İçeriğe atla

Mîzân niçin Üzeyriyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi4 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Mîzân kavramı, tasavvufta âhirette amellerin tartılmasından kâinatın dengesine ve Hakk'ın adalet tecellîsine kadar geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Üzeyriyye Fassı'nda mîzânın anlaşılması, özellikle kulun fiillerinin özünün Allah'ın dilemesi (meşiyyet) ve kulun kabiliyetiyle nasıl halk edildiği bağlamında derinleşir. Bu fass, sabit hakikatlerin varlığını ve kuldaki "yapılmamış yatkınlıkları" örneklerle açıklayarak, kazânın Allah'ın eşyadaki hükmü olduğunu ve bu hükmün Allah'ın ilmi sınırları içinde tecelli ettiğini vurgular¹·². Böylece, mîzânın sadece bir tartı aracı olmaktan öte, ilâhî ilim ve iradeyle şekillenen varoluşsal bir denge olduğu idrâk edilir.

Detaylı cevap

Mîzân, lugatte 'tartı, ölçü, terazi' anlamına gelir ve tasavvufta üç ana mertebede tezâhür eder: zâhirî mîzân (kıyâmet günü amellerin tartılacağı terazi), bâtınî mîzân (kalbin Hak ile halk arasındaki dengesi) ve mârifet mîzânı (Hakk'ın kendisinin her şeyi tutan ve dengeleyen 'el-Adl' tezâhürüdür). Kelâm sözlüğünde ise âhiret hayatının altı temel sınamasından biri olarak, amellerin tartılacağı ilâhî terazi şeklinde tanımlanır³. Mesnevî-i Şerîf'te, dünyadaki fiillerin mîzânı eğri ise âhiretteki ceza mîzânının da buna tekabül edeceği belirtilir⁴.

Üzeyriyye Fassı, mîzânın bu derin mertebesini, özellikle kulun fiilleri ve ilâhî takdir arasındaki ilişki üzerinden aydınlatır. Bu fass, sabit hakikatlerin varlığını ve kuldaki "yapılmamış yatkınlıkları" örneklerle açıklayarak, kulda fiilin "özünün" meydana gelmesinin imkânsız olmadığını ortaya koyar¹. Allah'ın dilemesi (meşiyyet) emri, kabul edici olan kulun kabiliyetindeki fiilin "özünü" kulda halk eder⁵. Bu durum, kazânın Allah'ın eşyadaki hükmü olduğunu ve bu hükmün Allah'ın eşyaya ve eşyada olan ilminin sınırı üzerine olduğunu gösterir². Allah'ın ilmi ise bilinen şeylerin kendilerinde ne halde sabit idiyse, o bilinen şeylerin Hakk'a verdiği şeyin sınırı üzerinedir². Bu bağlamda, mîzân sadece bir tartı değil, aynı zamanda ilâhî ilim, irade ve kulun kabiliyeti arasındaki hassas dengeyi ifade eden bir hakikattir. Bu nedenle, Üzeyriyye Fassı, mîzânın ilâhî takdir ve kulun fiilleri arasındaki bağlantıyı açıklayarak, kavramın daha geniş ve varoluşsal bir idrâkini sunar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Dâvûdiyye · s.273Sabit hakikatlerin sübûtu (varlığı) ve "yapılmamış yatkınlık" Üzeyr Fassı'nda örneklerle açıklanmıştır; oraya başvurulsun. Sabit hakikatlerin varlığı ve "yapılmOku
  2. 2Kelime-i Eyyûbiyye · s.241Bilinmeli ki: Kazâ, Üzeyr Fassı'nda açıklandığı üzere, Allah'ın eşya hakkındaki hükmüdür; ve Allah'ın eşya hakkındaki hükmü, Allah'ın eşyaya ve eşyada olan ilmiOku
  3. 31
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1902“Mâdemki hayât-ı dünyeviyyede ef'âlinin mizânı eğri ve hile üzerine idi, şimdi bu hayât-ı uhreviyyede o ef'âle tekâbül eden cezâ mizânını niçin doğru istersin? Oku
  5. 5Kelime-i Dâvûdiyye · s.274Şimdi bu ayrıntılar bilindikten sonra anlaşılır ki, kulda fiilin "özünün" meydana gelmemesi imkânsız olur. Velâkin meşiyyet (Allah'ın dilemesi) emri, kabul edicOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.