İçeriğe atla

Vech-i Hak ve Vech-i halk'ın ortak zemini nedir?

Kavram FarkıOrta düzey1 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Vech-i Hak ve Vech-i halk'ın ortak zemini, tasavvufî idrakte her şeyin Hakk'ın zuhuru olduğu anlayışıdır. Bu idrak, "Tevhîd-i ef’âl" yani fiillerin birliği olarak ifade edilir ve hanif bir kişinin her mahalde Hakk'ın varlığını müşahede etmesiyle gerçekleşir¹·². Vech-i Hak, varlığın ilâhî yüzünü, Vech-i halk ise yaratılmışların yüzünü ifade ederken, bu iki vechin birleştiği nokta, halkın mâsiva hükmünden çıkarak Hakk'ın tecellîsi olarak görülmesidir. Nereye dönülürse dönülsün Allah'ın vechinin orada olduğu sırrı, bu ortak zemini oluşturur³.

Detaylı cevap

Vech-i Hak ve Vech-i halk kavramları, tasavvufta varlığın birliğini ve Hakk'ın her şeyde tecellî ettiğini anlama çabasının bir sonucudur. İnsanın yöneldiği iki temel hedef vardır: Hakk veya "mâsiva" denilen halk. Ancak halkta Hakk'ı müşahede eden kişi için "halk" mâsiva hükmünden çıkar¹·². Bu durum, kişinin kendi anlayışıyla halkıyyeti mâsiva hükmüne getirmesiyle ilişkilidir. Gerçek manâda "Hanif" olan kişi için halkıyyet kalmaz, "her mahalde" Hakk'ın zuhuru müşahede edilir. Bu anlayışa "Tevhîd-i ef’âl" yani fiillerin birliği denir¹·².

Vech-i Hak, varlığın ilâhî yüzünü temsil ederken, Vech-i halk yaratılmışların yüzünü ifade eder. Bu iki vechin ortak zemini, "Allah'ın vechinden başka her şey helaktadır" ve "Nereye dönseniz Allah'ın vechi ordadır" sırrında yatar³. Bu idrak, hem celâlî (kahr) hem de cemâlî (lütuf) hadiselerle oluşması amaçlanan ortak bir anlayıştır. Varlığın Hak yüzünü görmek, Allah'ın vechinden başka her şeyin helakta olmasıyla, nereye dönülürse sadece Allah'ın vechinin görüldüğü bir idrak ve yaşantısı olurken; varlığın halk yüzünü görmek, yeryüzündekilerin hepsinin fani olduğu idrak ve müşahadesi içinde bir bakış olmuş olur³.

Hak Teâlâ'nın, kul dua etmek için ilâhî vecihlerinden özel bir vecih tayin ve tahsis ettiği belirtilir ki, bu vecih "vech-i hüviyyet" olarak adlandırılır. Bu vecih, ilâhî vecihlerin hepsini kapsayan "hüviyyet-i mutlaka"nın vechidir ve "Allah" ismidir⁴·⁵. Bu durum, halkın da aslında Hakk'ın bir zuhuru olduğunu ve vech-i mutlakın varlığından başka bir varlık olmadığını gösterir. Putlara tapmakla vech-i mutlakı örtenler bile, aslında yine O'na icabet etmiş olurlar, çünkü put da vech-i mutlakın varlığından başka bir varlık değildir⁶·⁷. Bu bağlamda, Hak ile abd arasında bir vecihle hâkimiyet ve bir vecihle mahkûmiyet söz konusudur⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1En'âm Sûresi · s.108Arasında bulunduğu topluluk “vecihlerini” fark âlemine, (kesret) “putlara çevirmiş” ler iken onlardan ve şartlanmalarından hiç etkilenmeden kendisi “vechini” RaOku
  2. 2Altı Peygamber (Cilt 3) · s.35Arasında bulunduğu topluluk “vecihlerini” fark âlemine, (kesret) “putlara çevirmiş” ler iken onlardan ve şartlanmalarından hiç etkilenmeden kendisi “vechini” RaOku
  3. 3Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.232Başımıza gelen celali hadiselerle bizde açılmak istenen idrakin, yeryüzündekilerin hepsi fanidir, cemali hadiselerle de, bizde açılmak istenen idrakin, Allahın Oku
  4. 4Kelime-i Eyyûbiyye · s.287Ve Hak Teâlâ hazretleri, abd duâ etmek için vücûh-ı ilâhiyyesinden bir vech-i hâssı ta’yîn ve tahsîs eyledi; ve o vech-i hâssa dahi “vech-i hüviyyet” tesmiye olOku
  5. 5TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları · s.302Cevap: Cenâb-ı Şeyh (r.a.) bu suâle cevaben buyururlar ki: Ben "Allah'ın gayrı" demekle vücûh-ı ilâhiyyeden bir vech-i hâssı murâd ederim. Yani Allah’ın vecihleOku
  6. 6Furkân Sûresi · s.16Sözle inkar ettiler fakat putlarının masharları ile yani zuhuru ile yani onlara tapmak ile vech-i mutlakı setrettikleri için fiilen icabet ettiler. Yani Vech-i Oku
  7. 7TB. Kelime-i Nûhiyye · s.126Sözle inkar ettiler fakat putlarının mazharları ile yani zuhuru ile yani onlara tapmak ile vech-i mutlakı setrettikleri için fiilen icabet ettiler. Yani Vech-i Oku
  8. 8Kelime-i İbrâhîmiyye · s.144Hak senin üzerine hâkimdir; ve sen mahkûmsun. Ve yine hüküm, senden Hakk’a âittir. Zîrâ ayn-ı sâbiten, husûsiyyet-i zâtiyyesinin iktizâ ettiği hükmü Hakk’a i’tâOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.