İçeriğe atla
En'âm 152Cüz 8 · Sayfa 149

En'âm Sûresi 152. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Velâ takrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluġa eşuddeh(u)(s) veevfû-lkeyle velmîzâne bilkist(i)(s) lâ nukellifu nefsen illâ vus'ahâ(s) ve-iżâ kultum fa'dilû velev kâne żâ kurbâ(s) vebi'ahdi(A)llâhi evfû(c) żâlikum vassâkum bihi le'allekum teżekkerûn(e)

Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.

En'âm Sûresi

“Velâ takrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluġa eşuddeh(u) veevfû-lkeyle velmîzâne bilkist(i) lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve-izâ kultum fa’dilû velev kâne zâ kurbâ vebi’ahdi(A)llâhi evfû żâlikum vassâkum bihi le’allekum teżekkerûn(e)” Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. (6/152)


Muhyiddin Arabi Hazretleri, Fusus’ül Hiem Şuayb (a.s) fassında ki himeti açıklarken;

"Yakinen bil ki, câm-ı Cem dedikleri senin kalbindir. Şâdi ve gamın mustakarrı senin kalbindir. Yani gamlanmanın ve hoşluğun yeri yine senin kalbindir. Eğer cihanı görmek temennisinde isen, eşyanın tümünü o kalb içinde görmek mümkündür. Baş gözü, anasır olan madde kalıbı görür, sır olan şeyi ancak kalb gozü görür. Evvela kalb gözünü aç, sonra bütün eşyayı temaşa et!" Şuayb (a.s.) dahi, çok evlat sahibi idi; ve tüm manaların ve cüz'iyyenin sahibi olduğu halde makam-i kalbide olup, Şuayb (a.s.) kalb makamında olup, İlahi ahlakla ahlaklanmış ve "Allah" ism-i cami'inin mazharı olan bir insan-i kamil idi. Ve onun üzerine sıfât-ı kalbiyye galib olmakla Kur'an-ı Kerim'de buyruldugu üzere Medyen ehline : (En'am, 6/152)

"Ey ahali! Adl ile kileyi tamam ölçün ve teraziyi tamam tartin! Ve nâsın hakkı olan eşyalarını noksan vermeyin; ve yeryuzünde nasın hukukunu naks ile fesâd edenlerden olmayın!" derdi. Şuayb (a.s.)ın kavmi yol üstünde otururlarmış, alış verişte çok hile yaparlarmış onun için bu hüküm Adl ona verilmiştir.

İşte Şuayb (a.s.) île "kalb" arasında sabit olan münâsebât-ı mezkûreye binâen Hz. Şeyh (r.a.) "hikmet-i kalbiyye"yi, Kelime-i Şuaybiyye'ye tahsîs eyledi; ve fütûhât-ı ilâhiyye kâmilin kalbinde hâsıl olduğuna işâreten, bu hükmünü, Kelime-i Sâlihiyye'ye mukârin olan" hikmet-i fütûhiyye" akîbinde zikretti. Yani Salih’den (a.s.) sonra bunu zikretti.[103]

“Leallakum tezekkerun” (6/152) olur ki zikredersiniz, “leallakum yeşurun” umulur ki şuur edersiniz, gibi ayetler de akla hitab etmektedir. Burada hazretimizin bahsettiği şey sadece cüzzi akıldan yani beşer aklından bahsetmektedir. İşte o akıl öğüt almaz. Gördüğü ile fikir yürütür, gördüğünü de şartlanmışları olarak fikir yürüten, şartlı kayıtlı olarak fikir yürüten bir akıldan bahsediyor ki işte ancak bu işi o kalb düzenleyebilir.

Biz de o kalbi paslarından temizleyip de dönecek hareket edecek hale getirmemiz gerekiyor. Yoksa o kalp o aklın tesiri altında olduğu sürece o da aynı şekilde kayıtlanmıştır, o vücutla birlikte yani bireysel aklın tesirinde olan vücutla birlikte olduğundan o da aynı tesir altında aynı şekilde dönemeyen, ismi kalp yani dönücü olduğu halde dönmeyen tek yönlü gören bir kalp hükmünde olduğundan işte onların bakışı tabi ki eksik nakıs bir bakış olmaktadır.[104]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)