İçeriğe atla

Sîr-ı ilallâh ve Sîr-ı fillâh'ı birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?

Çaprazlama24 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Sîr-i ilallâh ve Sîr-i fillâh kavramları, Fusûsu'l-Hikem'in Şuaybiyye Fassı üzerinden birlikte idrâk edilebilir. Şuaybiyye Fassı, kalbin tahavvülü ve ilâhî nefesin tezahürleri gibi konuları ele alarak sâlikin Hakk'a doğru seyrini ve Hakk'ın içinde seyrini bir bütünlük içinde sunar. Sîr-i ilallâh, sâlikin kendi varlığından Hakk'a doğru yönelmesi ve fenâ makamlarına ulaşması iken, sîr-i fillâh ise Hakk'ın varlığında seyrin nihayetsizliğini ifade eder; bu durum, Bâyezîd-i Bistâmî örneğinde olduğu gibi, bir müntehâdan diğerine geçişle açıklanır¹.

Detaylı cevap

Sîr-i ilallâh, sâlikin kendi benliğinden sıyrılarak Hakk'a doğru yaptığı yolculuktur. Bu seyrin nihayeti fenâ fillâh makamıdır; yani sâlikin kendi vücut iddiasından soyunup Hak ile kaim olmasıdır. Bu makamda sâlik, bütün fiillerin Hak'tan zuhur ettiğini (fenâ-yı ef'âl), kendi sıfatlarının Hak'ın sıfatlarının zılleri olduğunu (fenâ-yı sıfât) ve kendi zatının da müstakil bir varlık olmadığını (fenâ-yı zât) hak'el-yakîn ile bilir. Bu, "Fefirrü ilallah!" (Zâriyât, 51/50) emrinin lezzetini görmüş ve canını Hakk'ın iradesine teslim etmiş insan-ı kâmilin hâlidir².

Sîr-i fillâh ise, sâlikin fenâ fillâh makamına ulaştıktan sonra Hakk'ın varlığı içinde yaptığı seyrdir. Bu seyrin nihayeti yoktur, zira Hakk'ın mertebeleri sonsuzdur¹. Bâyezîd-i Bistâmî'nin sülûkünde "seyr ilallâh"ın nihayetinden "seyr fillâh"a kadem basması bu durumu açıklar¹. Bu, kurb-i nevâfil ve kurb-i ferâiz kavramlarıyla da ilişkilidir; kurb-i nevâfilde Hak kulun bâtını olurken, kurb-i ferâizde kul Hakk'ın sırrı olur³.

Fusûsu'l-Hikem'in Şuaybiyye Fassı, bu iki seyrin bir arada anlaşılması için önemli bir zemin sunar. Fass-ı Şuaybî, nefes-i Rahmânî'nin ve kalbin tahavvülünün tafsilatını içerir⁴. Kalbin tahavvülü, sâlikin Hakk'a doğru yönelişini (sîr-i ilallâh) ve Hakk'ın tecellileriyle dönüşümünü (sîr-i fillâh) ifade eder. Bu fass, ilâhî nefesin sonsuz halkî sûretleri nasıl taklîb ettiğini ve hayr-ı kesîrin Hakk'ın vâhid vücûdu olduğunu açıklayarak, sâlikin hem Hakk'a doğru ilerlemesini hem de Hakk'ın içinde seyrini bütüncül bir bakış açısıyla ele alır⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mesnevî Cilt 4 · Beyit 2170 (s. 101)“Bâyezid o insân-ı kâmilin irşâdından, ma'rifette ziyâdelik tahsil etti. Sülükünde müntehi olan o Hz. Bâyezid, başka müntehâya erişti. İkinci mısrâ'daki “âhar”, ”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3343 (s. 382)“3 p ilmine ve ilmi de ma'lüma ftâbi'), ve ma'lüm dahi abdin ilm-i ilâhide sâbit olan süreti ve ayn-ı sâbitesidir. Binâenaleyh olan olmuştur ve biten de bitmişti”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 2 · Beyit 1951 (s. 15)“Bu izâhdan anlaşılır ki, beyt-i şerifin birinci mısra'ında “kurb-i nevâfil”e ve ikinci mısra'ında hem “kurb-i nevâfil"e ve hem de “kurb-i ferâiz”a işâret buyrul”Oku
  4. 4Kelime-i İlyâsiyye, s. 211“22/53 i’tâ olunur; ve bu hikmet dahi, nâmütenâhî olan a’yân-ı halkıyye sûretlerini vücûd-ı vâhid-i Hakk’ın taklîb etmesidir; ve hayr-ı kesîr ise vücûd-ı vâhid-i”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.