Ârif kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?
Ârif kavramı, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinde birden fazla Fass (bölüm) ile ilişkilendirilir; zira ârifin makamları ve hâlleri farklı peygamberlerin hikmetleri üzerinden açıklanır. Özellikle Mûseviyye Fassı, ârifliğin en yüksek mertebesi olan Hak ile söyleşme makamına işaret ederken, İsmail Fassı, ârifin Rabb-ı hâsını idrak etmesini ve nefse ait hazlardan fani olmasını ele alır¹·². Ayrıca, ârifin kalbinin hakikat cennetinin kapısı olması ve kâmil ârifin hâlleri Şuaybiyye Fassı'nda³·⁴, âriflerin başlangıçtan idrak sahibi olmaları ise Ya'kûbî ve Hûdî Fassları'nda detaylandırılır².
Detaylı cevap
Ârif, tasavvufta Hak'ı tanıma makamına erişmiş, mârifet sahibi kimseye denir. Bu makamın farklı veçheleri Fusûsu'l-Hikem'in çeşitli Fass'larında işlenir.
Mûseviyye Fassı: Ârifliğin zirvesi olan Hak ile söyleşme hâli, Hz. Mûsâ'nın kelîmiyyet makamıyla ilişkilendirilir ve bu Fass'ta ele alınır.
İsmail Fassı: Bu Fass, "Hikmet-i Aliyye" olarak da bilinir ve ârifin Rabb-ı hâsını idrak etmesi, mârifet-i Rabbâniyye'ye ulaşması ve nefse ait hazlardan fani olması konularını içerir⁵·¹. Ârif, nefse ait hazlardan fani olduğunda, "Benim cennetime gir!" hitabını "kendi zâtına ve tekil hakikatına gir ki, onda Beni bulasın; ve onunla Beni müşahede edesin" şeklinde anlar¹. Âriflerin başlangıçtan idrak sahibi olmaları ve gamdan uzak kalmaları da İsmail Fassı'nda detaylandırılır².
Şuaybiyye Fassı: Ârifin kalbi, hakikat cennetinin kapısı olarak görülür ve kâmil ârifin kalbi, mühür yüzüğünün kaşının yeri mertebesindedir⁴·³. Bu Fass'ta, Hakk'ın nâzırın mizacı hasebiyle mütenevvi' olması ile kayd-ı mizâcdan kurtulan zevâtın mizacının tecellînin tenevvüüne tâbi' olması arasındaki fark, gayr-ı kâmil ve kâmil ârifler üzerinden açıklanır⁶.
Ya'kûbî ve Hûdî Fassları: Âriflerin başlangıçtan beri idrak sahibi oldukları, gam ve son hallerden etkilenmedikleri, Hakk'ın sıfat ve ilâhî isimlerinin zâhid olduğu a'yân-ı sâbite mertebesinden idrak ve farkındalık sahibi oldukları bu Fass'larda açıklanır².
Ayrıca, İbrahimî Fassı'nda kulun nefsini Rabbine siper etmesi¹, Üzeyrî Fassı'nda sırr-ı kader⁷ ve Muhammedî Fassı'nda ölümden korkma hâli⁸ gibi ârifin hâlleri ve idrakleri farklı Fass'larda ele alınır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i İsmâiliyye · s.69“İmdi huzûzât-ı nefsâniyyesinden fânî olan ârife “Benim cennetime gir!” &10024; İmdi, nefse ait hazlarından fani olan ârife "Benim cennetime gir!" denilince, o â”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1293“Arifler başlangıçdan idrâkli olmuşlardır; gamdan ve son hallerden fariğdirler, &10024; Arifler başlangıçtan beri idrâk sahibidirler; gam ve son hallerden etkile”Oku
- 3Kelime-i Şuaybiyye · s.37“Çünkü ârifin veyâ insân-ı kâmilin kalbi, fass-ı hâtemin mahalli12/12 menzilesindedir, hâtemden ziyâde değildir. ... Zira ârifin veya insân-ı kâmilin kalbi, fass”Oku
- 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.1912“Hâlbuki âriflere nazaran mehtâbların aksi ve doğuş yeri olan kalp, hakikat cennetinin kapısıdır. Bu sebeple kalp, sana göre taş ve aziz olan kâmillere göre paha”Oku
- 5İsmail Fassı
- 6Kelime-i Yûnusiyye · s.101“Fass-ı Şuaybî’de mürûr etti. Ve işte bu iki i’tibârın küllîsi, hakāyıkta câizdir. Ya’ni Hakk’ın, nâzırın mizâcı hasebiyle mütenevvi’ olması câiz olduğu gibi, ka”Oku
- 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.5479“Ve sırr-ı kader hakkındaki tafsilât Fusüsu'-Hikem'de Fass-ı Üzeyri'de mündericdir. 1. İş, şaşı olmayan ârif içindir; onun gözü evvel olan ekinlerin üzerin- .104”Oku
- 8Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) · s.211“Zîrâ rûh aslını ârifdir ve nefis aslından gafil ve câhildir. Binâenaleyh nefsânî sıfatlarından kurtulamamış olan mü’minler ölümden istikrâh eder ve korkarlar. ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.