İçeriğe atla

Hûdiyye Fassı'nda peygamber Hz. Hûd'un hangi sahnesi merkezîdir?

Fass İçeriği0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hûdiyye Fassı'nda Hz. Hûd'un merkezî sahnesi, onun "ahadiyyet-i rubûbiyye"yi, yani Rablık birliğini idrak etmesidir. Bu idrak, Şeyh-i Ekber İbn Arabî'nin Yûsuf Fassı'nda zikrettiği "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"den (ilâhî isimler birliği) sonra gelen üçüncü bir ahadiyyet mertebesidir. Hz. Hûd'un hikmeti, bu Rablık birliğine dayanır ve onun peygamberlik vasfı bu idrakle şekillenir.

Detaylı cevap

Hûdiyye Fassı, tasavvufî vücud bahsinde önemli bir yer tutar ve Hz. Hûd'un mânevî mertebesini "ahadiyyet-i rubûbiyye" üzerinden açıklar¹. Şeyh-i Ekber İbn Arabî, bu fassı, Yûsuf Fassı'nın sonunda ele aldığı "ahadiyyet-i zâtiyye" ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye" kavramlarının devamı niteliğinde sunar². Ahadiyyet, Hak'ın "tek olma" makâmıdır ve İhlâs Sûresi'ndeki "kul hüvallâhu ehad" ayetinden neşet eder. Ahadiyyet-i zâtiyye, Hak'ın hiçbir nispet kabul etmeyen sırf teklik mertebesini ifade ederken, ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye, ilâhî isimlerin birliğini, yani vâhidiyyet mertebesini işaret eder ki bu mertebede esmâ ve sıfatlar tafsîl bulur. Hz. Hûd'un idrak ettiği "ahadiyyet-i rubûbiyye" ise, bu iki mertebenin ardından gelen, Rablık sıfatının birliğini ve tecellîlerini kapsayan bir ahadiyyet anlayışıdır¹. Hz. Hûd'un kavmi olan Âd kavmi, günahkârlıkları ve peygamberlerini dinlememeleri sebebiyle kuraklıkla cezalandırılmış, ancak Hûd (a.s.) ve ona inananlar bu felâketten kurtulmuştur³. Bu durum, Hz. Hûd'un Rablık birliğine olan sağlam imânının ve bu birliğin tecellîlerine vâkıf olmasının bir neticesi olarak görülebilir. Şeyh-i Ekber'in peygamberlerin ruhlarını müşahede etmesi ve bu müşahedelerden hareketle fassları beyan etmesi, Hz. Hûd'un bu ahadiyyet mertebesini idrak edişinin mânevî bir keşif olduğunu gösterir⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i Hûdiyye · s.9İşte Hûd’un (a.s) hikmeti bu “ahadiyyet-i rubûbiyye”ye müsteniddir. Yani yukarıdaki ahadiyyetleri idrak etmiyor, bu ahadiyyeti idrak ediyor. Rububiyet ahadiyyetOku
  2. 2Kelime-i Hûdiyye · s.10Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)Oku
  3. 3Lokmân Sûresi · s.78Hûd’un kavmine adını veren Âd’a nisbetle Lokmân b. Âd olarak geçmekte, ancak İslâmî kaynaklarda bu zatın Kur’an’da zikredilen Lokman olmadığı belirtilmektedir (Oku
  4. 4Kelime-i İlyâsiyye · s.9Hud Fassı'nda açıklandığı üzere, Şeyh (r.a.) peygamberlerin ruhlarını (aleyhimü's-selâm) müşahede etmişti. Gerçekleşen bu müşahedeye dayanarak bu aydınlatıcı faOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.