İçeriğe atla

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Âdemiyye Fassı şerhinde özgün noktası nedir?

Kişi-Konu1 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Fusûsu'l-Hikem'deki Âdemiyye Fassı şerhine doğrudan bir katkısı veya özgün bir şerhi, verilen kaynaklarda açıkça belirtilmemektedir. Ancak, Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inde, özellikle Dekūkî kıssasında geçen "Ey Hudâ! Cümleden ümîdsiz oldum, sonsuz olan Evvel ve Âhir sensin!" beytiyle, Hak'ın evveliyet ve âhiriyetine, yani vâhidiyyet mertebesindeki esmâ tecellîlerine işaret ettiği ve bu anlamın Ahmed Avni Konuk tarafından şerh edildiği görülmektedir¹. Bu durum, Mevlânâ'nın tasavvufî öğretilerinde, Âdemiyye Fassı'nın temel konularından olan Hak'ın sıfat ve esmâ tecellîlerine dair derin bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'i ile Mevlânâ'nın Mesnevî'sinin a'yân-ı sâbite gibi kavramları açıklamak için birlikte kullanıldığı da belirtilmiştir²·³.

Detaylı cevap

Verilen kaynaklarda Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Âdemiyye Fassı'na doğrudan bir şerh yazdığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, Mevlânâ'nın eserlerinde, özellikle Mesnevî-i Şerîf'te, Âdemiyye Fassı'nın ele aldığı konularla örtüşen derin tasavvufî hakikatlere değindiği görülmektedir. Örneğin, Dekūkî kıssasında geçen "Ey Hudâ! Cümleden ümîdsiz oldum, sonsuz olan Evvel ve Âhir sensin!" beyti, Hak'ın evveliyet ve âhiriyet sıfatlarına vurgu yapar¹. Bu beyit, vâhidiyyet mertebesinde esmânın tafsîl bulması ve Hak'ın sıfatlarıyla taayyün etmesiyle ilişkilendirilebilir. Vâhidiyyet, ahadiyyetten sonra gelen, ilâhî esmâ ve sıfatların tecelli ettiği teklik mertebesidir ve kesretin menşeidir. Mevlânâ'nın bu beytiyle, Hak'ın her şeyin evveli ve âhiri olduğunu, yani tüm varoluşun O'nun sıfat ve esmâ tecellîleriyle kaim olduğunu ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu tür ifadeler, Âdemiyye Fassı'nın temel konularından olan "Rabb-ı hâs" ve "mârifet-i Rabbâniyye" ile de bağlantılıdır (İsmail Fassı). Ahmed Avni Konuk'un, Mevlânâ'nın Mesnevî'deki bu anlamı şerh ettiği belirtilmiştir¹. Ayrıca, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'i ile Mevlânâ'nın Mesnevî'sinin, a'yân-ı sâbite gibi kavramları açıklamak için birlikte kullanıldığı da kaynaklarda yer almaktadır²·³. Bu durum, Mevlânâ'nın tasavvufî düşüncesinin, İbn Arabî'nin Fusûs'unda ele alınan konularla derin bir paralellik taşıdığını ve bu konulara kendi eserlerinde özgün bir üslupla yaklaştığını göstermektedir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Âdemiyye · s.314Mevlânâ Celâleddîn Rûmî efendimiz dahiMesnevî-i Şerîf’in üçüncü cildinde Mevlânâ Celâleddîn Rûmî efendimiz de Mesnevî-i Şerîf'in üçüncü cildinde, Dekūkî kıssasıOku
  2. 2DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.131Sonrasında a’yân-ı sâbite kavramı, Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî adlı eserlerinden pek çok alıntıyla açıklaOku
  3. 3Aşk ve İrfân Yolunda · s.131Sonrasında a’yân-ı sâbite kavramı, Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî adlı eserlerinden pek çok alıntıyla açıklaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.