İçeriğe atla

Hüvviyet niçin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Hüvviyet, Hak'ın "O"luk, zâtın kendine âid olma vasfı ve sırf zâta âid mahremiyeti olarak tanımlanır ve İhlâs Sûresi'ndeki "kul hüvallâhu ehad" ifadesindeki "hüve" zamiriyle Kur'ânî temelini bulur. Hûdiyye Fassı'nda hüvviyetin anlaşılır kılınması, bu fassın "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i (Rablık birliğini) açıklamasına dayanır¹. Hüvviyet, bütün taayyünlerin ötesinde, zâtın kendine âid mahremiyeti olduğu için, Rablık birliğinin en saf ve taayyünlerden arınmış hâliyle ilişkilendirilir. Bu fassın tenzih bahsi, hüvviyetin tüm taayyünlerin ötesinde oluşunu vurgulayarak, onun sırf "O"luk mertebesini idrak etmeye zemin hazırlar.

Detaylı cevap

Hüvviyet, tasavvufî terminolojide Hak'ın kendi zâtı mertebesinin adıdır; ahadiyyet ile aynı kademede yer alan, zâtın kendine âid mahremiyetidir. Hûdiyye Fassı'nın hüvviyeti anlaşılır kılması, bu fassın temelini oluşturan ahadiyyet-i rubûbiyyet (Rablık birliği) kavramıyla yakından ilişkilidir¹. Şeyh-i Ekber, Yûsuf Fassı'nda zât birliği (ahadiyyet-i zâtiyye) ve ilâhî isimler birliğini (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) zikrettikten sonra, Hûdiyye Fassı'nda Rablık birliğini ele almıştır².

Hüvviyet, "O" (hüve) zamirinin tasavvufî terim hâline getirilmiş şeklidir ve İhlâs Sûresi'nin başında yer alan "kul hüvallâhu ehad" ifadesindeki "hüve" kelimesiyle Kur'ân'daki temelini bulur. Bu "O" zamiri, Allah'tan önce gelerek O'nun zâtî hüviyetine işaret eder; yani "O" en içteki zâta, "Allah" o zâtın bilinen ismine, "birdir" ise o ismin sıfatına işaret eder. Hüvviyet, sıfatlardan ve isimlerden bağımsız, sırf "O"luk vasfıdır.

Hârûniyye Fassı'nın tenzih bahsi hüvviyetin yeridir; çünkü hüvviyet bütün taayyünlerin ötesidir. Bu durum, hüvviyetin Rablık birliği bağlamında, yani ahadiyyet-i rubûbiyyet içinde ele alınmasının nedenini açıklar. Zira Rablık birliği, Hak'ın taayyünlerden arınmış, sırf zâtına ait olan teklik makamını ifade eder. Bu mertebede, "Bu niçin böyle oluyor ve o niçin şöyle oluyor?" gibi sorulara gerek kalmaz ve cehalet sebebiyle sürüp giden itirazlar, ma'rifet nuru karşısında yok olur³. Bu da hüvviyetin, Hak'ın mutlak ve idrak edilemez "O"luk sırrını barındıran bir mertebe olduğunu gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.10Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)Oku
  2. 2Kelime-i Hûdiyye · s.9Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler birliği"ni (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) zOku
  3. 3Kelime-i Üzeyriyye · s.199Şeyh-i Ekber (r.a.) bu Üzeyrî Fassı'nın başlangıcında: "Hâkim, kim olursa olsun, hükmettiği şeyle ve hükmettiği şeyde aleyhine hükmedilendir" buyurmuştur. HâkimOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.