İçeriğe atla

Tenzîh ile Teşbîh aynı kaynaktan mı doğar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Tenzih ve teşbih, tasavvufî idrakte aynı kaynaktan, yani Hakk'ın hakikatinden doğar ve birbirlerinden ayrı düşünülemezler. Şeriatlar, Hakk'ın kendisini tenzih ve teşbih ettiği yerlerde, bu ikisini aşırılığa kaçmadan bir arada tutmayı emreder. Zira Hakk'ın vücudu hem tenzihi hem de teşbihi camidir; bu, Hakk'ın zâtî şuûnâtındandır ve tahkik ehli tarafından zevkan ve şuhûden idrak edilir¹·². Tenzih içinde teşbih ve teşbih içinde tenzih etmek, kâmil mârifetin gereğidir³.

Detaylı cevap

Tasavvufta tenzih (Allah'ı her türlü eksiklikten arındırma) ve teşbih (Allah'ı yaratılmışlara benzetme) kavramları, Hakk'ın zâtî şuûnâtı olarak kabul edilir ve birbirlerinden ayrılamaz bir bütünlük arz ederler¹. Şeriatlar, bu iki ilkeyi aşırılığa kaçmadan bir arada tutmayı öğretir; zira tenzih içinde teşbih ve teşbih içinde tenzih etmek, kâmil bir mârifetin ifadesidir³. Hakk'ın kendi nefsini tenzih ve teşbih ettiği yerlerde, irfan ehli de O'nu aynı şekilde tenzih ve teşbih eder. Bu, aklî nazarın verdiği resmî bir tenzih değil, tecellînin i'tâ ettiği hakikî, müşâhedeli bir tenzihtir⁴.

Şeriatlar, tenzih makamında vehim diliyle teşbih eder; çünkü vehim, duyusal şekillerde cüz'î anlamların idrakini sağlar ve somut, dışarıda bir varlık tasavvur eder ki bu teşbihin ta kendisidir. Aynı şekilde, şeriatlar teşbih makamında akıl diliyle tenzih eder; zira akıl, vehmin ispat ettiği duyusal örtülerden küllî anlamları soyutlar⁵. Bu karşılıklı bağımlılık, tenzihin teşbihden ve teşbihin tenzihden ayrı olmasının mümkün olmadığını gösterir. Zira Hakk'ı teşbihsiz tenzih eden veya tenzihsiz teşbih eden kimse, O'nu sınırlandırmış ve kayıtlamış olur, dolayısıyla Hakk'ı bilmez⁶. İnsân-ı Kâmil, hem cemâli hem de celâli müşahede ederek, aynı görüntü içerisinde hem teşbih hem de tenzih eder; bu, Muhammediyet ilminin bir tezahürüdür⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i Nûhiyye · s.118Veyahut ona benzetilsin ve teşbih ve tenzih ve yahut O’na benzetilsin. Teşbih ve tenzih ancak zahir ve batın dediğimiz iki şen-i ilahinin birbirine nispeti itibOku
  2. 2TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.77Yoksa teşbih ile tenzîh. Hakk'ın hakikati için zatîdir; yani zahir ve batın itibariyle tenzih, teşbih vardır diyen kimselere karşı o da diyor ki yoksa teşbih ilOku
  3. 3Kelime-i İlyâsiyye · s.26İşte Hakk'ın kendi nefsini tenzih (eksikliklerden arındırma) ve teşbih (benzetme) ettiği yerlerde, bu kişinin Hakk'ı tenzih ve teşbih etmesi öyle tam ve kâmil bOku
  4. 4TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.61Hak kendi nefsini nerede tenzih ve teşbîh etmiş ise, o da O'nu oralarda tenzih ve teşbîh eder. Bu da teşbih ve tenzihin nezaketidir. Kur’an-ı Kerim’de Hakk kendOku
  5. 5Kelime-i İlyâsiyye · s.33Böyle olunca hem teşbih ve hem de tenzih etti. Yani şeriatlar tenzih makamında sanı diliyle teşbih eyledi. Zira sanı ancak duyusal şekillerde cüz'î anlamların iOku
  6. 6Kelime-i Nûhiyye · s.79Yani Hakk'ı teşbihsiz tenzih eden kimse, onu sınırlandırdığı ve kayıtladığı gibi, tenzihsiz teşbih eden kimse de, münezzeh olan kimse gibi, onu sınırlandırmış vOku
  7. 7Cilt 3 · s.116
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.