İçeriğe atla

Tecellî, Zuhûr'un neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Tecellî, Hakk'ın isim, sıfat ve zâtının âlemde ve sâlikin bâtınında görünür olması, zuhûr ise bu görünürlüğün meydana gelmesidir. Tecellî, zuhûrun bizzat kendisi ve onun işleyişidir; her an yenilenen bir var oluş ve yok oluş süreciyle (teceddüd-i emsâl) gerçekleşir¹. Zuhûr, tecellînin neticesi olarak ortaya çıkan, Hakk'ın varlığının âşikâr olması hâlidir. Tecellî, ilâhî feyzin sıfatlardan isimlere, isimlerden de madde âlemine geçerek kendini göstermesidir². Bu bağlamda tecellî, zuhûrun dinamik ve sürekli yenilenen kaynağı ve tezahür biçimidir.

Detaylı cevap

Tasavvufî anlayışta tecellî (تجلّي), Hakk'ın Zât, sıfat ve isimleriyle âlemde ve insanda görünür olmasıdır. Bu görünürlük, sürekli bir yenilenme ve akış hâlindedir. Her an, Hakk'ın bir tecellîsiyle varlıklar yok olmakta ve diğer bir tecellîsiyle yeniden var olmaktadır; bu duruma "teceddüd-i emsâl" denir¹. Bu, varlığın kesintisiz bir şekilde yenilenmesi ve Hakk'ın her an yeni bir şe'nde olması demektir.

Zuhûr (ظهور) ise, tecellînin neticesi olarak Hakk'ın varlığının âşikâr olması, görünür hâle gelmesidir. Tecellî, ilâhî feyzin bir akışı olarak evvela sıfatlardan isimlere, oradan da madde âlemine geçerek zuhûr eder². Bu süreçte, Hakk'ın isimlerinin, sıfatlarının ve Zâtının tecellîleriyle sâlike tecellî buyrulduğunda, sâlikin beşerî sıfatları fânî olur ve yerini ilâhî sıfatlara bırakır³.

Tecellî, zuhûrun hem sebebi hem de kendisidir. Örneğin, Hz. Mûsâ'nın Tûr Dağı'nda Hakk'ı görmek istemesi üzerine Cenâb-ı Hakk'ın dağa tecellî etmesi ve dağı paramparça etmesi, tecellînin zuhûr edişinin şiddetini ve büyüklüğünü gösterir. Bu tecellî, "tecellî-i zâtî" olarak nitelendirilmiştir⁴·⁵. Dağın bu tecellî karşısında yerinde duramaması, zuhûrun ne denli büyük bir irfâniyet ve güç gerektirdiğini ortaya koyar.

Bir tasavvufî hâlin başlaması da bir zuhûrdur ve bu zuhûr, kalpte ânî bir cezbe, bir nûr veya bir inkişâf şeklinde tecellî eder. Bu ilk parıltı "bârika" olarak adlandırılır. Dolayısıyla tecellî, zuhûrun dinamik ve sürekli yenilenen kaynağı ve tezahür biçimi olarak zuhûrun içinde yer alır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.618Her bölünmez anda benim bu yoğun vücudum, Hakk'ın bir tecellîsiyle yok ve diğer hızlı tecellîsiyle var olur. Bu sebeple benim benliğimi oluşturan taayyünüm, peşOku
  2. 2Gülşen-i Râz ve Şerhi (2) · s.250Tanrı ihsanının feyzi, daima sıfatlarla adlardan tecelli eder durur. Tanrı ihsanını feyzi evvela sıfatlardan isimlere geçer. İsimlerden de madde alemine geçer vOku
  3. 3Kelime-i İshâkiyye · s.204Ne zaman ki Hak, isimlerinin, sıfatlarının ve Zâtının tecellileriyle sâlike tecelli buyurur, artık o sâlikin beşerî sıfatları fani olur ve yok olur. Onun yerineOku
  4. 4TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye · s.213Velâkin dağa bak, eğer hîn-i tecellide yani tecelli zamanında yerinde sabit ve müstekar, istikrarlı olur ise karîben beni görürsün" yani yakinen beni görürsün bOku
  5. 5Risâle-i Gavsiyye · s.29Bu görüş gaflet uykusunda olan kişinin bu gaflet uykusunda uyandıktan sonra, “Nereye dönerseniz Hakk’ın vechi oradadır” hükmünü idrâk ederek yaşantısına geçirmeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.