Müşâhede kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?
Müşâhede, tasavvufta sâlikin Hakk'ı kalp gözüyle görmesi ve esmâ ile sıfatlarının doğrudan tezâhürlerine şâhid olması mertebesidir. Bu kavram, özellikle Fusûsu'l-Hikem'de Mûseviyye Fassı ile ilişkilendirilir ve kelîmiyyet bahsinde ele alınır. Ayrıca, Hakk'ın zâtının sıfat ve esmâsının ahkâm ve âsârını müşâhede etme arzusu, Âdemî Fassı'nda da açıklanır¹·². Müşâhede, ilme'l-yakîn'den sonra gelen ayne'l-yakîn mertebesidir ve sülûkun ileri aşamalarından biridir.
Detaylı cevap
Müşâhede, tasavvufî sülûkun önemli bir durağı olup, sâlikin mârifet hâlinden fenâya doğru ilerlediği bir kademeyi ifade eder. Bu hâl, "Allah'ı görüyormuşsun gibi ibâdet etmen" şeklindeki ihsân tanımıyla da desteklenir. Fusûsu'l-Hikem'de Hz. Mûsâ'ya tahsis edilen Mûseviyye Fassı, kelîmiyyet bahsiyle müşâhede kavramının temel mesnedini oluşturur. Bu fass, özellikle âhiret ahvâlini müşâhede eden kâfirin durumu gibi örneklerle müşâhedenin farklı veçhelerini ele alır³·⁴.
Bununla birlikte, Hakk'ın zâtının kendisinde bilkuvve mevcut olan sıfat ve esmânın hükümlerini ve eserlerini müşâhede etme isteği, Âdemî Fassı'nda da açıklanır¹·². Bu bağlamda, zâtın kendi ilminde icat ettiği sûretler aracılığıyla yine kendisini müşâhede etmesi söz konusudur². Ayrıca, namazda Hakk'a şahitlik etme ve O'nu görme olarak ifade edilen müşâhede, Kelime-i Muhammediyye'de de zikredilir⁵. Hakk'ı zâkir olan kimsenin basar sahibi değilse, O'nu müşâhede edemeyeceği belirtilir⁵.
Müşâhede, mücâhedenin bir meyvesi olarak da görülür; "el-mücâhede teftah ebvâbe'l-müşâhede" (mücâhede müşâhedenin kapılarını açar) sözü bu ilişkiyi vurgular. Sâlikin nefs mertebelerini aşmasıyla, özellikle Mutmainne ve sonraki mertebelerde müşâhede gibi hâller zuhûr edebilir. Şehvetin giderilmesi hâlinde Hakk'ın müşâhede edileceği ve bu müşâhedede müstağrak olunacağı ifade edilir⁶. Bu tür müşâhedeler, özellikle Muhammedî Fassı'nda tafsilatlı olarak ele alınır⁶·⁷·⁸·⁹. Hakk'ın ancak taayyünât perdeleri arkasından müşâhede edilebileceği, zira zâtıyla tecelli etse ikiliğin kalmayacağı da belirtilir¹⁰.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye · s.121“Vaktaki Fass-ı Âdemi’de izah olunduğu üzere Zat-ı sırf kendisinde bil kuvve mevcut olan sıfat ve esmanın ahkam ve asarını müşahede etmek istedi. ... Yani Zat-ı ”Oku
- 2Kelime-i Ya'kûbiyye · s.80“Vaktâki,Fass-ı Âdemî’de îzâh olunduğu üzere, zât-ı sırf kendisinde bilkuvve mevcûd olan sıfât ve esmânın ahkâm ve âsârını müşâhede etmek istedi,Fass-ı Sâlihî’de”Oku
- 3Kelime-i Mûseviyye · s.906“Zîrâ muhtazar olan kâfir ahvâl-i âhireti bi’l-müşâhede musaddık olduğu hâlde kabzolunur. Gafleten maktûl olan veyâ füc’eten ölen kâfir ise böyle bir müşâhede ve”Oku
- 4TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye · s.204“Zîrâ muhtezır olan kâfir ahvâl-i ahireti bi'l-müşâhede musaddık olduğu halde kabz olunur. Gafleten katledilen yani aniden öldürülen veya aniden ölen kâfir ise b”Oku
- 5TB. Kelime-i Muhammediyye · s.271“Bu bahsin tafsili Fass-ı Yûnusî'de mürur etti . İşte namazda müşahede yani Hakk’a şahitlik olmak ve rü'yet yani Hakk’ı görmek budur. Binâenaleyh Hakk'ı zâkir ol”Oku
- 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.775“Ve şehvetin giderilmesi halinde de onlar Hakk'ı müşahede ederler; ve o müşahedede müstağrak olurlar. Yoksa sevgilinin ve kadının suretinde değil. Bu konudaki aç”Oku
- 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1758“Ma'lûm olsun ki Fusûsu'l-Hikem'de Fass-ı Muhammedî'de izâh olunduğu üzere, vücûd-ı Hakk'ı, mükevvenâtın vücûdundan gayri gören kimseler, kazâ-yı şehvet esnâsınd”Oku
- 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1061“Ve madem ki Hakk'ı müşâhede etmek ancak maddede meydana geliyor, o halde maddi suretlerden biri olan kadında Hakk'ın şühûdu, diğer maddi suretlerden daha mükemm”Oku
- 9Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1063“Ve madem ki Hakk'ı müşâhede etmek ancak maddede meydana geliyor, o halde maddi suretlerden biri olan kadında Hakk'ın şühûdu, diğer maddi suretlerden daha mükemm”Oku
- 10Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.1526“Fusüsu'/-Hikem'de Fass-ı Mumevâddan mücerred olarak ebeden müşâhede olunamaz. Çünkü Allah Teâlâ zâtıyla âlemlerden ganidir!” Binâenaleyh, Hak ancak hicâbât-ı ta”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.