Fakr niçin Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?
Fakr, tasavvufta sâlikin Hak karşısında mutlak ihtiyaç sahibi olduğunu idrâk etmesi ve kalbinin Hak'tan başkasına muhtaç olmaması hâlidir. Bu hâl, Muhammediyye Fassı'nda derinlemesine anlaşılır; zira Hakîkat-i Muhammediyye, Allah'ın fakr elbisesiyle zuhur ettiği mahallerden biri olarak kabul edilir¹·². Fakrın kemâle ermesiyle sâlikin vehmedilmiş varlığı zâil olur ve nazarında Hak'tan başka bir varlık kalmaz; bu durum, "Fakr tamam olduğu vakit işte O Allah'tır" ifadesiyle fenâ fillâh mertebesine işaret eder ki, bu hâl ancak zevkî ilim ve şerh-i sadr neticesinde hâsıl olur³·⁴. Hakîkat-i Muhammediyye'nin zıddı câmi' olması ve bütün mertebeleri ihata etmesi⁵·⁶, fakrın en yüksek kemâl mertebesi olan fenâ ile olan ilişkisini Muhammediyye Fassı'nda idrak etmeyi mümkün kılar.
Detaylı cevap
Fakr, sâlikin Hak karşısında mutlak ihtiyaç sahibi olduğunu kalben tahkik etmesidir; bu, malın azlığı değil, kalbin Hak'tan başkasına muhtaç olmaması hâlidir. Muhammediyye Fassı'nda fakrın anlaşılması, Hakîkat-i Muhammediyye'nin tasavvuf metafiziğinin en yüksek kavramı ve İslâm kâinat nizamının merkez taşı olmasıyla yakından ilişkilidir⁷. Hakîkat-i Muhammediyye, Allah'ın fakr elbisesiyle zuhur ettiği mahallerden biri olarak kabul edilir¹·². Bu durum, Hz. Muhammed'in temsil ettiği kemalat mertebesi ve tevhidin en üst zuhuru olan Mertebe-i Muhammediyye ile de örtüşür⁸. Fakrın en derin kademesi olan vücudî fakr, sâlikin kendi vücud iddiâsından fakîr olması, yani "ben varım" demeyi terk etmesidir ki, bu fenânın eşiğidir. "Fakr tamam olduğu vakit işte O Allah'tır" ifadesi, sâlikin kendi vücud fakrını kemâle erdirdiğinde geriye sadece Hak'kın kalmasını, yani fenâ fillâh'ı anlatır⁹·³·⁴. Bu hâl, ancak şerh-i sadr neticesinde hâsıl olan ilm-i zevkî ile idrak edilebilir; zira bu mertebede sâlikin vehmedilmiş varlığı zâil olur ve nazarında Hak'tan başka bir varlık kalmaz³·⁴. Hakîkat-i Muhammediyye'nin İblis'i dahi muhit olması, yani zıddı câmi' olması¹⁰·¹¹·⁵, ve Efendimiz'in belirli bir mertebede olmayıp bütün mertebeleri ihata etmesi⁶, fakrın en yüksek kemâl mertebesi olan fenâ ile olan ilişkisini Muhammediyye Fassı'nda idrak etmeyi mümkün kılar. Bu bağlamda, Hakîkat-i Muhammediyye'ye erişen kâmil insan, "ilm-i ledün" ile nefha-i ilahiyyeyi nefheder, nefsini bilerek Rabb'ını bilir ve her nazarda Hakk'ı müşahede eder¹·².
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Er-Rahmân · s.122“- “ilm-i ledün” (hakikat ilmi) ile “nefha-i ilahiyye” yi nefhedecek, “nefes-i Rahmani” ile isimlere hayat verir hale gelmiş, - her nazarda Hakkı müşahede etmiş,”Oku
- 2Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.123“- “ilm-i ledün” (hakikat ilmi) ile “nefha-i ilahiyye” yi nefhedecek, “nefes-i Rahmani” ile isimlere hayat verir hale gelmiş, - her nazarda Hakkı müşahede etmiş,”Oku
- 3Zâriyât Sûresi · s.96“Binâenaleyh fakrda ilm-i zevkî, ancak şerh-i sadr netîcesinde hâsıl olur. Zîrâ bu ilm-i zevkî husûlünde sâlikin mevhûm olan varlığı zâil olup, nazarında Hakk’ın”Oku
- 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1169“Buna göre fakrda (tasavvufî yoksullukta) zevkî ilim, ancak şerh-i sadr neticesinde hâsıl olur. Çünkü bu zevkî ilmin oluşmasında sâlikin vehmedilmiş olan varlığı”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1778“Bu beyândan anlaşılır ki, hakikat-i muhammediyye İblis'i dahi muhitür. Süre-i Şerife okunan mahalde ashâb-ı cemâl olan mü'minler bulunduğu gibi, ashâb-ı celâl o”Oku
- 6Sohbet Arası Sohbetler CD 21 · s.76“Soru: Hakikat-i Muhammediyye’de oldukları için Hakikat-i Muhammediyye o mertebesi olarak… Ben orada belirleneyim dedi ama Hakikati Muhammediyyede yani Efendimiz”Oku
- 7Hakîkat-i Muhammediyye
- 8Mertebe-i Muhammediyye
- 9K1-129
- 10Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba · s.136“Bu beyândan anlaşılır ki, hakîkat-i muhammediyye îblîs’i dahi muhittir. Sûre-i Şerife okunan mahalde ashâb-ı cemâl olan mü’minler bulunduğu gibi, ashâb-ı celâl ”Oku
- 11Hac Sûresi · s.190“Bu beyândan anlaşılır ki, hakîkat-i muhammediyye îblîs’i dahi muhittir. Sûre-i Şerife okunan mahalde ashâb-ı cemâl olan mü’minler bulunduğu gibi, ashâb-ı celâl ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.