Mücâhede ve Müşâhede'yi birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
Mücâhede ve Müşâhede kavramları, tasavvufî sülûkun temel taşları olup, birbirini tamamlayan mertebelerdir. Mücâhede, sâlikin nefsiyle giriştiği büyük cihâd iken, Müşâhede ise bu mücâdelenin neticesinde kalp gözüyle Hak'kı görme, esmâ ve sıfatlarının tezâhürlerine şâhid olma hâlidir. Bu iki kavramın birlikte idrâk edilmesi, Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı üzerinden anlaşılabilir. İsmail Fassı, mârifet-i Rabbâniyye, teslim ve rıza ekseninde saîd olmanın sırrını ele alarak, mücâhede ile elde edilen bâtınî güzellik ve inceliğin¹ müşâhedeye giden yolu nasıl açtığını gösterir. Nitekim "el-mücâhede teftah ebvâbe'l-müşâhede" (mücâhede müşâhedenin kapılarını açar) sözü bu bağlantıyı açıkça ifade eder.
Detaylı cevap
Mücâhede, tasavvufî sülûkun omurgasıdır ve sâlikin nefsiyle yaptığı sürekli mücâdeleyi ifade eder². Bu, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "küçük cihâddan büyük cihâda döndük; büyük cihâd nefsin cihâdıdır" hadisiyle temellendirilir. Mücâhede, fizikî riyazat, ahlâkî mücâdele ve kalbî mücâdele gibi merhalelerden geçerek sâlikin kendi "vücud iddiâsı"na karşı mücâdele etmesiyle fenâya açılır. Bu mücâdele, sâlikin dilini tutmasıyla başlayan düşünme sürecini tetikler ve bu düşünme, nefsiyle mücâdeleyi içerir; neticede bâtında güzellik ve incelik meydana gelir¹. Mücâhede eden kişi, bedensel lezzetlerden ve ekmekten vazgeçerek ilahi tâatin nurunun üzerine çarpmasıyla canını dahi feda etmekten çekinmez³.
Müşâhede ise, mücâhedenin meyvesi olarak ortaya çıkar. Sâlikin kalp gözüyle Hak'kı görmesi, esmâ ve sıfatlarının doğrudan tezâhürlerine şâhid olması mertebesidir. Bu, Cibrîl hadîsindeki "Allah'ı görüyormuşsun gibi ibâdet etmen" tanımıyla ilişkilidir. Müşâhede, ilme'l-yakîn'den sonra gelen 'ayne'l-yakîn mertebesidir ve fiil, sıfat ve zât müşâhedesi gibi türleri vardır. Mücâhede olmadan müşâhedeye yol olmadığı, "Kim mücahededen mahrum ise, ona müşahedeye yol yoktur!" ifadesiyle açıkça belirtilmiştir⁴.
Mücâhede ve Müşâhede'nin birlikte anlaşılması, Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı üzerinden mümkündür. İsmail Fassı, Hikmet-i Aliyye, Rabb-ı hâs ve mârifet-i Rabbâniyye gibi konuları ele alarak, sâlikin teslimiyet ve rıza ekseninde nasıl saîd olacağını açıklar⁵. Bu fass, ârifin Hakk'ın vücûdundan başka bir varlık görmediği, gam ve son halleri düşünmekten uzak kaldığı bir hâli tasvir eder⁶. Bu durum, mücâhede ile nefsin tezkiye edilmesinin ardından gelen müşâhede hâlini ve mârifetullah'ı işaret eder.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1290“Zirâ sâlikin lisânını zabt etmesi düşünmesine sebeb olur; ve düşünmekte mücâhede-i nefsiyye vardır; ve mücâhede ile bâtında güzellik ve letâfet hâsıl olur.”Oku
- 2K1-11, Mücâhede
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.1295“Nasıl ki mücâhede eden kişi ekmeği verir. Akıl ve tâatin (Allah'a itaat) nuru onun üzerine çarpar, can verir. Yani, mücâhede eden kimse de Hz. Safürâ'ya benzer.”Oku
- 4Zekât ve İnfâk · s.113“6) BORÇLULAR. 7) ALLAH YOLUNDA OLANLAR. 8 ) YOLDA KALMIŞ KİMSE. 8 sınıf olarak sınıflanmasının öncelikle Tevbe sûresinde niye geçtiğini düşünmekte-tefekkür etme”Oku
- 5İsmail Fassı
- 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.2318“Bu yüzden ârif, gam ve son halleri düşünmekten uzak kalmıştır ve Hakk'ın vücûdundan başka bir varlık görmemiştir. Bu konuların ayrıntıları Fusûsu'l-Hikem'de Fas”Oku
İlgili sorular
- Velâyet ve Nübüvvet'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Tenzîh ve Teşbîh'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Kabz ve Bast'ı birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Müşâhede ile Mükâşefe aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
- Vahdet-i vücûd ile Vahdet-i şühûd aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.