Sâlik Tevhîd-i ef'âl'ı Tevhîd-i sıfât'tan nasıl ayırt eder?
Sâlik, Tevhîd-i ef'âl mertebesinde tüm fiillerin Hakk'a ait olduğunu idrak ederken, Tevhîd-i sıfât mertebesinde ise diri olma, işitme, görme gibi tüm sıfatların da yalnızca Allah Teâlâ'ya ait olduğunu müşâhede ederek bu iki mertebeyi birbirinden ayırır. Tevhîd-i ef'âl, sâlikin üzerindeki emaneti sahibine iade etmesiyle gerçekleşen bir idrak iken¹, Tevhîd-i sıfât, sıfatların birliği anlamına gelip "fena fillah" hâlinin yaşandığı, "Ya Ahad" zikrinin çekildiği ve Âlem-i Ceberrut'a tekabül eden daha ileri bir mertebedir². Tevhîd, bu üç mertebeyi (ef'âl, esmâ ve zât) zevkan idrak etmekle kâmil olur ve henüz Tevhîd-i ef'âl mertebesinde olan bir sâlik, Tevhîd-i esmâ ve sıfât mertebesine göre "ham" kabul edilir³.
Detaylı cevap
Tevhîd, tasavvufta imandan sonra hâsıl olan ma'rifetin kendisidir ve sâlikin Allah'tan başkasına nazar etmeyi şirk bilmesiyle gerçek idrakine ulaşır⁴. Bu idrak, farklı mertebelerde derinleşir. Tevhîd-i ef'âl, sülûkun ilk mertebelerinden biridir ve sâlikin bütün fiillerin Hakk'a ait olduğunu idrak etmesiyle belirginleşir. Bu mertebede sâlik, üzerindeki emaneti sahibine iade eder ve kendi varlık iddiâsından vazgeçer¹. Ancak bu idrak, henüz tam bir kemâle ulaşmamıştır.
Tevhîd-i sıfât ise Tevhîd-i ef'âl'den sonra gelen ve daha ileri bir idrak seviyesini temsil eden bir mertebedir. Bu mertebede sâlik, sadece fiillerin değil, aynı zamanda diri olma, işitme, görme, söyleme, irâde etme ve kudret sahibi olma gibi tüm sıfatların da yalnızca Allah Teâlâ'ya ait olduğunu müşâhede eder⁵. Tevhîd-i sıfât, sıfatların birliği anlamına gelir ve "fena fillah" (Allah'ta fani olma) hâlinin yaşandığı bir makamdır. Bu mertebenin zikri "Ya Ahad" olup, Âlem-i Ceberrut'a tekabül eder ve peygamberi Hz. İsa (a.s.) olarak belirtilir².
Tevhîd-i ef'âl mertebesinde bulunan bir sâlik, Tevhîd-i esmâ ve sıfât mertebesine nazaran "ham" kabul edilir. Zira tevhid, ef'âl, esmâ ve zât mertebelerinin zevkan idrak edilmesiyle kâmil hâle gelir³. Tevhîd-i esmâ mertebesine gelen sâlik, Rabb-i Hass'larının Rubûbiyet hakikati içerisinde kemâle ulaşır ve Tevhîd-i sıfâta geçiş mertebesini yaşar⁶. Dolayısıyla Tevhîd-i ef'âl, fiillerin Hakk'a aidiyetini, Tevhîd-i sıfât ise sıfatların Hakk'a aidiyetini idrak etme noktasında birbirinden ayrılır ve sülûkun farklı aşamalarını oluşturur.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Er-Rahmân · s.50“İşte gerçek bir tevhid eğitimi gören salik, bu safhaya ulaşınca “tevhid-i ef’al” bütün şey’iyyet’ in Hakk’a ait olduğunu idrak ve fehm eder, üzerindeki emanetin”Oku
- 2Enfâl Sûresi · s.41“Şimdi bu uyku hali salik te seyri sülukta Tevhid-i Sıfat Mertebesinde olur. Tevhid-i Sıfat Burası onuncu (10.) mertebe Tevhid-i Sıfat’tır, Tevhid-i Sıfat : Sıfa”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.500“Beyt-i şerîfde ona üç kez vurgulanan bu hamlık, eylemlerin tevhidi, isim ve sıfatların tevhidi ve zâtın tevhidi mertebelerine dair farkında olmama durumunu ifad”Oku
- 4Aşk ve İrfân Yolunda · s.179“KELİME-İ TEVHİD Tevhid, birlemek anlamına geldiği gibi imandan sonra hasıl olan marifetin kendisidir. Sâlik, gerçek tevhidi idrak ederse Allah’tan başkasına naz”Oku
- 5Bir Ressam Hikâyesi · s.44“b- Tevhid-i Sıfat : Sıfatlar Hakk’ındır. Yani diri olan, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibi Allah Teâlâ’dır. c- Tevhîd-i Zât: Vücûd Hak”Oku
- 6Dur Rabbın Namazda (Cilt 1) · s.339“Hadisenin kişiye dönük kısmında ise tevhid-i esma mertebesine gelen salik; bu mertebeye gelene kadar ki mertebelerde, bahsi geçen hükmün cüzlerini idrak etmişti”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.