İçeriğe atla

A'yân-ı sâbite ile A'yân-ı hâricıyye aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?

Çaprazlama3 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

A'yân-ı sâbite ve a'yân-ı hâriciyye, tasavvufî anlayışta varlığın iki farklı tezahür mertebesini ifade eder ve İbn Arabî'nin Fusûs'unda merkezi bir yer tutar. A'yân-ı sâbite, eşyanın Hakk'ın ilminde ezelî olarak sabit olan asıl mahiyetleri, ilâhî sûretleri ve kâinatın taslağı iken, a'yân-ı hâriciyye bu ezelî hakikatlerin dış âlemde, yani âlem-i şehâdette zuhur eden gölgeleridir¹. Bu iki mertebe, vahdet-i vücud doktrini çerçevesinde, a'yân-ı sâbitenin "lisân-ı isti'dâd" ile kendi varlığını istemesi üzerine Hakk'ın "kün" emriyle dış âlemde tecelli etmesi işleyişyla buluşur. Her a'yân-ı sâbite, ilâhî ilimde ne şekilde sabit olmuşsa, dış âlemde de o sûretle zuhur eder; zira ilâhî kelimelerde tebdil (değişim) yoktur ve a'yân-ı hâriciyye, a'yân-ı sâbitenin zıllidir².

Detaylı cevap

A'yân-ı sâbite, tasavvuf metafiziğinin temel kavramlarından olup, eşyanın Hak'ın ilminde ezelî olarak sabit olan "asıl mahiyetleri"dir. Bunlar, ulûhiyyetin bir düzeni, vahdetin yaygın hali, gayb âleminin tafsili ve ilâhî isim ve sıfatların eserleridir³·⁴. Hakk'ın malumatı ve yüce harfler olarak da nitelenen a'yân-ı sâbite, Hazerât-ı Hamse sıralamasında vâhidiyyet mertebesinde, yani taayyün-i sânîde yer alır. Her a'yân-ı sâbite, İzâfi Zât'ın bir vechine karşılık gelir ve sabittir; aynı a'yân-ı sâbiteden bir ikincisi mümkün değildir⁵.

A'yân-ı hâriciyye ise, a'yân-ı sâbitelerin dış âlemdeki zuhurları, yani gölgeleridir¹·⁶. Bu dış âlemdeki varlıklar, a'yân-ı sâbitelerin programı doğrultusunda ortaya çıkar⁶. A'yân-ı sâbiteler, ilâhî ilimde ne sûretle sabit olmuşlarsa, dış âlemde de o sûretle zuhur ederler; çünkü ilâhî kelimelerde bir değişim söz konusu değildir². Bu durum, "zıll, zî-zıllın sûreti üzeredir" ilkesiyle açıklanır². A'yân-ı sâbiteler, kendi varlıklarını "lisân-ı isti'dâd" (kabiliyet dili) ile Hak'tan talep ederler ve bu talep üzerine Hak Teâlâ'nın "kün" (ol) emriyle eşya dış âlemde vücud bulur. Böylece, ilâhî ilimde sabit olan ezelî hakikatler (a'yân-ı sâbite) ile dış âlemde zuhur eden varlıklar (a'yân-ı hâriciyye) arasında bir buluşma ve tecelli mekanizması işler. A'yân-ı hâriciyye, a'yân-ı sâbitelerin zılleri olduğundan, bağımsız bir vücuda sahip olmayıp, zıll sahibinin vücuduna muzaf bir vücuttur¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Yûsufiyye · s.180tekessireden müteşekkil olan vücûd-ı izâfîdir. Ya’ni ilm-i ilâhîde zâhir olan a’yân-ı sâbite esmânın zıllı olduğu için hayâldir. Binâenaleyh bu hayâlî olan sûreOku
  2. 2Kelime-i Mûseviyye · s.813Demek ki a’yân-ı sâbite ilm-i ilâhîde ne sûretle sâbit olmuşlar ise, vücûd-ı hâricîde dahi ancak o sûretle zâhir olurlar. Çünkü kelimât-ı ilâhiyye için tebdîl yOku
  3. 3Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.16A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  4. 4Vahiy ve Cebrâîl · s.30A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  5. 5Şûrâ Sûresi · s.140Zat'ın bir veçhi diğer veçhinden farklıdır dolayısyla bir a’yân-ı sâbiteden ancak bir tane vardır ve aynı a’yân-ı sâbiteden bir ikinci a’yân-ı sâbite olması mümOku
  6. 6TB. Kelime-i Yûsufiyye · s.85A'yân-ı hâriciyye ise a'yân-ı sabitenin gölgesidir. Yani şunun programı batındaki ayan-ı sabiteden geldiğinden ayan-ı sabite özdeki, bir de bunların programı ayOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.