İçeriğe atla

Sadreddin Konevî'nin Devran kavramına yaklaşımı nasıldır?

Kişi-KonuOrta düzey4 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Sadreddin Konevî'nin devran kavramına doğrudan bir yaklaşımı verilen kaynaklarda açıkça belirtilmemektedir. Ancak Konevî'nin İbn Arabî ekolündeki merkezi rolü ve "makamsızlık makamı" veya "tam merkez" (hakku'l-vasat) kavramına yaptığı vurgu, devranın tasavvuftaki temel anlamı olan "varlığın Hak'tan çıkıp Hak'a dönen halkasal hareketi" ile dolaylı bir ilişki kurulabileceğini düşündürmektedir. Konevî'nin "kurb-ı nevafil" ve "kurb-ı feraiz" yorumları ile "daireyi iki kısma bölen çizginin ortadan kalkması"¹ ifadeleri, devranın vücudî ve sülûkî katmanlarındaki birleşme ve kemâl hâline işaret edebilir.

Detaylı cevap

Devran, tasavvufta genel olarak "dönmek, devretmek, dolaşmak" anlamına gelir ve iki temel mertebesi vardır: varlığın Hak'tan çıkıp Hak'a dönen halkasal hareketi (devr-i kâinat) ve bazı tarikatlerin zikir esnasında halka olup dönmesi (devran zikri). Sadreddin Konevî, İbn Arabî ekolünün önemli bir temsilcisi olup, İbn Arabî'nin hemen ardından eserlerinin şerhine duyulan ihtiyacı karşılamıştır². Konevî'nin çalışmalarında "makamsızlık makamı" veya "tam merkez" (hakku'l-vasat) kavramı öne çıkar³. Bu "tam merkez" kavramı, devranın vücudî katmanındaki "vücudun bir noktadan çıkıp, kâinat çevresinde dolaşıp Hak'a dönmesi" fikriyle örtüşebilir. Zira devranın bâtınî anlamı, sâlikin kendisini kâinatın merkezine koymaktan vazgeçip Hak'a yönelmesidir.

Konevî'nin "kurb-ı nevafil" ve "kurb-ı feraiz" yorumları da devranın sülûkî mertebesine bir gönderme olarak okunabilir. Ona göre, "kurb-ı nevafil talib (mürid) olanlara; kurb-ı feraiz ise, talep ve irâde edilenlere (murâd) mahsustur"¹. Muhakkik ârifin "ev edna: yahut daha yakın" makamını geçtiğinde "daireyi iki kısma bölen çizgi ortadan kalkar" ve "tam bir cem hali meydana gelir"¹. Bu ifade, devranın sülûkî katmanındaki "nefs-i emmâreden başlayıp sâfiyeye kadar olan yedi nefs mertebesindeki dönüş" sürecinin kemâl noktasında, yani Hak ile tam bir birleşme hâlinde, ikiliğin ortadan kalkmasını temsil edebilir. Devran zikrinde sâliklerin "kemaliyle huzur, tecrid tam temizlenme ve istiğrak haliyle devran etmeleri" gerektiği vurgusu⁴, Konevî'nin bahsettiği "tam bir cem hali" ile benzer bir ruhsal durumu ifade etmektedir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.69SADREDDİN KONEVÎ’NİN YORUMU Kurb-ı nevafil, talib (mürid) olanlara; kurb-ı feraiz ise, talep ve irâde edilenlere (murâd) mahsustur. Buna göre muhakkik olan ârifOku
  2. 2TB. Fusûs Mukaddimesi · s.2Eserin şerhine duyulan ihtiyaç İbnü’l-Arabî’nin hemen ardından Sadreddin Konevî’nin metinleriyle kendini gösterir. Konevî sonrasında Müeyyedüddin Cendî, AbdürreOku
  3. 3Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.247Konevî’nin çalışmalarında Makamsızlık Makamı tanımını bulmak için incelersek, Varlık Dâiresinin (dâire-i vücûdiyye) ortasındaki nokta ya da Tam Merkez (hakku’l-Oku
  4. 4Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.59Devran halkasında olanlar tarafına teveccüh'e (yönelme) başlar, İsm-i A'zam'ın nispetinde, bağlılığında, eşitliğini devran suretiyle ima için gösterir. ... Ey sOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.