İçeriğe atla

Mârifet ve Keşf'i karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Mârifet ve keşf kavramlarını birbirine karıştırmak, sülûk yolundaki mertebeleri ve bu mertebelerin mahiyetini yanlış anlamaya yol açar. Keşf, sâlikin kalbine gayb âleminden veya Hak'tan inen doğrudan idrâkler ve perdelerin açılmasıyken, mârifet Hak'ı bilfiil tanıma ve sülûkun kemâl noktasıdır. Bu karışıklık, sâlikin henüz keşif mertebesindeyken kendini mârifet ehli sanmasına, dolayısıyla hakikat ve mârifet ehlinin davranışlarını taklit etmeye çalışarak zahiren şeriat ve tarikat ehli gibi davranması gereken durumlarda hatalı tutumlar sergilemesine neden olabilir¹. Ayrıca, mârifetin ilimden farklı olarak müşâhede ile yaşanmış bilgi olduğu ve keşfin ise bu müşâhedenin bir aracı olduğu göz ardı edilmiş olur.

Detaylı cevap

Mârifet ve keşf arasındaki temel farkı göz ardı etmek, tasavvufî yolculukta önemli yanılgılara sebep olabilir. Keşf, lugatte 'açma, perde kaldırma' anlamına gelir ve tasavvufta sâlikin gayb âleminden veya Hak'tan kalbine inen doğrudan idrâklerin tümünü ifade eder. Bu, bir nevi 'kapı açılması' veya 'perde açılması' durumudur. Keşf, sâlikin kendi aslının kaynaklarını, nereden geldiğini idrâk etmesi gibi içsel bir açılımı da kapsar². Ancak bu açılım, Cenâb-ı Hakk'ın beyni yarıp bir pencere açması şeklinde değil, sohbetler ve kitaplar aracılığıyla kendini müşahedeli tanımaya başlama yoluyla gerçekleşir².

Öte yandan mârifet, 'tanıma, ilim, irfân' demektir ve tasavvufta sâlikin Hak'ı bilfiil tanıma mertebesidir; sülûkun dört kademeli (şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet) sıralamasının kemâlidir. Mârifet, ilimden farklı olarak, müşâhede ile yaşanmış bilgidir; yani âlim bilirken, ârif şâhid olur. Bu, "hakk'el-yakîn" ile aynı kademede olup, sâlikin artık sadece bilmekle kalmayıp, bilfiil yaşadığı bir hâldir.

Bu iki kavramı karıştırmak, sâlikin henüz keşif mertebesinde elde ettiği bazı idrâkleri, mârifetin kemâl noktası zannetmesine yol açabilir. Bu durum, sâlikin kendini "hakikat ve mârifet ehli" olarak görmesine ve bu makamın gerektirdiği davranışları yanlış yorumlamasına neden olabilir. Örneğin, hakikat ve mârifet ehli, zahiren insanların günlük hayatlarını sekteye uğratmamak ve kafalarını karıştırmamak adına şeriat ve tarikat ehli gibi davranmakla yükümlüyken, bu karışıklık nedeniyle bâtınî cevapları açığa vurma eğilimine girebilir¹. Oysa mârifet, ilâhî ilim denizine doğru Hakk Yolculuğu edip kazanılan ve neticede "hayret"e düşüren³ bir hâldir; tüm hataların başı olan varlık günahlarından kurtulmanın yoludur³. Keşf ise bu mârifete ulaşmada bir basamak, bir açılım aracıdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.267Ancak hakikat ve marifet ehli bu tip bir soru karşısında, şeriat ve tarikat ehlinden daha farklı bir anlayış içinde olacağını düşünebiliriz. Zahiren, insanlarınOku
  2. 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.175Yüce Hak o kimseye kendi oluşunu, keşif yolundan açar… Yani kendisini tanımayı açar kendisine. Yani kendi aslının kaynaklarının nerede olduğunu, nereden kaynaklOku
  3. 3Kelime-i Nûhiyye · s.446Şu halde o, bütün hataların başıdır; ve bundan kurtulmak, ancak ilâhî ilim denizine doğru Hakk Yolculuğu edip marifet kazanmakla mümkün olur. Bütün şerlerin ve Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.