İçeriğe atla

Cem ve Fark'ı birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?

Çaprazlama0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Cem ve Fark'ı birlikte düşünme, yani "Cem'-i Fark" veya "Fark fî'l-Cem'" makamı, tasavvuf sülûkunun kemâl mertebesini ifade eder. Bu makamda sâlik, kesretin (fark) ardındaki vahdeti (cem) idrak etmekle kalmaz, aynı zamanda vahdeti kesretle birlikte, yani Hakk'ın hem bir hem de çok olduğunu müşâhede eder. Bu hâl, Fusûsu'l-Hikem'in İsmail Fassı'nda ele alınan "Hikmet-i Aliyye" ile ilişkilendirilebilir; zira İsmail Fassı, mârifet-i Rabbâniyye, teslim ve rıza ekseninde saîd olmanın sırrını ve her kulun özel Rabbi olan "Rabb-ı hâs" kavramını işler ki bu da cem ve farkın birleşimine işaret eden bir derinliği barındırır¹.

Detaylı cevap

Cem ve Fark kavramları tasavvufî sülûkun temel mertebelerini oluşturur. Başlangıçta sâlik, her şeyi ayrı ayrı algıladığı Fark makamındadır; bu, "şu Hak, şu kul, şu dünya, şu âhiret" şeklinde kesretin farkındalığıdır. Sülûkun ilerleyen aşamalarında sâlik, bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplar ve kesretin ardındaki vahdeti görmeye başlar; bu hâl Cem makamıdır. Cem makamı, tevhid-i ef’al, tevhid-i esma, tevhid-i sıfat ve tevhid-i Zat mertebelerindeki birliği ifade eder²·³. Bu mertebede ârif, Hak'tan ayrı değildir; demirin ateşte kızarması gibi, Hak ile birlik hâlindedir⁴. Ancak kemâl mertebesi olan Cem'-i Fark veya Fark fî'l-Cem' makamı, sâlikin vahdeti kesretle birlikte müşâhede etmesidir; yani "Hak hem birdir hem çoktur" idrakine ulaşmasıdır. Bu, vâsıllığın kemâli olup, bekâ billâh ehli bu makamdadır. Bu makamda ârif, cem makamından fark makamına indiğinde, Hak'la halk arasındaki farkı ispat etmek için kulluk makamında sağlam durur⁴. Fusûsu'l-Hikem'in İsmail Fassı, "Hikmet-i Aliyye"yi ve "Rabb-ı hâs" kavramını ele alarak, her kulun kendine özgü bir Rabbi olduğunu ve mârifet-i Rabbâniyye'nin teslim ve rıza ekseninde gerçekleştiğini belirtir (İsmail Fassı). Bu durum, Hakk'ın her bir tecellîsinde hem birliği hem de o tecellîye özgü ayrılığı idrak etmeyi gerektirdiğinden, Cem ve Fark'ın birlikte düşünülmesini sağlayan bir zemin sunar. Mesnevî-i Şerîf şerhlerinde de bu bahislerin Fusûsu'l-Hikem'in Ya'kûbî, Hûdî ve İsmâilî Fasslarında geçtiği belirtilir¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1294Bu sebeble ârif gamdan ve son halleri düşünmekten fâriğ olmuştur ve vücüd-ı Hak'tan gayrı bir mevcüd görmemişlerdir. Bu bahislerin tafsili Fusüsu'-Hikem'de FassOku
  2. 2TB. Kelime-i Şîsiyye · s.51Nispetler ise Zat’ın aynı olarak “Cem” makamındadır. Tevhid-i ef’al, tevhid-i esma, tevhid-i sıfat, tevhid-ı Zat. Tevhid-i ef’al demek fiillerin birliği, tevhidOku
  3. 3Muhammed Sûresi · s.145Nispetler ise zat’ın aynı olarak “Cem” makamındadır. Tevhid-i Ef’al, tevhid-i esma, tevhid-i sıfat, tevhid-ı Zat. Tevhid-i ef’al demek illerin birliği, tevhide Oku
  4. 4Kelime-i İshâkiyye · s.186Sözün özü, ârif "cem'" (birlik) mertebesinde Hak'tan ayrı değildir. Örneğin, demir ateşte kıpkırmızı olur ve ateş sıfatıyla nitelenir. Bu hâl, demirin ateş ile Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.