İçeriğe atla

Tevhîd-i ef'âl ile Tevhîd-i sıfât aynı kaynaktan mı doğar?

Kavram FarkıOrta düzey24 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât, her ne kadar nihai olarak Cenâb-ı Hakk'ın Zât'ına dayansa da, tasavvufî mertebeler açısından farklı kaynaklardan doğar ve farklı idrak seviyelerini temsil ederler. Tevhîd-i ef'âl, bütün fiillerin tek bir kaynaktan, yani Hakk'ın feyzinden geldiğini idrak etme mertebesidir ve kelime-i tevhidi "lâ fâile illallah"tır¹. Bu mertebe, İbrâhîmiyyet olarak da anılır ve sadece görünen varlıkları birlemeyi ifade eder². Tevhîd-i sıfât ise, fiilleri meydana getiren isimlerin ötesinde, bütün sıfatların (diri, işiten, gören, kudret sahibi olma gibi) yegâne sahibinin Allah olduğunu idrak etme mertebesidir³. Bu iki tevhîd mertebesi, sâlikin mânevî yolculuğunda farklı aşamalarda tahakkuk eder ve Tevhîd-i Zât'a doğru ilerleyişin basamaklarıdır⁴.

Detaylı cevap

Tasavvufî sülûkta tevhîd mertebeleri, sâlikin Hakk'ı idrak ediş biçiminin derinleşmesini ifade eder. Bu mertebeler, aşağıdan yukarıya doğru Tevhîd-i ef'âl, Tevhîd-i esmâ, Tevhîd-i sıfât ve Tevhîd-i Zât şeklinde sıralanır⁴. Bu sıralama, her bir tevhîd mertebesinin bir öncekinden daha ince ve kapsamlı bir idrak seviyesini temsil ettiğini gösterir.

Tevhîd-i ef'âl, sülûkun ilk basamağıdır ve bütün âlemdeki varlıkların fiillerinin tek bir kaynaktan, yani Hakk'ın feyzinden hareket aldığını bildiren bir şuurdur¹. Bu mertebenin kelime-i tevhidi "lâ fâile illallah"tır¹. Kişi bu mertebede iken, nefs-i emmârenin ef'âl ve sıfatın hakiki sahibi değil, sadece tecelligâhı olduğunu idrak eder⁵. İbrâhîm (a.s.) ile doruğa ulaşan bu tevhîd, "Tevhîd-i Zât'sız Teşbîh" olarak da nitelendirilir, zira sadece görünen varlıkları birlemeyi içerir ve henüz Zât mertebesindeki birliği kapsamaz².

Tevhîd-i sıfât ise, Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i esmâ'dan sonra gelen bir mertebedir. Bu mertebede sâlik, fiilleri meydana getiren isimlerin ötesinde, bütün sıfatların (diri, işiten, gören, yegâne kudret sahibi olma gibi) hakiki sahibinin Allah olduğunu idrak eder³. Tevhîd-i ef'âl'de fiillerin birliği, Tevhîd-i esmâ'da isimlerin birliği idrak edildikten sonra, Tevhîd-i sıfât'ta bu sıfatların kaynağının tek olduğu anlaşılır⁶. Cenâb-ı Hakk'ın isimleri arasında Zat'ının isimleri, sıfatlarının isimleri, esmâ mertebesinin isimleri ve ef'âl mertebesinin isimleri bulunur; hepsi kaynak olarak Zat'a ulaşsa da farklı mertebeleri bildirir⁷. Dolayısıyla, Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât, sülûkun farklı aşamalarında idrak edilen ve farklı tecellîleri ifade eden mertebelerdir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1İbrâhîm Sûresi, s. 3“Tevhidin ilk basamağı olan tevhidi ef’âl yâni fiillerin birliği, bütün âlemdeki varlıklarının hepsinin tek bir kaynaktan hareket aldığını bildiren bir bilinçtir”Oku
  2. 2Yûsuf Sûresi, s. 91““Tevhîd-i ef’âl” İbrâhîmiyyet, aynı zamanda, “Tevhîd-i Zât’ sız, Teşbîh” tir. Bu cümleyi biraz açmaya çalışalım. Bilindiği gibi; Bütün Tevhîdler-i de, Tevhîd ed”Oku
  3. 3Sohbet Arası Sohbetler (24), s. 89“Tevhidi sıfat; sıfatlar hakkındır, diri olan işiten gören yegane kudret sahibi Allahtır. Tevhidi zat vücut hakkındır. Bu makamda salih aklen hayalen gerek ef’al”Oku
  4. 4İnsân-ı Kâmil (Cilt 3), s. 132“Yukarıya doğru çıkarken yani miraca doğru, mana âlemine doğru çıkarken; tevhid-i ef'al, tevhid-i esma, tevhid-i sıfat, tevhid-i zat diye çalışmalar yapılıyordu.”Oku
  5. 5Bakara Dosyası, s. 23“"Rububiyyet makâmı nefs-i emmâre’ye ef'âl ve sıfatın hakiki sahibi değil sadece tecelligahı olduğunu, bir perdeden ibaret olduğunu, kendisinde zuhur eden bütün ”Oku
  6. 6Kelime-i Tevhîd, s. 351“Kişi, “Tevhid-i ef'âl”de (fiilleri birleme) fiilleri birlemişti. Bu defa fiilleri meydana getiren isimleri birlemesi gerektiğini anlamaya başlar. Yaşantısı: Tev”Oku
  7. 7İnsân-ı Kâmil (Cilt 2), s. 147“Bunların ayrılması lazım, O'nu daha iyi tanıyabilmemiz için. Hepsini, sıradan aynı mertebenin isimleri olarak göremeyiz. Yukarıda bahsettiği; Ahad, Vahid, Samed”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.