İçeriğe atla

Vech-i Hak, Vech-i halk'ın neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey2 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Vech-i Hak, varlığın her mertebesinde mevcuttur ve Vech-i halk ile ilişkisi, kişinin idrak seviyesine göre değişir. Hak'ta halkı, halkta Hakk'ı müşahede eden kişi için "halk" mâsiva hükmünden çıkar ve her mahalde Hakk'ın zuhuru görülür¹·². Bu durum, "Nereye dönerseniz Hakk'ın vechi ordadır" (Bakara 2/115) ayetiyle açıklanan bir mertebe olup, esmâ mertebesinin genel yaşam tarzı anlayışıdır³. Vech-i Hak, varlığın Hak yüzünü görmekle, Vech-i halk ise varlığın halk yüzünü görmekle ilgilidir; ancak nihayetinde Allah'ın vechinden başka her şey helaktadır ve nereye dönülürse sadece Allah'ın vechi görülür⁴.

Detaylı cevap

Tasavvufî anlayışa göre, Vech-i Hak, Cenâb-ı Hakk'ın zâtına işaret eden vech-i hüviyyet olarak da adlandırılan özel bir vechdir⁵. Bu vech, ilâhî vecihlerin hepsini kapsayan "hüviyyet-i mutlaka"nın vechidir ve "Allah" ismidir. Kul, duâ ederken bu vech-i hâssa teveccüh eder, zira diğer vecihler (esbâb) bu vech-i hâssın hüviyetinden gayrı değildir, aksine esbâb, hüviyet emrinin tafsîlidir⁵. Vech-i Hak, Hakk'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği vâhidiyyet mertebesinde tecelli eder. Bu mertebede ilâhî esmâ ve sıfatlar tafsîl bulur ve a'yân-ı sâbite, yani eşyânın ezelî mâhiyetleri, Hakk'ın ilminde sâbittir (K1-168; K1-297). Bu durum, varlığın Hak yüzünü görmektir. Vech-i halk ise, yeryüzündeki her şeyin fani olduğu idrak ve müşahadesi içinde bir bakıştır⁴. Ancak kâmil insan için "halk" mâsiva hükmünden çıkar, zira halkıyyeti mâsiva hükmüne getiren kişinin kendi anlayışıdır. Gerçek manâda "Hanif" olan kişi için halkıyyet kalmaz, "her mahalde" Hakk'ın zuhuru müşahede edilir; bu anlayışa "Tevhîd-i ef'âl" denir¹·². Bu mertebede kişi, nereye baksa Hakk'ın vechini müşahede eder hale gelir, gayr kalmaz, sadece Hak baki kalır⁶. Bu, "Nereye dönerseniz Hakk'ın vechi ordadır" (Bakara 2/115) ayetinin hakikatidir⁷. Bazı kişiler Hakk'ı buzağıda veya taşta toprakta müşahede etmeyi tahdit ve şirk olarak görse de, mükevvenatın tamamı Hakk'ın esmâsının zuhuru olduğundan, bu sırrı açıklayan Kur'an ve Resulullah'ın ilmi, "nereye bakarsan Allah'ın Zât'ı oradadır" der⁸. Bu idrak, Ulûhiyyet aynasında Hakikat-i Muhammedî vechini görmek ve Hakikat-i Muhammedî aynasında Hakk'ın vechini müşahede etmektir⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1En'âm Sûresi · s.108Arasında bulunduğu topluluk “vecihlerini” fark âlemine, (kesret) “putlara çevirmiş” ler iken onlardan ve şartlanmalarından hiç etkilenmeden kendisi “vechini” RaOku
  2. 2Altı Peygamber (Cilt 3) · s.35Arasında bulunduğu topluluk “vecihlerini” fark âlemine, (kesret) “putlara çevirmiş” ler iken onlardan ve şartlanmalarından hiç etkilenmeden kendisi “vechini” RaOku
  3. 3Tasavvuf Izâhları · s.148.) ------------------- VECHİMİZİ HAKKA DÖNDÜRMEK : “ Fe eyne tüvellü fesemme vechullah ”; “ Nereye dönerseniz Hakk'ın vechi ordadır ”. (2/115) Bu bir mertebeninOku
  4. 4Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.232Başımıza gelen celali hadiselerle bizde açılmak istenen idrakin, yeryüzündekilerin hepsi fanidir, cemali hadiselerle de, bizde açılmak istenen idrakin, Allahın Oku
  5. 5Kelime-i Eyyûbiyye · s.287Ve Hak Teâlâ hazretleri, abd duâ etmek için vücûh-ı ilâhiyyesinden bir vech-i hâssı ta’yîn ve tahsîs eyledi; ve o vech-i hâssa dahi “vech-i hüviyyet” tesmiye olOku
  6. 6Er-Rahmân · s.55Eşya helak, kimlikler fani olmuş; kişi artık nereye baksa Hakk’ın vechini müşahede eder hale gelmiş, gayr kalmamış, sadece Hak baki kalmıştır.Oku
  7. 7Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.65“Ayinedir bu alem her şey Hak ile kaim, mir’at-ı Muhammedden Hakk görünür daim” Böylece (2/115) (Nereye dönerseniz Allah-ın vechi orada dır.) Âyet-i KerîmesininOku
  8. 8TB. Kelime-i Nûhiyye · s.64Dolayısı ile Cenab-ı Hakk’ı buzağıda veya taşta toprakta müşahede ettiler. Bu da tahdit sınırlama demektir. Dolayısı ile şirk olmuş oluyor. ... Ama özü itibarıyOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.