İçeriğe atla

Sıfât-ı Zâtiyye kavramı için Hûdiyye Fassı'ndaki anahtar mekanizma nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi1 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Hûdiyye Fassı'nda Sıfât-ı Zâtiyye kavramı, Hak'ın zâtına ait birlik (ahadiyyet-i zâtiyye) ve ilâhî isimler birliği (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) ile birlikte Rablık birliği (ahadiyyet-i rubûbiyyet) mertebeleri üzerinden açıklanır. Şeyh-i Ekber İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nın sonunda zikrettiği bu ilk iki ahadiyyet mertebesinden sonra, Hûdiyye Fassı'nda özellikle "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i ele alarak, Hûd (a.s.)'ın hikmetinin bu Rablık birliğine dayandığını belirtir¹. Bu bağlamda, Sıfât-ı Zâtiyye, Hak'ın bizzat zâtından ayrılmaz, nefyle bilinen sıfatları olarak, varlığın en temel ve mutlak birliğini ifade eden ahadiyyet mertebeleriyle ilişkilendirilir.

Detaylı cevap

Sıfât-ı Zâtiyye, Hak'ın zâtına ait, O'ndan ayrılmaz ve yokluk nefyi ile bilinen sıfatlardır; vücud, kıdem, bekâ, muhâlefetün li'l-havâdis, kıyâm bi-nefsihî ve vahdâniyyet gibi. Hûdiyye Fassı'nda bu sıfatlar doğrudan doğruya "ahadiyyet" kavramı üzerinden işlenir. İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye" (ilâhî isimler birliği) kavramlarını zikretmiştir².

Hûdiyye Fassı'nın anahtar mekanizması ise "ahadiyyet-i rubûbiyyet" (Rablık birliği) kavramıdır. Şeyh-i Ekber, Hûd (a.s.)'ın hikmetinin bu Rablık birliğine dayandığını ifade eder¹. Bu, varlığın Hazarât-ı Hamse'deki mertebeleriyle de ilişkilidir; özellikle Lâ-taayyün (zât-ı sırf, gayb-ı mutlak) ve Taayyün-i evvel (ahadiyyet) mertebeleri, Sıfât-ı Zâtiyye'nin mutlak birliğini ve başlangıçsızlığını temsil eder.

Sıfât-ı Zâtiyye'nin nefyle bilinen yönü, yani "yok değildir" (vücud) veya "sonradan değildir" (kıdem) gibi ifadeler, Hak'ın zâtının her türlü noksanlıktan münezzeh oluşunu vurgular. Bu tenzîh anlayışı, Hârûniyye Fassı'nın tenzîh bahsinde de ele alınır. Ahadiyyet-i rubûbiyyet, bu zâtî birliğin, Rablık tecellisi içinde nasıl tezahür ettiğini gösterir. Bu, aynı zamanda, Sıfât-ı Sübûtiyye'nin (hayât, ilim, irâde, kudret, kelâm, sem', basar) vahidiyyet mertebesinde zuhura çıkmasıyla da bağlantılıdır; zira bu sıfatlar Uluhiyetin kaynağı ve Rahmaniyetin tecellisi içinde faaliyete geçer³·⁴. "Hû" ismi şerifi ile yapılan zikirler de vahdet-i zâtiyye ve vahidiyyet sıfatının zuhuruna işaret eder⁵·⁶·⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.10Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)Oku
  2. 2Kelime-i Hûdiyye · s.9Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)Oku
  3. 3Sohbet Arası Sohbetler CD 1 (2000) · s.24Rahmaniyeti de Sıfat-ı subutiyesiyle ( Hayat, İlim, irade, Kudret, Kelam, Semi, Basar) sıfatların burada zuhura çıkmasıdır. Ahadiyette ne idi iki özellik vardı,Oku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 4 (2000) · s.24Rahmaniyeti de Sıfat-ı subutiyesiyle ( Hayat, İlim, irade, Kudret, Kelam, Semi, Basar) sıfatların burada zuhura çıkmasıdır. Ahadiyette ne idi iki özellik vardı,Oku
  5. 5Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.57Sonra: Hu ismi şerifine başlanıp Vahdet-i zatiyye hüviyeti batine ve suret-i hüviyet ise, Vahidiyyet sıfatı olmasına işaret olmak üzere bir kere batına ; bir keOku
  6. 6Tesbih ve Zikir · s.117Sonra: Hu ismi şerifine başlanıp Vahdet-i zâtiyye hüviyeti batine ve suret-i hüviyet ise, Vahidiyyet sıfatı olmasına işaret olmak üzere bir kere bâtına ; bir keOku
  7. 7Rûm Sûresi · s.78Sonra: Hu ismi şerifine başlanıp Vahdet-i zatiyye hüviyeti batine Ve suret-i hüviyet ise, Vahidiyyet sıfatı olmasına işaret olmak üzere Bir kere batına ; bir keOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.