İçeriğe atla
Rahmân 13Cüz 27 · Sayfa 531

Rahmân Sûresi 13. Âyet

الرحمن

Sohbete sor

Febi-eyyi âlâ-i rabbikumâ tukeżżibân(i)

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

Reyhan ki burnu temizler, a’sab ve ruha neş’e verir. Reyhan; güzel kokulu demek olup, güzel kokulu otların hepsine böyle denir. ] Bununla beraber İbn-i Abbas’tan burada rızık manasına olduğu da nakledilmiştir (55/13)فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

febieyyi ala-i rabbiykü ma tükezzibani?

“bu halde/öyleyken Rabbinizin nimetlerinin hangisi ile kezzib/yalanlarsınız “Ey inanlar ve cinler! Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini! yalanlarsınız. ?

Kur’an-ı Kerim’de hiçbir sürede, bu kadar çok ikaz ifade eden ayetler topluluğu yoktur.

Rahmaniyyet, “Rububiyyet” mertebesine verdiği özellikleri Rab da “mülk” yani “ef’al” mertebesine sunduğunda, buradaki varlıklar onlardan yararlandılar ve yararlanıyorlar.

Bu varlıklar içinde iki cins, bireysel şuurlu varlık vardır, ki zaten hitap da onlaradır.

Bunlardan birincisi olan “insan” aynı zamanda “halife” olarak da var edilmiştir.

Cinler ise kendi alemlerinde, insanın toprak olan beden varlığından daha latif olan ateşten halk edilmişlerdir.

Aslında her iki cins de Rablerine ibadet etmek için var edilmişlerdi.

Kur’anı Keriym Zariat Suresi 51. sure 56. ayette

لِيَعْبُدُونَِوَالْإِنْسُ إِلَّاعوَمَا خَلَقْتُ الْجِنِّ

ve ma halaknel cinne vel inse illa liya’büduni “ve cinleri ve insanları illa/ancak bana ibadet etsinler diye halkettim “Ve cinleri ve insanları yaratmadım, ancak bana ibadet etsinler diye -yarattım.-

Ne yazık ki kendilerine zahir batın her türlü nimeti veren Rablerine karşı genelde gaflet içinde olduklarından, bu hitaba maruz kaldılar.

Rahmaniyyet mertebesinden izah edilen bu hadisede, ef’al mertebesinin şuurlu varlıklarının kendilerini terbiye eden Rububiyyet mertebesine pek de sıcak bakmadıkları anlaşılmaktadır.

Zahir ve batın her türlü nimet içinde olan insan ve cin topluluğuna yapılan tekliflerin nefs-i emmarelerine zor gelenlerini inkar etmeyi kalkmaları, bu ihtarı almalarına sebep olmalıdır.

Bu süre içinde 31 defa tekrar edilen ayet-i kerime herhalde tesadüfi değildir.

Bunların 10 ar adedi “Rahmaniyyet”, “Rububiyyet”, “Melikiyyet” (yani ef’al) mertebelerinin “ilmel yakıyn”, “aynel yakıyn” ve “Hakk’al yakıyn”;

1 adedinin de kişinin kendinde var olan “hakikat-i ilahiyyeyi” yaşaması gerektiğini ikaz etmekte olduğudur.

“31” sayısmın rakamlarının yerlerini değiştirirsek “13” olur. Bu sayı da aleyhisselatu vesselam efendimizin şifre rakamıdır Yapmamız gereken şey Kur’an-ı Kerim’in hakikatlerim en iyi şekilde anlamaya çalışmaktır.

Dikkat edildiğinde bu ikazın ilk defa 13. üncü ayette ifade edilmeye başlandığını da görmekteyiz.

Elmalı’lı Hamdı Yazır bu ayet hakkında şöyle diyor:

[Nimeti yalanlamak, inkar ile nankörlük etmektir. Nimetin nimet olmasını inkar veya nimeti verene nispetini inkar veya her ikisini inkar manasını ifade eder. Mesela hem Kur’an öğretiminin bir nimet olduğunu hem de bunun Allah (c.c)’ in bir nimeti olduğunu inkar ederler. Var oluşun, lisanın, yerin ve göğün, adalet ve mizanın nimet olduğunu inkar edenler de bulunmaktadır. Meyvelerin, yiyeceklerin ve koklanacakların nimet olduğunu inkar etmeseler de Allah (c.c)’a nispetini, açıkça veya işaretle inkar edenler de çoktur. Hitap ins ve cine olduğu içindir ki, var edilmişlerin hepsi buna dahildir.]

“Rab” isminin açıklanması da “azarlama, şiddet” ifade etmektedir.

Yani “Ey o var edilmişlerin gizli ve aşikar iki kısmım teşkil eden insanlar ve cinler. Şimdi siz bunları işittikten sonra Rabbinizin (Rahman Teala’nın) şu dinleyip gördüğünüz türlü nimetlerinden hangi birine yalan deyip de nankörlük edersiniz? Hiç böyle bir nimete ve sahibine nankörlük edilir mi?” Bunun için Rahman Suresi okunurken dinleyenlerin her sefer bu ayetin okunduğunda, cinnilerin de dediği gibi; “Hayır! Nimetlerinden hiçbir şeyi yalanlamayız. Ey Rabbimiz sana hamd olsun!” denmelidir.

İsmail Hakkı Bursevî bu ayeti açıklarken şöyle bir hadis nakleder;

[Cabir (r.a)’dan şöyle rivayet edildi:

“Allah Rasülü bize Rahman Suresini sonuna kadar okudu. Sonra da: “Bakıyorum susuyorsunuz, cevap verme yönünden cinler sizden daha iyi.”

“Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?” ayeti kendilerine her okunduğunda, mutlaka şöyle cevap verirler:

“Ey Rabbimiz! Nimetlerinden hiçbirini yalanlamayız. Sana hamd olsun!”]

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)