İçeriğe atla

Hakîkat ve Mârifet hangi noktada ayrışır?

Kavram FarkıOrta düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî sülûkun mertebeleri olan hakîkat ve mârifet, Hak'kı idrâk etme ve tanıma süreçlerinde farklılaşır. Hakîkat, Hak'kın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakîkî yüzünün açıldığı üçüncü mertebe iken, mârifet, sâlikin Hak'kı bilfiil tanıma ve vâsıllık makâmına eriştiği kemâl noktasıdır. Hakîkat, görme ve idrâk etme ile ilgiliyken, mârifet bu idrâkin yaşanmış bilgiye, yani Hakk'el-yakîn'e dönüşmesidir. Bu ayrım, şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet sıralamasında hakîkat mertebesinde tek bir merkez bulunurken, mârifet mertebesinde bu tek merkezin bilfiil yaşanması ve Hak'kın esmâ ve sıfatlarıyla tanınmasıyla belirginleşir¹·².

Detaylı cevap

Hakîkat ve mârifet, tasavvufî sülûkun dört temel mertebesi olan şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet sıralamasında birbirini takip eden, ancak farklılaşan iki aşamadır. Hakîkat, sülûkun üçüncü mertebesi olup, Hak'kın bizzat müşâhede edildiği ve eşyanın hakîkî yüzünün açıldığı kademedir. Bu mertebede sâlik, olayların ardındaki Hak'kın hükmünü görmeye başlar, şerîatın bâtını açılır ve kalbî hâller akli bilgilerden üstün gelir. Hakîkat, şerîatin tasdîki ve tarîkatin meyvesi olarak kabul edilir. Bu aşamada, "şeriat, tarikat ve marifet mertebelerinde çoklu merkez varken, hakikat mertebesinde ise tek merkez vardır"¹·². Bu tek merkez, Hakîkat-i Muhammediyye olarak ifade edilir ve âlemdeki merkezdir³.

Mârifet ise, sülûkun dördüncü ve kemâl noktasıdır; sâlikin Hak'kı bilfiil tanıma mertebesidir. Mârifet, ilimden farklı olarak, öğrenilen bilginin ötesinde, yaşanmış bilgidir; hâl ve müşâhede ile elde edilir. Klasik tâbirle "âlim bilir, ârif şâhid olur". Mârifet, hakk'el-yakîn ile aynı kademede olup, sâlikin artık "biliyor" veya "görüyor" değil, bilfiil "yaşıyor" olması anlamına gelir. Mârifet ehli, yapılanın Hakk'ın esmâ-i ilâhisinin zuhur bulması olduğunun bilincindedir ve dışı halka dönük, içi ise Hakk'a dönüktür⁴. İnsanın yeryüzündeki tek maksadı mârifeti elde etmektir⁵. Hakîkat, Hak'kın görünür kılınması ve idrâk edilmesi iken, mârifet bu idrâkin kişisel bir yaşantıya ve tam bir tanımaya dönüşmesidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1A'yân-ı Sâbite · s.502O halde netice olarak şeriat, tarikat ve marifet mertebelerinde çoklu merkez, hakikat mertebesinde ise tek merkez vardır. ------------------- Bu dosyamızıda böyOku
  2. 2Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.374O halde netice olarak şeriat, tarikat ve marifet mertebelerinde çoklu merkez, hakikat mertebesinde ise tek merkez vardır. ------------------------ Bu dosyamızıdOku
  3. 3Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.348Yapılan 15-20 senelik bir çalışma sonucu bunun hakikatine ulaşılmaktadır. Âlemde ki merkez ise Hakikat-i Muhammediye ve en kemalli zuhur mahallide Hz. Muhammed Oku
  4. 4Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.274Bu noktada artık elimizde bir kıstas vardır diyebiliriz: Zahir olan şeriata tabiidir. Dolayısıyla, Ef’al âleminde vukuu bulan şeyler şeriata, kıstasına vurularaOku
  5. 5Aşk ve İrfân Yolunda · s.350Âdemiyet hakîkatlerini anlamadan, yapılmaya çalışılan mânevî yolculuğun sonuca ulaşamayacağını belirten Ardıç’a göre, insanın yeryüzünde zuhûrundan tek maksat, Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.