Mu'cize kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?
Mu'cize kavramı, Fusûsu'l-Hikem'de özellikle Mûseviyye Fassı ile ilişkilendirilir ve bu Fass, mu'cizenin peygamberin mahalliyet-i ulûhiyyesinin zorunlu bir tezâhürü olarak idrâk edildiği irfânî mu'cize tasavvurunun tahkîk yeridir. İbn Arabî'nin bu eserinde her Fass bir peygambere ait bir hikmeti taşır; Mûseviyye Fassı ise "Hikmet-i Ulviyye" ile ilişkilendirilir. Mu'cize, lugatte 'âciz bırakan, karşı konulamaz' anlamına gelir ve akâidde peygamberlerin nübüvvet iddiâsını ispâta yarayan, âdetin dışında, taklîd edilemeyen olağanüstü hâllerdir¹. Ancak tasavvufta dış dünyaya yönelik bir ispat aracı olmaktan ziyade, Hakk'ın peygamber mahallinde doğrudan tasarrufunun bir adıdır; Hz. Mûsâ'nın asâsı gibi örnekler bu tasarrufun somut tezâhürleridir².
Detaylı cevap
Mu'cize, tasavvufta dört mertebede incelenir ve Mûseviyye Fassı, bu mertebelerden dördüncüsü olan irfânî mu'cize tasavvurunu işler. Bu mertebede peygamber mahallinin kendisi bir mu'cize olarak görülür. Örneğin, Hz. Mûsâ'nın asâsının yılana dönüşmesi, dış dünyada bir cismin gerçekten dönüşmesi değil, Hakk'ın peygamber mahallinde doğrudan tasarrufunun bir tezâhürüdür².
Fusûsu'l-Hikem'in 27 Fass'ından biri olan Mûseviyye Fassı, "Hikmet-i Ulviyye" ile ilişkilendirilir ve mu'cizenin bâtınî mertebesini derinlemesine ele alır. Mu'cize, peygamberlerin nübüvvetlerini ispât için Allah'ın izniyle verilen, insanların benzerini getirmekten âciz kaldığı harikulâde fiillerdir¹. Ancak tasavvufî idrâkta mu'cize, his gözüyle görülen cemâd vâsıtası olmaksızın, rûh-ı insâniyeye te'sir eden bir hakikattir; bu, mu'cize sahibi ile sâfî ruh arasında his gözüyle görülemeyen bir râbıtaya muttasıl olmayı ifade eder².
Mu'cizeler, mü'minlerin ruhunu imân tarafına cezbetmek için his gözlerine gösterilir³. Ancak mu'cize zuhur ettiğinde, bazıları imân ederken, bazıları inkâr eder veya onu sihir ve îhâma bağlar⁴·⁵. Bu durum, mu'cizenin herkesin kalbinde aynı etkiyi yaratmadığını, ancak kalbi Allah Teâlâ'nın nûr-ı îmânıyla münevver kıldığı kimselerin mü'min olduğunu gösterir⁴. Peygamberlerin mu'cize ikāmesinden çekinmeleri, kavimlerine şefkatlerinden dolayıdır; zira mu'cizeler hüccettir ve hüccetin zuhurunda mübâlağa etmek, kavmin dalâlette kalması durumunda helâklerine sebep olabilir⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1530“Eğer o mu'cize his gözüyle görülen cemâd vâsıtası olmaksızın, rüh-ı insâniye te'sir ederse, elbet mu'cize sâhibi ile rüh-ı sâfi arasında, his gözüyle görülemeye”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1530“Eğer o mu'cize his gözüyle görülen cemâd vâsıtası olmaksızın, rüh-ı insâniye te'sir ederse, elbet mu'cize sâhibi ile rüh-ı sâfi arasında, his gözüyle görülemeye”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1531“O eserler ancak sâhib-i mu'cize tarafından his gözüyle görülemeyen rühları Hak ve hakikat tarafına celb için, his gözlerine göstermek içindir; ve bu mu'cize seb”Oku
- 4Kelime-i Lûtiyye · s.190“Ve tahkîkan resûl kezâlik bildi ki, muhakkak emr-i mu’ciz bir cemâate zâhir oldukda, onlardan ba’zıları onun nezdinde mü’min olur; ve onlardan, onu bilen ba’zıl”Oku
- 5TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye · s.55“Paragraf: Ve tahkikatı resul kezâlik bildi ki, muhakkak emr-i mu'ciz bir cemaata zahir oldukda, onlardan ba'zıları onun nezdinde mü'min olur; ve onlardan, onu b”Oku
- 6Kelime-i Lûtiyye · s.183“Ve peygamberin zâhirde tasarrufu taleb etmeyip mu’cize ikāmesinden tevakkî etmesi kavmine şefkatinden dolayıdır. Zîrâ mu’cizât hüccettir. Binâenaleyh onların üz”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.