Senefruġu lekum eyyuhâ-śśekalân(i)
Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!
Ey insan ve cin! sizin de hesabınızı ele alacağız.
Rahmân Suresi 31. ayet, kıyamet gününde Allah'ın insan ve cin topluluklarını hesaba çekeceğini bildiren bir tehdit ve uyarı içermektedir. Ayet, 'ferâğa' fiilinin gelecekteki bir eylemi ifade eden 'senefruğu' şekliyle, bu hesabın kaçınılmazlığını ve ciddiyetini vurgulamaktadır. 'Sakalan' kelimesi ise, bu hesabın muhataplarını, yani insan ve cinleri kapsayıcı bir şekilde ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ferâğa' kelimesinin asıl anlamının bir işten boşalmak, bir şeyi bitirmek olduğunu belirtir. Ancak bu ayetteki 'senefruğu leküm' ifadesinin, 'sizinle meşgul olacağız, sizin hesabınızı göreceğiz' manasına geldiğini, bu kullanımın mecazi olduğunu ve tehdit içerdiğini vurgular. Allah'ın bir işten boşalması söz konusu olamayacağından, bu ifadenin O'nun kudret ve azametini gösterdiğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'senefruğu leküm' ifadesini 'sizinle meşgul olacağız, size yöneleceğiz' şeklinde açıklar. Bu ifadenin, Arap dilinde bir işe yönelme ve onu tamamlama anlamında kullanıldığını, burada ise Allah'ın kıyamet günü insan ve cinlerin hesabını görmeye yöneleceğini mecazi bir dille anlattığını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki fiillerin zaman ve yönelim boyutlarına dikkat çeker. 'Senefruğu' fiilinin gelecek zaman kipinde kullanılmasının, kıyamet gününün kaçınılmazlığını ve Allah'ın o günkü mutlak hükümranlığını vurguladığını belirtir. Bu fiilin, Allah'ın insan ve cinlerin amellerini eksiksiz bir şekilde değerlendireceği ve karşılığını vereceği anlamına geldiğini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'eyyühe'nin nida harfi olduğunu ve kendisinden sonra gelen marife isme dikkat çekmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımıyla, insan ve cin topluluklarına yapılan bu hitabın önemini ve ciddiyetini vurguladığını, muhatapların dikkatini çekerek mesajın etkisini artırdığını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'eyyühe'nin nida için kullanılan bir edat olduğunu ve genellikle kendisinden sonra elif-lam'lı bir ismin geldiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımıyla, Allah'ın insan ve cinlere doğrudan ve güçlü bir şekilde seslendiğini, bu seslenişin bir uyarı ve tehdit niteliği taşıdığını açıklar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'es-sekalân' kelimesinin insan ve cinleri ifade ettiğini belirtir. Bu ismin verilmesinin sebebinin, onların yeryüzünde yaşayan ve yeryüzüne ağırlık veren varlıklar olmasından kaynaklandığını açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın hitabının sadece insanlara değil, cinlere de yönelik olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sekal' kelimesinin asıl anlamının ağırlık olduğunu ve 'es-sekalân'ın ise insan ve cinleri ifade ettiğini belirtir. Onlara bu ismin verilmesinin, yeryüzünde yaşayan ve yeryüzüne ağırlık veren varlıklar olmalarından veya ahirette amellerinin tartılacak olmasından kaynaklandığını ifade eder. Bu ayetteki bağlamda, Allah'ın hem insanları hem de cinleri hesaba çekeceğini açıkça ortaya koyduğunu belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'es-sekalân'ın insan ve cinler olduğunu ve bu ismin onlara, yeryüzünde yaşayan ve yeryüzünü dolduran varlıklar olmaları sebebiyle verildiğini açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın hitabının evrensel olduğunu ve bu iki büyük varlık grubunu kapsadığını, dolayısıyla hesap gününün tüm mükellef varlıklar için geçerli olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sekal' kökünün Kur'an'da farklı bağlamlarda ağırlık, yük ve sorumluluk anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Es-sekalân' teriminin ise, insan ve cinlerin yeryüzündeki varlıklarının bir ağırlık ve aynı zamanda bir sorumluluk taşıdığını ifade ettiğini açıklar. Bu ayetteki kullanımıyla, Allah'ın bu iki topluluğu, taşıdıkları sorumluluklar ve yaptıkları ameller üzerinden hesaba çekeceğini vurgular.
