İçeriğe atla

Cem ile Cem'u'l-cem aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?

Çaprazlama1 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Cem ve cem'u'l-cem kavramları, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerini ifade eder ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'indeki Mûseviyye Fassı'nda Kelîmullâh makâmı bağlamında derinlemesine ele alınır. Cem, sâlikin kesretten vahdete ulaşarak bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması, çoklukta birliği görmesi makâmıdır¹. Cem'u'l-cem ise bu birliğin içinde tekrar çokluğu idrâk etme, yani vahdeti kesretle birlikte müşâhede etme hâlidir; bu, sülûkun nihâyeti ve kâmil vâsıllığın kemâlidir². Bu iki makâm, Mûseviyye Fassı'nda Hz. Mûsâ'nın Kelîmullâh oluşu ve Tûr'da Allah ile vasıtasız hitâbeti üzerinden, sâlikin Hakk ile olan ilişkisinin derinleşmesi ve hakikatleri katmanlı olarak idrâk etmesi şeklinde birleşir.

Detaylı cevap

Cem ve cem'u'l-cem, tasavvufî sülûkun temel makâmlarındandır ve bir silsile içinde ilerler: Fark, Cem, Cem'u'l-cem. Fark makâmında sâlik, Hak, kul, dünya, âhiret gibi her şeyi ayrı taayyünler olarak algılar; bu, kesretin farkındalığıdır. Cem makâmına gelindiğinde ise sâlik, kesretin ardındaki vahdeti görmeye başlar; her şeyin Hak'ın tecellîsi olduğunu idrâk eder. Bu makâmda eşyâ saydamlaşır ve "Lâ fâile illâllâh" (Allah'tan başka fâil yoktur) müşâhede edilir. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, cem makâmına gelen köle, cezbe içinde fenâ hâline ulaşır ve nazarından görünen eşyayı kaybeder³.

Cem'u'l-cem ise cem makâmının ötesinde, vahdeti kesretle birlikte görme hâlidir; Hak'ın hem bir hem de çok olduğunu idrâk etmektir. Bu makâm, "birliklerin birliği" veya "bütünün birliği" olarak da ifade edilir⁴·⁵. Sâlikin sülûkunun nihâyeti olan cem'u'l-cem, şerîatın başlangıç, cem'u'l-cem'in ise nihâyet olduğu mânevî zincirin son halkasıdır². Meşâyih-i kirâm bu makâma "fark ba'de'l-cem'" de derler⁶.

Bu iki makâm, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'indeki Mûseviyye Fassı'nda, Hz. Mûsâ'nın Kelîmullâh makâmı üzerinden birleşir. Hz. Mûsâ'nın "Allah'ın kelâm söylediği" anlamına gelen Kelîmullâh lakabı, Hak ile vasıtasız hitâbet ilişkisinin remzidir. Mûseviyye Fassı, Hz. Mûsâ'nın Tûr'da Allah ile konuşmasını ve "rabbi erinî enzur ileyk" (Rabbim, bana göster, sana bakayım) duâsını ele alır. Bu diyalog, sâlikin cem makâmında Hakk'ın tecellîlerini müşâhede etme arzusunu ve cem'u'l-cem makâmında ise bu tecellîlerin hem birliğini hem de çokluğunu idrâk etme çabasını sembolize eder. Hz. Peygamber'in, fenâ ve cem makâmına gelmiş köleyi tekrar fark ve cem'u'l-cem mertebesine çekmesi, kâmil vâsılın hem birliği hem de çokluğu bir arada yaşayabilme yeteneğini gösterir⁷. Bu, ef'al, esmâ, sıfat ve zât mertebelerindeki cemiyetlerin hepsinin toplandığı yer olan cem'u'l-cem makâmıdır⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-136,-Cem
  2. 2Sâd Sûresi · s.31Bu mânevî zincirin başlangıcı şerîattır, nihâyeti ise cem’u’l-cem mertebesidir. -------------------Oku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.640Yani, "Köle o cezbe içinde fenâ (benliğin yok olması) ve cem' (çoklukta birliği görme) makamına gelip nazarından görünen şeyleri kaybetmiş ve eli ayağı amelden Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.290“Sen iç dünyanda olan ikiyüzlülük hastalığından taş gibi kaskatı kalmış bir koruksun, halbuki senin gibi koruk olarak gelmiş olan mürid arkadaşların, ikiyüzlülüOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.5078Yani, sen ayın kursu gibi bir olan varlığı halk ve Hak diye iki gördün ve "cem'u'l-cem" (bütünün birliği) hâlinden gaflet içinde olup, âlemin bütünsel yapısına Oku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.977Meşâyih-i kirâm hazarâtı bu makâma “cem'ü'l-cem'" veyâ “fark ba'de'I-cem'” derler,Oku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.641Yani, “Köle o cezbe içinde fenâ ve cem' makamına gelip nazarından görünen eşyayı kaybetmiş ve eli ayağı amelden kalmış idi. Şanlı peygamberimiz (a.s.) hazretlerOku
  8. 8TB. Kelime-i Îseviyye · s.188. -------------- Yani ey Hak yolunda yürüyen yolcu suluk etmiş olan salik ya'nî ey sâlik-i râh-ı Huda, makâm-ı cem'u'l-cem'e yani cemlerin cemi yani ef’al merteOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.