Hâlik ile Mahlûk arasındaki sıra nasıldır?
Hâlık ile mahlûk arasındaki ilişki, tasavvufî idrâkte bir sıra veya ayrılıktan ziyade, vahdet ve ayniyyet (aynılık) esasına dayanır. Ezelde mahlûk yokken dahi Hakk'ın Hâlık vasfı mevcuttu¹. Hâlık, halk eden; mahlûk ise halk edilen, yaratılan demektir². Bu iki kavram, birbirini var eden ve birbirini bilmeye vesile olan bir bütünün iki yüzüdür; zira Hâlık, mahlûk olmazsa bilinemez³. İrfan ehli için Hâlık ile mahlûk, ilim yoluyla birleştirildiğinde kesret ortadan kalkar ve vahdet meydana gelir; zira mahlûk dahi Hâlık'ın kesif mertebeye tenezzülünden husule gelmiştir ve ikisi de tek bir asıldan zuhur etmiştir⁴.
Detaylı cevap
Hâlık ile mahlûk arasındaki sıra, zâhirî bakışta bir yaratıcı ve yaratılan ilişkisi gibi görünse de, tasavvufî hakikat mertebesinde bu ayrım ortadan kalkar. Ezelde, henüz mahlûkat yokken dahi Hakk, Hâlık vasfına sahipti; bu vasıf, mahlûkun varlığına bağlı değildir¹. Ancak, Hâlık'ın bilinmesi için mahlûkun varlığı zaruridir; zira Hâlık, mahlûk olmazsa bilinemez ve O'nu bilecek olan mahlûktur³·⁵. Bu durum, rubûbiyetin merbûb ile, ma'bûdiyetin ise abdiyet ile tahakkuk etmesi gibidir³.
İrfan ehli, bu ilişkiye hem tenzih hem de teşbih bakışıyla yaklaşır. Bir şeye mahlûk gözüyle bakıldığında o mahlûk olurken, Hakk gözüyle bakıldığında sırrı Yezdan orada tecellî eder⁶. Bu, bizim anlayışımızda bir farklılık yaratır, yoksa varlığın hakikatinde bir değişiklik olmaz. İbn Arabî'nin de ifade ettiği gibi, "Hâlık mahlûktur, mahlûk da Hâlık'tır"⁷. Bu idrâk, dışarıdaki bir insana izahı zor bir hakikattir, çünkü o, kendi varlığını ve hakikatini tanımadığından, halkı halk, mahlûku mahlûk, Hakk'ı da Hakk olarak görür⁷.
Ancak ilim yoluyla bu iki kavram birleştirildiğinde, kesret (çokluk) ortadan kalkar ve vahdet (birlik) meydana gelir. Zira taayyün ve zuhur, Hâlık'ın kendisinin olması itibarıyla mahlûktur; mahlûk ise müstakil bir vücuda sahip olmayıp, latif Zât'ın kesif mertebeye tenezzülünden husule geldiği için Hâlık'tır. Dolayısıyla Hâlık ile mahlûkun tümü, "ayn-ı vahideden", yani tek bir asıldan zuhur etmiştir⁴·⁸. Bu, Kur'ân'ın özü ve mânâsı itibarıyla Hâlık, sûreti itibarıyla ise mahlûk olması örneğiyle de açıklanabilir⁹·¹⁰.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mir'at-ül İrfân ve Şerhi · s.16“Bir defa düşün ki o henüz ortada Rabb’a ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken, yine bir Rabb idi. Halkedilmeye ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken, o yine bir Halik idi, ”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4325“Halâyık, Halâik: Mahlüklar, yaratıklar. Halecân: Çarpıntı, titreme. Halel: İki şey arasındaki boşluk. Halel-dâr: Bozma, bozulma. Hâlet-i mahıviyyet: Mahvoluş hâ”Oku
- 3Muhammed Sûresi · s.74“Halikiyet mahluk ile yani hâlk edilen ile bir Halik bir de mahluk olacaktır, işte Halik mahluk olmazsa Halik bilinmez. O’nu bilecek mahluktur. Halk edilmiştir, ”Oku
- 4TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.74“Ama halik ile mahluk aynı şey olduğundan ilim yoluyla bunları birleştirdiğimiz zaman kesret ortadan kalkmış oluyor vahdet meydana gelmiş oluyor. Yani taayyün ve”Oku
- 5TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.244“Halikiyet mahluk ile yani hâlk edilen ile bir Halik bir de mahluk olacaktır, işte Halik mahluk olmazsa Halik bilinmez. O’nu bilecek mahluktur. Halk edilmiştir, ”Oku
- 6Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.230“Biz bu âleme mahlûk diye bakarsak mahlûk oluyor, hâlık diye bakarsak hâlık oluyor. Ama kemâlâtı hem mahlûk yönüyle hem hâlık yönüyle bilip böyle bakmaktadır. Bu”Oku
- 7TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.70“Arabi’nin sözü gibi Halik mahluktur, makluk da haliktır. Bunun tabi ki dışarıdaki bir insana izah edilmesi olacak bir iş değildir. Neden? Kendisini başka bir al”Oku
- 8TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet · s.168“Ama halik ile mahluk aynı şey olduğundan ilim yoluyla bunları birleştirdiğimiz zaman kesret ortadan kalkmış oluyor vahdet meydana gelmiş oluyor. Yani taayyün ve”Oku
- 9Necm (Yıldız) Sûresi · s.44“Seneler önce “Kûr’ân hâlik midir, mahlûk mudur?” diye ihtilâfa düşülmüş. Bazıları “hâlik” tir,” demişler; Bazıları da “mahlûk” tur,” demişler. Bilseler ki, ikis”Oku
- 10Terzi Baba (Cilt 1) · s.288“Seneler önce “Kûr’ân hâlik midir, mahlûk mudur?” diye ihtilâfa düşülmüş. Bazıları “hâlik” tir,” demişler; Bazıları da “mahlûk” tur,” demişler. Bilseler ki, ikis”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.