Er-Rahmân
Terzibaba - Necdet Ardıç
“senefrüğu leküm eyyühes sekalani” leküm/sizin için yakında biz efrag/fariğ/boş kalacağız eyyühe/o sekalayn/iki ağırlık, siklet “Ey insan ve cin! Sizin de hesabınız.! ele alacağız,”.
Yukarıda bahsedilen ayetlerde;
“göklerde ve yerde olanlar ondan isterler” ve “O her gün yeni bir iştedir” ifadeleri içerisinde, insanlar ve cinler de vardır.
Bu ayette insan ve cin gizli olarak “sakaleyn” kelimesi ile ifade edilmektedir. Bu ifade iki ağırlık demektir.
Bu da iki türlüdür.
Birincisi; insan ve cin topluluğunun ağırlığı, diğeri ise her iki varlıkta da iki oluşumun ağırlığıdır.
Bunlardan birisi; kendilerinde bulunan “nefsî varlıkları”, diğeri de “ilahi varlıklarıdır” Birinci ağırlıkları; her iki varlığın da bir yönlerinin “anasır-ı erba’a”dan dört unsurdan (toprak, su, ateş, hava) insanda toprak ağırlığı, cinde ise ateş ağırlığıdır, ikinci ağırlıkları ise maddi değil, manevi sorumluluktur.
Yine insanda ilahi nefha “ve nefahtü” ve “Ruh’ul Kudüs”ün manevi ağırlığı;
cinde ise varlığında “melekiyyet” hassası da olduğundan, onun manevi ağırlığını oluşturmaktadır.
Bu iki özelliği bünyelerinde toplayan bu varlıkların hareketleri de iki özelliklerinden birinin tesiri ile zuhura gelmektedir.
Kendilerinden meydana gelen fiiller;
toprak veya ateş ağırlıklı ise, nefislerine, ruhi ve meleki ise Rab’larına bağlanmaktadır.
Ferağ; lügatta, boşalmak demektir. “Senefrugü leküm” kelime manası ile “sizin için yakında boşalacağız”dır.
Yani “ey insan ve cin, yakında yani kıyamet hadisesi ile sizlerdeki tecelli ve şe’nlerimi keseceğim, boş olacağım. Bundan sonra ahiretin hesap kitap zamanı gelecek, işte o zaman dünya günlerinizdeki fiillerinizin nefislerinizden çıkan toprak ve ateş kaynaklı aşağılıklı olanlarının hesabını vereceksiniz, şimdiden dikkat edin,” diye uyarılmaktadırlar.
Ayrıca Hz. Rasülüllah’ın bir adı da “Rasul-u Sakaleyn”dir. Yani iki ağırlığın da Rasülüdür.
Çünkü kendi gerçek varlığında “Hakikat-i Muhammediyye” onlarda da mevcuttur.
Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor.
[“Ferağ” lügatta boşalmak demektir. Buna göre bir meşguliyetten boşalmak, sonradan bir meşguliyeti gerektirir. Halbuki Allah Teala’yı hiçbir iş diğer bir işten alıkoyamayacağı için, burada özellikle ahiret işleri olan hesap ve cezayı ifade etmek üzere, bu suretle bir benzetme veya kinaye yapılabilir. Yani bu günkü dünya işleri geçecek, bu dünya hayatı ve nimetleri yok olacak, bu mühletler, hoş görüler tükenecek yarın Allah’a dönüşle mücerret sorumluluk, hesap ve ceza için huzura geleceksinizde sırf sizin işinize bakılacak, sizin sorumluluğunuzun gereği yapılacaktır.
Devamla, “sakalan” yahut “sakaleyn” iki sekal’dir. Bundan sonraki ayette de açıklanacağı üzere insan ve cinnin bir adıdır.
“Sekal” yük ve ağırlık demektir. İla ahır........]