Rubûbiyyet kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?
Tasavvufta rubûbiyyet kavramı, İsmail Fassı ile ilişkilendirilir. Bu ilişkilendirilme, her varlığın kendi "Rabb-i hâss"ına sahip olması ve bu özel rabblığın mârifet-i Rabbâniyye, teslim ve rıza ekseninde tezahür etmesiyle ilişkilidir. Rubûbiyyet, Hakk'ın "er-Rabb" isminin kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaç gideren vechesini ifade eder ve Fâtiha Sûresi'ndeki "el-hamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn" ayetiyle temelini bulur. Her mevcudun ulûhiyyet mertebesinden aldığı hisse, kendi Rabb-i hâssı olan bir isimdir ve bu ismin rubûbiyyeti, rubûbiyyet-i hâssa ve mukayyededir, yani sınırlıdır¹·²·³.
Detaylı cevap
Rubûbiyyet, tasavvufta Hakk'ın "er-Rabb" isminin tezahürü olarak, kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaçları gideren vechesini ifade eder. Bu kavram, "İsmail Fassı" ile ilişkilendirilir çünkü İsmail Fassı, Fusûsu'l-Hikem'de "Hikmet-i Aliyye" başlığı altında saîd olmanın sırrını, Rabb-i hâssı ve mârifet-i Rabbâniyye'yi teslim ve rıza ekseninde ele alır (İsmail Fassı).
Her varlığın, ulûhiyyet mertebesinden aldığı hisse ve nasip, kendi Rabb-i hâssı olan bir isimdir. Bu ismin rubûbiyyeti, rubûbiyyet-i hâssa ve mukayyededir, yani kayıtlı ve sınırlıdır. Bu durum, her mevcudun rubûbiyyetini esmânın tümünü kapsayan ulûhiyyet mertebesinden aldığını gösterir¹·²·³. Bu özel ve kayıtlı rabblık, varlığın kabiliyet ve istidadına uygun olup, mazhar olduğu ism-i hâssa mahsustur²·³.
Rubûbiyyet mertebesi, bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği mertebenin ismidir; esmâ mertebesidir ve aynı zamanda Nûr-u İlâhî mertebesidir⁴·⁵·⁶. Mertebeler hiyerarşisinde rubûbiyyet, Rahmâniyyet'in altında, Melikiyyet'in ise üstündedir. Bu mertebede rubûbiyyet "arş" iken, Melikiyyet "kürsi" olur⁷·⁸·⁹. Firavun'un mazharında zuhur eden rubûbiyyet, Hakk'ın rubûbiyyet-i mutlaka'sının bir cüz'ü ve ârızî bir fer'idir, zira Hakk'ın rubûbiyyeti küllî ve zâtîdir¹⁰.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180) · s.128“O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak rububiyetidir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, anc”Oku
- 2A'yân-ı Sâbite · s.322“O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ”Oku
- 3A'lâ ve Gâşiye Sûreleri · s.32“O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ”Oku
- 4Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31) · s.17“Rubûbiyyet bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği mertebenin ismidir. Varlıklara verilen isimler orada zuhura çıkıyor. Rabb, terbiye etme mertebesi ora”Oku
- 5Bakara Sûresi · s.137“(2/2) Rabb, Rubûbiyyet mertebesi: Rubûbiyyet, mertebesi’nin de şöyle bir tarifi vardır, evvelâ onu da hatırlayalım. Rubûbiyyet: (Bütün varlıklara verilen isimle”Oku
- 6Bakara Dosyası · s.360“(2) Rabb, Rubûbiyyet mertebesi: Rubûbiyyet, mertebesi’nin de şöyle bir tarifi vardır, evvelâ onu da hatırlayalım. Rubûbiyyet: (Bütün varlıklara verilen isimleri”Oku
- 7Vahiy ve Cebrâîl · s.47“a) Melikiyyet, “Rûbubiyyet” in altındadır. b) Rûbubiyyet , “Rahmâniyyet” in altındadır. c) Rahmâniyyet , “Ulûhiyyet” in altındadır. Bu mertebede “Rûbubiyyet” ar”Oku
- 8Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.30“a) Melikiyyet, “Rûbubiyyet” in altındadır. b) Rûbubiyyet , “Rahmâniyyet” in altındadır. c) Rahmâniyyet , “Ulûhiyyet” in altındadır. Bu mertebede “Rûbubiyyet” ar”Oku
- 9Enbiyâ Sûresi · s.247“Melikiyyet, “Rûbubiyyet” in altındadır. Rûbubiyyet , “Rahmâniyyet” in altındadır. Rahmâniyyet , “Ulûhiyyet” in altındadır. Bu mertebede “Rûbubiyyet” arş; “Melik”Oku
- 10TB. Kelime-i Mûseviyye · s.113“Binâenaleyh Fir’avn’ın mazharında zâhir olan rubûbiyyet-i Hakk’a “rubûbiyyet-i mutlaka” demek câiz olmaz. Zîrâ rubûbiyyet-i Hak külldür ve asıldır ve zâtîdir. V”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.