İçeriğe atla

A'yân-ı Sâbite ve Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1)'in tasavvufî dilleri arasındaki fark nedir?

Çaprazlama0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

A'yân-ı Sâbite ve Esmâü'l-Hüsnâ kavramlarının tasavvufî dilleri arasındaki fark, her birinin Hakikat-i Muhammediyye'nin farklı mertebelerdeki tezahürlerini ifade etmesinden kaynaklanır. A'yân-ı sâbite, Hakk'ın ilminde ezelî olarak sabit olan, henüz harici varlığa çıkmamış eşyanın hakikatleri, yani ilâhî sûretlerdir. Bunlar, Hazerât-ı Hamse sıralamasında vâhidiyyet mertebesinde yer alır ve esmâ-i ilâhiyyenin gölgeleri (zılleri) olarak âlemin bâtınî hakiki sûretini oluşturur¹. Esmâü'l-Hüsnâ ise, Hakk'ın zâtında mahfî olan ve vahdet mertebesinden gelen ilâhî isim ve sıfatlardır². Bu bağlamda, a'yân-ı sâbite, esmâ ve sıfatların zuhur ettiği, âlemin sûretini oluşturan ilâhî ilimdeki mahiyetler iken; esmâü'l-Hüsnâ, bu mahiyetlerin kaynağı olan ilâhî isim ve sıfatların kendisidir.

Detaylı cevap

Tasavvufî terminolojide her kavramın lugat, akâid ve mârifet olmak üzere üç farklı dili bulunur. A'yân-ı sâbite ve Esmâü'l-Hüsnâ kavramları da bu üç dilin farklı katmanlarında anlaşılır. A'yân-ı sâbite, Hakk'ın ilminde ezelî olarak sâbit olan, eşyanın asıl mahiyetleri ve kâinatın taslağıdır. Bu ilâhî sûretler, henüz harici varlığa çıkmamış olmakla birlikte, kendi varlıklarını Hak'tan "lisân-ı isti'dâd" (kabiliyet dili) ile talep ederler³. A'yân-ı sâbite, vâhidiyyet mertebesinde yer alır ve esmâ-i ilâhiyyenin zılleri olarak âlemin bâtınî hakiki sûretini teşkil eder¹. Her bir a'yân-ı sâbite, İzâfi Zât'ın bir veçhine karşılık gelir ve sabittir; aynı a'yân-ı sâbiteden bir ikincisi mümkün değildir⁴.

Esmâü'l-Hüsnâ ise, Hakk'ın zâtında mahfî olan ve vahdet mertebesinden gelen ilâhî isim ve sıfatlardır². A'yân-ı sâbiteler, esmâ ve sıfatların zılleri olarak kabul edilirken¹, esmâü'l-Hüsnâ, bu zıllerin kaynağı olan ilâhî isimlerin kendisidir. Ahadiyyet mertebesinde esmâ ve sıfât henüz kapalı iken, vâhidiyyet mertebesinde esmâ tafsîl bulur. Bu bağlamda, a'yân-ı sâbite, esmâ ve sıfatların ilâhî ilimdeki tezahürleri ve âlemin sûretini oluşturan mahiyetler iken; esmâü'l-Hüsnâ, bu mahiyetlerin temelini oluşturan ilâhî isim ve sıfatların kendisidir. Dolayısıyla, a'yân-ı sâbite, esmâü'l-Hüsnâ'nın ilâhî ilimdeki yansımaları ve her bir varlığın kendine özgü ilâhî kimliğini belirleyen ezelî taslaklarıdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i Mûseviyye · s.19demekten murâdımız dahi, esmâ-i hüsnâ ve sıfât-ı ulyâdır ki, Hak Teâlâ hazretleri bu isimler ile müsemmâ ve bu sıfatlar ile muttasıftır. Binâenaleyh “âlemin sûrOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1002ŞE ley alkolik Pa Ley dili öze oy e 2939. Başı yokdur; çünkü ezelden ileridir; ayağı yoktur, ebede karâbeti vardır. &10024; Başı yoktur; çünkü ezelden ileridir;Oku
  3. 3A'yân-ı Sâbite · s.158بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ Kaldığımız yerdebn devam edelim, Fusûs’ul Hiken Cilt 1. Mukaddime sayfa 21 Kazâ ve Kader bölümü. A’yân-ı sâbitenin tarifinOku
  4. 4Şûrâ Sûresi · s.140Zat'ın bir veçhi diğer veçhinden farklıdır dolayısyla bir a’yân-ı sâbiteden ancak bir tane vardır ve aynı a’yân-ı sâbiteden bir ikinci a’yân-ı sâbite olması mümOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.