Sahv ve Sekr'i karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?
Sahv ve sekr hâllerini karıştırmak, sâlikin mânevî yolculuğunda önemli hatalara ve sapmalara yol açabilir. Özellikle sekr hâlinde yaşanan kendinden geçme ve akıl kontrolünü kaybetme durumunun kemâl zannedilmesi, sâlikin halktan uzaklaşmasına, şerîatın zâhirine aykırı sözler sarf etmesine ve mürşidlik kapasitesini yitirmesine neden olabilir. Oysa tasavvufta sülûkun kemâli, sekrden sonraki ayıklık hâli olan sahv-ı ba'de's-sekr'dir; bu hâlde sâlik Hak ile birlikteyken aklı yerindedir ve halka faydalı olabilir. Fenâ ve istiğrâk içinde kalmak yerine, bekâ ve sahv mertebesine dönerek kullara Hakk'ın hidâyetinin ulaşmasına vesile olmak esastır¹.
Detaylı cevap
Tasavvufta sahv ve sekr, sâlikin mânevî yolculuğunda karşılaştığı iki temel hâldir. Sekr, lugatte "sarhoşluk, mest olma" anlamına gelir ve tasavvufta sâlikin fenâ hâlinde aklının Hak ile mest olması, kontrolünü kaybetmesi durumunu ifade eder. Bu hâlde sâlik, Hak'ın cemâl tecellîsinde kendinden geçer, akıl ve irâdesi geri çekilir. Bâyezîd-i Bistâmî'nin "Sübhânî" sözü gibi zâhirî tezat ifadeler bu hâlin bir tezâhürüdür. Ancak sekr hâlinde kalmak, sülûkun kemâli değildir. Mesnevî-i Şerîf'te belirtildiği üzere, fenâ ve istiğrâk (kendinden geçme) ve sarhoşluk içinde kalmak "hayret vakti değildir"¹.
Sahv ise, lugatte "ayıklık, uyanıklık" demektir ve tasavvufta sâlikin sekrden sonraki ayıklık hâli, Hak'la birlikte ama ayık olma mertebesidir. Bu hâl, "sahv-ı ba'de's-sekr" olarak adlandırılır ve sülûkun kemâli olarak kabul edilir. Sahv ehli, Hak'la birlikteyken aklı yerinde olan, halkla rahatça muâmele edebilen, sözleri muvâfık ve istikâmetli olan, mürşidlik kapasitesine sahip ve şerîate sıkı bağlılık gösteren kişilerdir. Cüneyd-i Bağdâdî, sahv ehlinin imâmı olarak kabul edilir ve onun çizgisi, sülûkun zirvesinin sekr değil, sekrden sonraki sahv olduğunu vurgular.
Sekr ve sahv hâllerini karıştırmak, yani sekr hâlini kemâl zannedip bu hâlde takılı kalmak, sâlikin mânevî gelişimini engeller. Bu durum, telvîn (renklenmek, boyanmak) hâlinde kalmaya benzer ki, telvînden sonraki temkin (yerleşmek, karar kılmak) hâli, cem'den sonra fark, sekrden sonra sahv, fenâdan sonra bekâ hâli gibidir². Sekr ehli kendi içine kapanırken, sahv ehli halka faydalıdır. Dolayısıyla, sekr hâlinde kalmak, sâlikin topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmesine engel olabilir ve mânevî yolculuğunda bir duraklama veya sapma noktası teşkil edebilir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.641“Bu zaman çevik ve çabuk yola gir! “Hayret vakti değildir, yani fenâ ve istiğrâk ve sarhoşluk içinde kalmak o vakit değildir. Aksine bekâ ve sahv ve ayıklık mert”Oku
- 2Nahl Sûresi · s.32“---------------- Tasavvufta telvin ve temkin kavramları vardır… Sözlükte “renklenmek, boyanmak” anlamındaki telvîn ile “yerleşmek, karar kılmak, sabit olmak” an”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.