İçeriğe atla
En'âm 151Cüz 8 · Sayfa 148

En'âm Sûresi 151. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Kul te'âlev etlu mâ harrame rabbukum ‘aleykum(s) ellâ tuşrikû bihi şey-â(en)(s) vebilvâlideyni ihsânâ(en)(s) velâ taktulû evlâdekum min imlâk(in)(s) nahnu nerzukukum ve-iyyâhum(s) velâ takrabû-lfevâhişe mâ zahera minhâ vemâ betan(e)(s) velâ taktulû-nnefse-lletî harrama(A)llâhu illâ bilhakk(i)(c) żâlikum vassâkum bihi le'allekum ta'kilûn(e)

(Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça, Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız."

En'âm Sûresi

(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” (6/151)


Mesnevi-i Şerif ile yolumuza devam edelim.

2734. Bil ki bize hayâ kırıcılığa nişân olmak için, Hak Teâlâ bize [Kul teâlev] buyurdu.

Vâkıâ biz Hak Teâlâ’mn azamet ve kudreti karşısında, kendi hiçliğimize ve kemâl-i zilletimize bakarak, o dergâh-ı azamete yaklaşmağa utanınz; fakat kerîm olan Hak Teâlâ bizim bu hayâmızın inkisânna nişân olmak ve bu husûsta bizim cür’etimizi artırmak için, bize Kur’ân-ı Kerîm’de: (En’âm, 6/151) ya’nî “Yâ Habıbim, kullanma gelin, de!” buyurdu “Kul teâlev” ile başlayan âyât-ı kur’âniyye müteaddiddir; şurrâh-ı kirâm hazarâtı bu âyetlerden ba’zılarını alıp tefsîr buyurmuşlardır; fakat hangi âyet olursa olsun yalnız [Teâlev] hitâbının, Hz. Pîr efendimiz cezb-i İlâhîye nişân olduğunu beyân buyururlar. Ve nitekim bir gazellerinde de şöyle buyururlar:

[Kul teâlev], Hak Teâlâ’nın kullarını cânib-i ulûhiyyete cezbine alâmettir. Binâenaleh biz Hak Teâlâ’nın cezbi ile gideriz."[101]

2520. Sıkı tuttuğun vakit, o "Hu'nun tevfîkidir. Her kuvvet ki sana gelir, onun cezbidir.

Insân-ı kâmili bulmak ve ona sıkı sıkı sanlmak, sana hüviyyet-i ilâhiyyeden nâzil olan bir tevfîktir ki, bu lütfa muvaffak oldun. Bu tevfîk sana Hak’tan olduğu gibi, tarîk-ı Hak’ta terakkine bâis olan her kuvvet de yine Hak Teâlâ’nın seni kendi tarafına çekmesindendir. “Cezb-i ost” da “O” zamîri Hakk’a râci’dir. Nitekim cenâb-ı Pîr bir gazellerinde aynı ma’nâyı sarahaten beyân buyururlar. Beyit:

Tercüme ve îzâh: “Âyet-i kerîmede (En’âm, 6/151) [ya’ni “Geliniz, de!"] buyurulması, Hakk’ın cezbinden alâmettir. Biz Hak tarafına yine Hak Teâlâ ’nın çekmesiyle gideriz. ”[102]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)