İçeriğe atla

Abdülkerîm Cîlî'nin Sıfât-ı Subûtiyye kavramına yaklaşımı nasıldır?

Kişi-KonuOrta düzey0 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Abdülkerîm Cîlî'nin sıfât-ı subûtiyye kavramına yaklaşımı, Hak Teâlâ'nın zâtının esmâ ve sıfatlardan müberrâ olduğu Ahadiyyet mertebesinde yalnızca "İnniyet" ve "Hüviyet" olmak üzere iki özelliğin zuhura çıktığı yönündedir¹. Bu yaklaşım, sıfât-ı subûtiyyenin Ulûhiyyet ve Vâhidiyyet mertebelerinde tezahür ettiğini ve Rahmâniyyet tecellisi içerisinde faaliyete geçtiğini belirtir. Cîlî'nin bu görüşü, sıfât-ı subûtiyyenin Allah'ın zâtına ait ve ezelî olan Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi' ve Basar gibi sıfatlar olduğunu, hatta bazı kaynaklarda "mükevvenat"ın da sekizinci sıfat olarak zikredildiğini vurgular²·³.

Detaylı cevap

Abdülkerîm Cîlî'nin tasavvufî düşüncesinde sıfât-ı subûtiyye, Allah'ın zâtına ait olan ve ezelî kabul edilen sıfatlardır. Bu sıfatlar, Hak Teâlâ'nın Ahadiyyet mertebesinde esmâ ve sıfatlardan münezzeh olduğu bir hâlde, yalnızca "İnniyet" ve "Hüviyet" olarak iki özelliğin zuhur etmesiyle başlar¹. Daha sonra Ulûhiyyet ve Vâhidiyyet mertebelerinde sıfât-ı subûtiyye meydana gelir ve Rahmâniyyet tecellisi içerisinde faaliyete geçer⁴. Bu sıfatlar; Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi' ve Basar'dır⁵·⁶. Bazı kaynaklarda ise bu yedi sıfata ek olarak "mükevvenat"ın da sekizinci sıfat olarak zikredildiği görülür, bu da âlemlerin meydana gelmesini ifade eder²·³. Cîlî'nin bu yaklaşımı, sıfât-ı subûtiyyenin tüm ilâhî isimlerin kaynağı olduğunu ve Fâtihâ-i Şerîf ile birlikte "seb'ul mesâni" olarak anıldığını belirtir⁷. Sâlikin seyr-i sülûk yolunda nefsini temizleyerek, beşerî sıfatlarından soyunup ilâhî sıfatlarla tahakkuk etmeye başlaması, sıfât-ı subûtiyyenin kişinin üzerinde tecelli etmesiyle mümkündür. Gaflet hâlinde olan kişi, bu sıfatları kendine ait zannederken, idrâk eden kişi onların Hakk'a ait olduğunu bilir ve bu sayede Hak Teâlâ'nın izniyle kullanır⁸. Abdülkerîm Cîlî, İbnü'l-Arabî takipçisi olarak eserlerinde ve sohbetlerinde sık sık bu tür düşüncelere yer vermiştir⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180) · s.136Zira rububiyet bir sıfattır, Zat-ı ahadiyet ise esma ve sıfattan müberradır, beridir yani orada isimler ve sıfatlar yoktur. Ancak ne olduğunu biliyorduk, Abdül Oku
  2. 2Er-Rahmân · s.10“sıfat-ı subutiyye” yi yani 7 sıfatını Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi, Basar ve 8’ incisi “mükevvenat”ı, yani bu alemleri meydana getirmiş olmaktadır. Oku
  3. 3Furkân Sûresi · s.130Buradan da “Vahidiyyet” e tenezzül ederek; “sıfat-ı subutiyye” yi yani 7 sıfatını Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi, Basar ve “mükevvenat”ı, yani bu âlemlOku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31) · s.47Rahmâniyyeti de, sıfâtı subûtiyyesiyle hayât, ilim, irade, kudret, kelâm, semi', basar sıfâtlarının burada zuhura çıkmasıdır. Ahadiyyette 2 özelliği vardı. UlûhOku
  5. 5Tasavvuf Izâhları · s.89.) ------------------- KULU, RAHMÂN'IN SEVMESİ : Sâlik, seyr-i sülûk yolunda, nefsini temizleyerek, Hakk'tan gelen ma’nâları idrak ederek, beşeri sıfatlarından Oku
  6. 6Kelime-i Tevhîd · s.356Bu defa isimlerin dahi kökenlerinin Allah'ın sıfatlarına "Sıfat-ı Sübûtiyye" (Allah'ın zâtına ait olan ve ezelî olan sıfatları) yani hayat, ilim, irade, kudret,Oku
  7. 7Gülşen-i Râz ve Şerhi (1) · s.149. “Seb’ul mesâni” yânî iki yediliden kasıt Fâtihâ-ı Şerîf ve sıfatı subûtiyedir. Sıfatı subûtiyyenin hepsinin insanda olmasına teşbih yapılmaktadır. Bütün ilâhîOku
  8. 8Tasavvuf Izâhları · s.97Hani Cenâb-ı Hakk'ın zatında, kaimi bi nefsihi dediği gibi, Mûsâ (a.s.)'a, “ seni nefsim için seçtim ” (20/41) dediği nefstir. Nefsle ilgili burada isim benzerlOku
  9. 9Aşk ve İrfân Yolunda · s.349Allah’ın zâtı, esması, sıfatları, varlık mertebeleri, vahdet-i vücûd vb. konularda sadık bir İbnü’l-Arabî takipçisidir. Yine tasavvuf düşüncesinin önemli şahsiyOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.