İçeriğe atla

Vâhidiyyet niçin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi4 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Vâhidiyyet, Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyyet" (Rablık birliği) kavramı üzerinden anlaşılır kılınır. Şeyh-i Ekber'in (r.a.) Fusûsu'l-Hikem'deki bu fassı, Hak'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesi olan vâhidiyyetin, özellikle Rablık sıfatı bağlamında nasıl işlediğini açıklar. Ahadiyyet-i zâtiyye (Zât birliği) ve ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye (ilâhî isimler birliği) gibi daha önceki fasslarda ele alınan teklik mertebelerinin ardından, Hûdiyye Fassı'nda Rablık birliğinin vurgulanması, vâhidiyyetin kesretin menşei ve esmânın tafsîl bulduğu mertebe olma özelliğini somutlaştırır¹. Bu, vâhidiyyetin idrâk edilebilirliğini ve âlemdeki tezahürlerini Rablık sıfatı üzerinden izah etme amacı taşır.

Detaylı cevap

Vâhidiyyet, tasavvufî vücud bahsinde ahadiyyetin ilk taayyünüdür ve ilâhî esmâ ile sıfatların tafsîl bulduğu mertebedir. Hûdiyye Fassı'nda bu mertebenin anlaşılır kılınmasının temel sebebi, "ahadiyyet-i rubûbiyyet" yani Rablık birliğinin bu fassın ana konusu olmasıdır¹. Şeyh-i Ekber (r.a.), Yûsuf Fassı'nda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye" (ilâhî isimler birliği) gibi daha genel teklik mertebelerini ele aldıktan sonra, Hûdiyye Fassı'nda özellikle Rablık sıfatının teklik mertebesini vurgular¹.

Vâhidiyyet, ahadiyyetten farklı olarak, ilâhî esmâ ve sıfatların açığa çıktığı, kesretin menşei olan bir teklik kademesidir. Rablık sıfatı ise, terbiye edici, Hâlık ve idare edici olma vasfıyla doğrudan âlemdeki kesretle ve varlıkların idaresiyle ilişkilidir. Bu nedenle, vâhidiyyetin Rablık birliği üzerinden açıklanması, Hak'ın esmâ ve sıfatlarının âlemdeki tecellilerini ve varlıklar üzerindeki hükmünü daha net bir şekilde ortaya koyar. Üzeyrî Fassı'nda da belirtildiği üzere, "Hâkim, kim olursa olsun, hükmettiği şeyle ve hükmettiği şeyde aleyhine hükmedilendir"². Bu ifade, Hak'ın hükmünün ve kazâsının, yani Rablık sıfatının tecellilerinin, vâhidiyyet mertebesinde sabit olan a'yân-ı sâbite (eşyanın ezelî mâhiyetleri) ile ilişkisini gösterir. Kazâ, Allah'ın eşyadaki hükmü olup, bu hüküm Allah'ın eşyaya ve eşyada olan ilminin sınırı üzerinedir³. Bu ilim ise vâhidiyyet mertebesinde sabit olan a'yân-ı sâbiteye dayanır. Dolayısıyla, Hûdiyye Fassı'nda Rablık birliğinin işlenmesi, vâhidiyyetin hem esmânın tafsîl bulduğu hem de âlemdeki hükümlerin ve kazânın menşei olduğu gerçeğini idrâk etmeye hizmet eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.9Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler birliği"ni (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) zOku
  2. 2Kelime-i Üzeyriyye · s.199Şeyh-i Ekber (r.a.) bu Üzeyrî Fassı'nın başlangıcında: "Hâkim, kim olursa olsun, hükmettiği şeyle ve hükmettiği şeyde aleyhine hükmedilendir" buyurmuştur. HâkimOku
  3. 3Kelime-i Eyyûbiyye · s.243Bilinmeli ki: Kazâ, Üzeyr Fassı'nda açıklandığı üzere, Allah'ın eşyadaki hükmüdür; ve Allah'ın eşyadaki hükmü, Allah'ın eşyaya ve eşyada olan ilminin sınırı üzeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.