Mevlânâ Celâleddîn Rûmî Fenâ fillâh hakkında ne der?
Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, tasavvufî sülûkun zirve makamı olan fenâ fillâhı, sâlikin kendi vücud iddiâsından soyunarak Hak ile kâim olduğu hâl olarak ele alır. O'nun eserlerinde fenâ fillâh, fiillerin, sıfatların ve nihayet zâtın Hak'tan ibaret olduğunun idrâk edilmesiyle gerçekleşen bir yok oluş değil, kendi yokluğunu tahkik edip varlığın Hak'ka ait olduğunu ayân etme hâlidir. Bu makam, Rahmân Sûresi'nin 26-27. ayetlerinde geçen "yeryüzünde olan herkes fânîdir; yalnız Rabb'inin Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm vechi bâkîdir" ifadesiyle temellendirilir ve İdrîsiyye Fassı'nın asıl mesnedi olarak kabul edilir. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf'inde ve Fîhi Mâ Fîh adlı eserlerinde bu hakikati çeşitli hikâyeler ve tasavvufî tâ'villerle açıklar.
Detaylı cevap
Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin fenâ fillâh anlayışı, tasavvufî sülûkun en üst kademesi olarak kabul edilir ve sâlikin kendi varlığını Hak'ta eritmesi anlamına gelir. Bu hâl, "Allah de, gerisini bırak" buyruğuyla tevhidin özünü ve fenâ fillâh makamının sırrını işaret eden Kulillâhi sümme zerhüm ayetinin de işaret ettiği bir mertebedir¹. Fenâ fillâh, üç ana kademede gerçekleşir: fenâ-yı ef'âl, fenâ-yı sıfât ve fenâ-yı zât.
İlk olarak fenâ-yı ef'âl makamında sâlik, kendi fiillerinin müstakil olmadığını, bütün fiillerin Hak'tan zuhûr ettiğini idrâk eder ve "lâ fâile illâllâh" (Hak'tan başka fâil yoktur) hâlini yaşar. Enfâl Sûresi'nin 17. ayetindeki "siz öldürmediniz, Allah öldürdü" ifadesi bu kademenin tahkik yeridir. İkinci olarak fenâ-yı sıfât mertebesinde sâlik, kendi sıfatlarının (ilim, kudret, irâde) Hak'ın sıfatlarının zılleri olduğunu müşâhede eder ve "lâ mevsûfe illâllâh" hâlini yaşar. Son olarak fenâ-yı zât makamında ise sâlik, kendi zâtının da müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hak'tan ibaret olduğunu hak'el-yakîn ile bilir. Bu son mertebe, fenâ fillâhın tam karşılığıdır.
Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf'inde bu hakikatleri hikâyelerle anlatır. Örneğin, "Sen olmasaydın, felekleri (gökleri) halk etmezdim" hadis-i kudsîsini Mesnevî'sinin dördüncü cildinde açıklayarak, varlığın Hak'tan zuhur edişini ve fenâ makamının derinliğini vurgular². Ayrıca Fîhi Mâ Fîh adlı eserinde de bu makamın inceliklerine değinir³. Mevlânâ'ya göre fenâ, yokluğa düşmek değil, kendi yokluğunu tahkik etmek ve varlığın Hak'ka ait olduğunu ayân etmektir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 11
- 2Kelime-i Âdemiyye, s. 277“Mevlânâ Celâleddîn Rûmî (r.a.) efendimiz Mesnevî-i Şerîf’lerinde buyururlar: &10024; Âhirette celâl tecellilerinin yeri ise cehennemdir; ve celâl tecellileri el”Oku
- 3Kelime-i Âdemiyye, s. 124“Mevlânâ Celâleddîn Rûmî (r.a.) efendimiz Mesnevî-i Şerîf’lerinde buyururlar: &10024; Âhirette celâl tecellilerinin yeri ise cehennemdir; ve celâl tecellileri el”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.