İçeriğe atla

A'yân-ı sâbite ve A'yân-ı hâricıyye'yi birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?

Çaprazlama0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

A'yân-ı sâbite ve a'yân-ı hâriciyye'yi birlikte düşünmek, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserindeki Şîsiyye Fassı üzerinden anlaşılır. Bu Fass, varlığın Hak'tan halka tenezzülünü sağlayan "nefes-i Rahmânî" kavramını açıklayarak, a'yân-ı sâbitelerin (ezelî mahiyetler) nasıl dış âlemde (a'yân-ı hâriciyye) zuhur ettiğini ortaya koyar. A'yân-ı sâbite, Hak'ın ilminde ezelî olarak sâbit olan eşyanın hakikatleri iken, a'yân-ı hâriciyye bu hakikatlerin dış dünyadaki somutlaşmış halleridir. Şîsiyye Fassı, bu iki mertebe arasındaki geçişi ve ilâhî nefesin bu süreçteki rolünü izah eder.

Detaylı cevap

A'yân-ı sâbite, tasavvuf metafiziğinin temel kavramlarından olup, eşyanın Hak'ın ilminde ezelî olarak sâbit olan "asıl mahiyetleri"dir; kâinatın "taslağı" veya "planı" olarak da ifade edilir. Bu ezelî hakikatler, henüz dış varlık sahasına çıkmamış, ancak "ne olacaksa o" olarak belirlenmiş ilâhî sûretlerdir. Hazerât-ı Hamse sıralamasında vâhidiyyet mertebesinde yer alan a'yân-ı sâbite, taayyün-i sânî olarak da bilinir. Onlar, Hak'ın sıfat ve ilâhî isimlerinin zâhir olduğu mertebedir¹. Her a'yân-ı sâbite, İzâfi Zât'ın bir vechine karşılık gelir ve sabittir; bir a'yân-ı sâbiteden ancak bir tane vardır².

A'yân-ı hâriciyye ise, a'yân-ı sâbitelerin dış dünyada, yani âlem-i şehâdette somutlaşmış, varlık kazanmış halleridir. A'yân-ı sâbiteler, "lisân-ı isti'dâd" (kabiliyet dili) ile Hak'tan kendi varlıklarını isterler ve Hak Teâlâ'nın "kün" (ol) emriyle dış varlık sahasına çıkarlar. Bu süreç, "nefes-i Rahmânî" ile açıklanır. Nefes-i Rahmânî, ilâhî isimlerin ve sıfatların a'yân-ı sâbiteler üzerinde tecelli ederek onları dış âlemde var etmesidir³. Şîsiyye Fassı, bu tenezzülât sürecini ve a'yân-ı sâbitelerin dış âlemdeki tezahürünü detaylı bir şekilde ele alır. Hak Teâlâ, isimleriyle a'yân-ı sâbite aynalarında, a'yân-ı sâbiteler de Hak vücudunun aynasında zâhir olur; böylece a'yân-ı sâbite Hakk'ın, Hak da a'yân-ı sâbitenin aynası haline gelir⁴. Bu bağlamda, a'yân-ı sâbite zaman ötesi bir tümel iken, zamana bağlı olarak taayyün eden a'yân-ı sâbiteye kader denir; bu, somut bir varlık olmak üzere hazırlıklarını tamamlamış bir a'yân-ı sâbitedir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1293Yani, ârifler Hakk'ın sıfat ve ilâhî isimlerinin zâhid olduğu a'yân-ı sâbite mertebesinden idrâk ve farkındalık sahibi olmuşlardır. Ayrıca, ilâhî bilgide sâbit Oku
  2. 2Şûrâ Sûresi · s.140Zat'ın bir veçhi diğer veçhinden farklıdır dolayısyla bir a’yân-ı sâbiteden ancak bir tane vardır ve aynı a’yân-ı sâbiteden bir ikinci a’yân-ı sâbite olması mümOku
  3. 3Kelime-i İlyâsiyye · s.21122/53 i’tâ olunur; ve bu hikmet dahi, nâmütenâhî olan a’yân-ı halkıyye sûretlerini vücûd-ı vâhid-i Hakk’ın taklîb etmesidir; ve hayr-ı kesîr ise vücûd-ı vâhid-iOku
  4. 4Kelime-i Ya'kûbiyye · s.96Bu mukaddeme ma’lûm olduktan sonra metnin şerhine mübâşeret edelim: Metn-i sâbıktaki beyânât lisân-ı zâhir üzere vâki’ olmuş idi. Fakat beyânâtın sırrı ve bâtınOku
  5. 5Bir Ressam Hikâyesi · s.36A’yân-ı sâbite zaman ötesinde bir tümeldir. Eğer bir tümel zamana bağlı bir varlık haline geçecekse önce zamanın belirli bir anıyla irtibatlandırılır. Zamana baOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.