Mârifet ile Hikmet arasındaki fark nedir?
Tasavvufta mârifet ve hikmet, sâlikin Hak ile olan ilişkisini derinleştiren iki önemli kavramdır; ancak farklı veçheleri temsil ederler. Mârifet, Hak'ı bilfiil tanıma ve müşâhede ile yaşanmış ilim hâli iken, hikmet, Hak'ın eşyâyı yerli yerine koyma sıfatına ayna olma ve ilmin tahkîk edilmiş, eşyânın ardındaki gâye ve illeti bilme mertebesidir. Mârifet daha çok Hak'ın zâtına ve esmâsına yönelik tanıma iken, hikmet Hak'ın fiillerindeki düzeni ve her şeyin yerli yerinde oluşunu idrâk etmektir. Bir ârif, Allah'ı Allah'la bilir ve tanır; hikmet ise Hakîm isminin açılmış şeklidir¹·². Her ikisi de ilimden öte, yaşanmış ve tahkîk edilmiş bir idrâk seviyesini ifade eder.
Detaylı cevap
Mârifet, tasavvufî sülûkun dört kademeli (şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet) sıralamasının kemâli olup, sâlikin Hak'ı bilfiil tanıma mertebesidir. Bu, ilmin müşâhede ile yaşanmış hâlidir; yani âlimin bildiği şeyi ârifin şâhid olmasıdır. Mârifet, hakk'el-yakîn ile aynı kademede olup, sâlikin artık sadece bilmekle kalmayıp, bilfiil yaşamasıdır. Mârifet-i nefs (nefsi tanıma), mârifet-i Hak (Hak'ı esmâ, sıfât ve zâtıyla tanıma) ve mârifet-i âlem (kâinatın Hak ile irtibatını görme) olmak üzere türleri vardır. Ârif, Allah'ı Allah'la bilir ve tanır; diğerleri ise kendi birimsel akıl, ilim ve nefisleriyle bilmeye çalışırlar¹.
Hikmet ise, lugatte 'doğru hüküm, sağlam bilgi, fâidesiz şeylerden kaçınma' anlamına gelir ve tasavvufta Hak'ın eşyâyı yerli yerine koyma sıfatı olan 'el-Hakîm' ismine ayna olma mertebesidir. Hikmet, ilmin tahkîk edilmiş hâli olup, bilmek değil, bildiğini yerine koymaktır. Hikmet, âlim ile ârif arasındaki fark gibidir; kitap âlime karşılık iken, hikmet ârife karşılıktır². Hikmet dört kademede ele alınır: akâidî hikmet (her şeyin nizam ve gâye üzere yaratılması), ahlâkî hikmet (söz ve davranışları yerli yerine koyma), ilmî hikmet (eşyânın ardındaki gâye ve illeti bilme) ve zâtî hikmet (Hak'ın 'el-Hakîm' ismine ayna olma).
Mârifet ve hikmet, insân-ı kâmilin kalbinden kaynayan hakikatler olarak birleşebilir; bu ilahî mârifetler ve hakikatler, dinleyenlerin gözlerinde kanlı yaşlar olmasına sebep olabilir³. Her ikisi de ilahî ve rabbânî olup, sıradan bilginin ötesinde bir idrâk ve zevk hâlini ifade eder⁴. Mârifet, Hak'ı tanıma ve bilme yönünü vurgularken, hikmet bu tanıma ve bilginin eşyâdaki tezâhürünü, her şeyin yerli yerinde oluşunu ve ardındaki derin anlamı idrâk etmeyi ifade eder.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Terzi Baba (Cilt 1), s. 20“Ârif, mârifet ehli kabul edilir Ârif ile diğerleri arasındaki fark, irfaniyet ile ilim arasındaki fark gi-bidir. Alîm, şeyh ya da mürşid , örnek ve rehber edini”Oku
- 2Nisâ Sûresi, s. 31“Kitap dendiğinde bir zâhir ifadesi vardır, yani fiil mertebesi yönü, bir de burada da bahseldiği şekilde kitabın hikmet yönü vardır. Hikmet âlim ile ârif arasın”Oku
- 3Mesnevî Cilt 3 · Beyit 6000 (s. 6000)“Vaktâki yatkınlığı olan müridin dağ gibi olan kalbinden, o insân-ı kâmilin lütuf eseri olan hakikatler ve marifet, sözler kisvesine bürünüp, bu Mesnevi-i Şerif'”Oku
- 4Mesnevî Cilt 11 · Beyit 2151 (s. 2151)“Hikmet şekeri nereden, karga nereden? Gübre kurdu nereden, bağ nereden?! Yani, ilahi hikmet ve rabbani marifet şekeri nerede, karga nerede? Şeker dudu kuşunun l”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.