İçeriğe atla
En'âm 27Cüz 7 · Sayfa 130

En'âm Sûresi 27. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Velev terâ iż vukifû ‘alâ-nnâri fekâlû yâ leytenâ nuraddu velâ nukeżżibe bi-âyâti rabbinâ ve nekûne mine-lmu/minîn(e)

Ateşin karşısında durdurulup da, "Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve mü'minlerden olsak" dedikleri vakit (hallerini) bir görsen!

En'âm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Velev terâ iz vukifû ‘alâ-nnâri fekâlû yâ leytenâ nuraddu velâ nukezzibe bi-âyâti rabbinâ ve nekûne mine-lmu/minîn(e)” Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! (6/27)


Hitabda, hazır ve gaib aynı durumdadır…

- ≪Ateşe karşı durduruldukları zaman bir görsen...≫ (6/27) Mealine gelen ayet-i kerimedeki;

- ≪Görsen...≫

Kelimesine de muhatab, sadece Resulullah S.A. efendimiz değil, bütün görenlerdir… Yeri geldikçe hep sohbetlerde söyleniyor ya; Kur'an-ı Kerim eğer muhatab olarak sadece Hz. Peygamber'e S.A. indirilmiş olsaydı, bugün artık Kûr'ân-ın yeryüzünde olmaması lazım gelirdi. Çünkü O'na indirildi, O'nunla beraber gitmesi gerekirdi. Ama bugün var, kıyamete kadar da ver olacağına göre, demek ki; okuyanları olacak, muhatabları olacak, yaşayanlar olacak o hadiseyi. Aslında her birerlerimiz olacağız. Veya olmamız gerekiyor ve her ayeti bize geliyor. Hepimizin evinde bir tane, iki tane mealli veya mealsiz Kûr'ân var. Onun kabuğu, kâğıdı bizim olduğu gibi, bütün içindeki manalar da bize geliyor. Hepsi bize ait onların. İsrail'den de Semud ve Ad kavminden de bahsetse, hangi kavimden, neden bahsederse bahsetsin bizden bahsediyordur. Çünkü, o mertebelerin hepsi bizde mevcut. Uluhiyet mertebesini kendi bünyesinde bulunduran ve hakkın hüviyetinden kaynaklanan insanın; tabi ki bu mertebelerin hepsi kendisinde mevcut olacak. Olmazsa, insan olmaz zâten.[20]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)