Levh-i Mahfûz kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?
Levh-i Mahfûz kavramı, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinde doğrudan belirli bir Fass ile ilişkilendirilmemiştir. Ancak, Levh-i Mahfûz'un tasavvufî anlamı ve işleyişi, eserdeki genel bâtınî hakikat çerçeve ve özellikle de a'yân-ı sâbite, kader ve ilâhî ilim gibi konularla yakından ilişkilidir. Levh-i Mahfûz, Allah'ın takdir ettiği her şeyin yazılı olduğu, kâinatın ezelî programının kaydedildiği bir levha olarak tanımlanır ve tasavvufta a'yân-ı sâbitenin yansıması, Hakk'ın ilminin mücessem hâli kabul edilir. Bu bağlamda, İsmail Fassı'nda geçen "Rabb-ı hâs" ve "mârifet-i Rabbâniyye" gibi kavramlar, Levh-i Mahfûz'da kayıtlı olan ilâhî takdirin ve her kulun özel Rabbi ile olan ilişkisinin bir vechesini yansıtabilir (İsmail Fassı).
Detaylı cevap
Levh-i Mahfûz, "korunmuş levha" anlamına gelir ve Burûc Sûresi'ndeki "o, korunmuş bir levhada bulunan şerefli bir Kur'ân'dır" (Burûc 21-22) ayetiyle asıl menşeini bulur. Tasavvufta, Hakk'ın ilminin somut karşılığı olarak kabul edilir; her olayın, her takdirin ve her insanın amellerinin bu levhada yazılı olduğu düşünülür ki buna kazâ-i mübrem denir. Levh-i Mahfûz, aynı zamanda a'yân-ı sâbite ile de ilişkilidir; a'yân-ı sâbite, vâhidiyyet mertebesinde Hakk'ın ilminde sabit olan eşyanın ezelî hakikatleridir ve Levh-i Mahfûz bu hakikatlerin kâinata yansıma kanalıdır.
Fusûsu'l-Hikem'de Levh-i Mahfûz'a doğrudan atıf yapan belirli bir Fass bulunmamakla birlikte, eserin genelinde işlenen ilâhî ilim, kader ve halk prensipleri bu kavramla örtüşür. Örneğin, İsmail Fassı'nda geçen "saîd olmanın sırrı, Rabb-ı hâs, mârifet-i Rabbâniyye, teslim-rıza ekseni" (İsmail Fassı) gibi temalar, Levh-i Mahfûz'da kayıtlı olan ilâhî takdirin ve her bireyin kendi Rabb'ı ile olan özel ilişkisinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Zira Levh-i Mahfûz, ilâhî yazgının kayıt yeri olup¹, Allah'ın zâtında "ümmü'l-kitâb"da gizli olan "ilm-i ilâhî"nin Levh-i Mahfûz'a aktarılarak açığa çıkmaya başladığı ve "kaza/hüküm" halini aldığı belirtilir²·³. Bu durum, her peygamberin temsil ettiği hikmetin (Fusûsu'l-Hikem) ve dolayısıyla her varlığın kendine özgü ilâhî takdirinin Levh-i Mahfûz'da kayıtlı olduğu düşüncesini destekler. Levh-i Mahfûz, hatadan korunmuş olduğu için⁴ evliyanın kâmillerinin keşiflerinde hata meydana gelmez, çünkü onların nazarları Levh-i Mahfûz'a denktir⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Levh-i Mahfuz
- 2Vahiy ve Cebrâîl · s.33“Hadis-i Şerif’de belirtilen “kâlem” ise, “levh-i mah-fuz” dur. Allah’ın zâtında “ümm-ül kitap” ta gizli olan “ilm-i ilâhi” , “levh-i mahfuz” a (muhafaza edilen ”Oku
- 3Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.20“Hadis-i Şerif’de belirtilen “kâlem” ise, “levh-i mahfuz” dur. Allah’ın zâtında “ümm-ül kitap” ta gizli olan “ilm-i ilâhi” , “levh-i mahfuz” a (muhafaza edilen l”Oku
- 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1828“Eğer keşifleri levh-i mahfûzdan meydana gelirse, o zaman hata olmaz.” Şimdi nazarları levh-i mahfûza denk gelenler ancak evliyanın kâmilleridir ve onların keşif”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.