İçeriğe atla

Hâlik ve Mahlûk hangi noktada ayrışır?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Hâlık ve mahlûk arasındaki ayrım, zâhirî bir ikilik gibi görünse de tasavvufî idrâkte tek bir hakikatin farklı zuhûr mertebeleri olarak anlaşılır. Hâlık, halk eden, Hâlık anlamında olup ezelde mahlûka ihtiyaç duymadan da Rabb ve Hâlık idi¹. Mahlûk ise halk edilmiş, halk edilmiş olandır. Ancak bu ayrım, ilim yoluyla birleştirildiğinde kesreti ortadan kaldırıp vahdeti meydana çıkarır; zira Hâlık, kendi taayyünü ve zuhûru itibarıyla mahlûktur ve mahlûk da latîf Zât'ın kesîf mertebeye tenezzülünden husûle geldiği için Hâlık'tır². Dolayısıyla Hâlık ve mahlûk, aynı vahideden, tek bir asıldan zuhûra gelmişlerdir; ayrışma, bizim akıllarımızın kurguladığı ikilikten ibarettir³.

Detaylı cevap

Hâlık ve mahlûk arasındaki ayrım, yüzeysel bir bakışta iki ayrı varlık gibi algılanır. Hâlık, Hâlık'tır; mahlûk ise halk edilendir. Cenâb-ı Hakk, henüz halk edilmiş hiçbir şey yokken de Rabb ve Hâlık idi¹. Bu durum, O'nun ezelî ve mutlak varlığını gösterir. Mahlûk ise "halk olucu ve sonradan ortaya çıkmış olan" anlamına gelir⁴. Ancak tasavvufî idrâk, bu zâhirî ayrımın ötesine geçerek bir vahdet noktasına ulaşır.

Bu vahdet, Hâlık ile mahlûkun aynı şey olduğu ilmiyle gerçekleşir. Terzi Baba'nın ifadesiyle, "Hâlık mahlûktur, onun aksi olmak üzere mahlûk Hâlık'tır"³. Bu, Hâlık'ın kendi taayyünü ve zuhûru itibarıyla mahlûk olması; mahlûkun ise müstakil bir vücûda sahip olmayıp, latîf Zât'ın kesîf mertebeye tenezzülünden meydana gelmesi sebebiyledir². Yani, Hâlık ve mahlûk, "ayn-ı vahideden", tek bir asıldan zuhûra gelmişlerdir².

Ayrışma, aslında bizim akıllarımızın Hâlık ve mahlûk ikilisini ayrı görmesinden kaynaklanır. Biz, bir halk eden ve bir halk edilen diye ikiye ayırırız³. Oysa bu, bir şeyin kendi özelliğindeki zuhûrudur³. Kur'ân'ın Hâlık mı mahlûk mu olduğu tartışması da bu durumu örnekler: Kelâm, Zât'a bağlı olmakla Hâlık iken, sûreti (kâğıdı, cildi) itibarıyla mahlûktur⁵·⁶. Ehlullah, bir şeye mahlûk gözüyle bakıldığında mahlûk olduğunu, Hakk gözüyle bakıldığında ise sırr-ı Yezdan'ın orada olduğunu belirtir⁷. Hâlık'ın bilinmesi de mahlûk ile mümkündür; zira Hâlık mahlûk olmazsa bilinemez⁸. Bu durum, rubûbiyetin merbûb ile, ma'bûdiyetin ise abdiyet ile tahakkuk etmesi gibidir⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mir'at-ül İrfân ve Şerhi · s.16Bir defa düşün ki o henüz ortada Rabb’a ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken, yine bir Rabb idi. Halkedilmeye ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken, o yine bir Halik idi, Oku
  2. 2TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.74Ama halik ile mahluk aynı şey olduğundan ilim yoluyla bunları birleştirdiğimiz zaman kesret ortadan kalkmış oluyor vahdet meydana gelmiş oluyor. Yani taayyün veOku
  3. 3TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.73Bu izahtan tezahür eylediği üzere emrin hakikati budur ki halik mahluktur, onun aksi olmak üzere mahluk haliktir. Yani taayyün ve zuhur ancak kendisinin olması Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4325Halâyık, Halâik: Mahlüklar, yaratıklar. Halecân: Çarpıntı, titreme. Halel: İki şey arasındaki boşluk. Halel-dâr: Bozma, bozulma. Hâlet-i mahıviyyet: Mahvoluş hâOku
  5. 5Necm (Yıldız) Sûresi · s.44Seneler önce “Kûr’ân hâlik midir, mahlûk mudur?” diye ihtilâfa düşülmüş. Bazıları “hâlik” tir,” demişler; Bazıları da “mahlûk” tur,” demişler. Bilseler ki, ikisOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.288Halâyık, Halâik: Mahlüklar, yaratıklar. Halecân: Çarpıntı, titreme. Halel: İki şey arasındaki boşluk. Halel-dâr: Bozma, bozulma. Hâlet-i mahıviyyet: Mahvoluş hâOku
  7. 7Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.230Biz bu âleme mahlûk diye bakarsak mahlûk oluyor, hâlık diye bakarsak hâlık oluyor. Ama kemâlâtı hem mahlûk yönüyle hem hâlık yönüyle bilip böyle bakmaktadır. BuOku
  8. 8Muhammed Sûresi · s.74Halikiyet mahluk ile yani hâlk edilen ile bir Halik bir de mahluk olacaktır, işte Halik mahluk olmazsa Halik bilinmez. O’nu bilecek mahluktur. Halk edilmiştir, Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.