Kul hâżihi sebîlî ed'û ila(A)llâh(i)(c) ‘alâ basîratin enâ vemeni-ttebe'anî(s) vesubhâna(A)llâhi vemâ enâ mine-lmuşrikîn(e)
De ki: "İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah'a çağırırız. Allah'ın şanı yücedir. Ben, Allah'a ortak koşanlardan değilim."
De ki: İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim.
Yûsuf Suresi'nin 108. ayeti, peygamberin tebliğ metodunu ve tevhid inancını vurgulayan temel kavramlar içermektedir. Ayet, davetin 'basiret' üzere yapılmasını ve Allah'ı tenzih etmeyi merkeze alarak şirkin reddini ifade eder. Dilbilimsel olarak, bu kavramlar İslam'ın özünü oluşturan davet, bilgi ve tevhid prensiplerini derinlemesine yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sebil' kelimesini genellikle 'yol' olarak tanımlar ve Kur'an'da hem maddi hem de manevi yollar için kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise 'sebil', peygamberin Allah'a davet etme metodunu ve hayat tarzını ifade eden manevi bir yol anlamındadır. (el-Müfredât, s. 402)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sebil' kelimesinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. Burada 'sebîlî', peygamberin dini ve davetini temsil eden bir mecaz olarak anlaşılmalıdır. Bu, sadece fiziksel bir yol değil, aynı zamanda bir inanç ve eylem biçimidir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 312)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'da'v' kökünün 'çağırmak, davet etmek' anlamını vurgular. Ayetteki 'ed'û' fiili, peygamberin insanları tevhide ve Allah'ın dinine aktif olarak çağırma eylemini belirtir. Bu, sadece bir bildirim değil, aynı zamanda bir yönlendirme ve ikna çabasıdır. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 203)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'davet' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. 'Ed'û' fiili, peygamberin Allah'ın mesajını insanlara ulaştırma ve onları bu mesaja ikna etme misyonunu ifade eder. Bu, Kur'an'ın temel kavramlarından biri olan 'tebliğ' ile yakından ilişkilidir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 187)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'basiret' kelimesini kalbin görmesi, idrak etmesi ve hakikati kesin bilgiyle kavraması olarak açıklar. Bu ayetteki 'alâ basîratin' ifadesi, peygamberin ve ona uyanların davetlerini körü körüne değil, sağlam bir bilgi, delil ve içsel bir aydınlanma ile yaptığını vurgular. (el-Müfredât, s. 123)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'basiret'i 'kalbin idraki' ve 'aklın nuru' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, davetçinin sadece sözle değil, aynı zamanda derin bir anlayış ve ikna edici delillerle hareket ettiğini gösterir. Bu, davetin sağlam temellere dayandığını belirtir. (el-Külliyyât, s. 220)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'basiret'in Kur'an'daki kullanımının genellikle 'açık delil, kesin bilgi ve doğru anlayış' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, peygamberin davetinin şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve sağlam bir bilgiye dayandığını ifade eder. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 150)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tesbih' kelimesinin Allah'ı her türlü noksanlıktan uzak tutmak ve O'nu yüceltmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'Sübhânallah' ifadesi, Allah'ın mutlak kemalini ve her türlü eksiklikten münezzeh olduğunu ilan etmektir. Bu, tevhidin temel bir ifadesidir. (el-Müfredât, s. 396)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tesbih'in Allah'ı her türlü kusurdan ve ortaklıktan arındırmak olduğunu ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, peygamberin Allah'ın birliğini ve yüceliğini tasdik etmesi, O'na hiçbir şeyin ortak koşulamayacağını vurgulamasıdır. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 3, s. 210)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şirk' kelimesinin Allah'a ortak koşmak, O'nunla birlikte başka ilahlar edinmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-müşrikîn' ifadesi, peygamberin kendisini Allah'a ortak koşanlardan tamamen uzak tuttuğunu ve tevhid inancına sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgular. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 287)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şirk' kavramının Kur'an'daki en büyük günah olduğunu ve Allah'ın mutlak birliğine karşı gelmek anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, peygamberin 'müşrikîn'den olmaması, tevhidin en saf halini temsil ettiğini ve davetinin temelinde bu birliğin yattığını gösterir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 120)
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/108. “De ki: İşte benim yolum budur. Allah Teâlâ'ya açık bir delil ile dâvet ederim, ben de ve bana tâbi olanlar da. Ve Allah Teâlâ'yı tenzih ederim ve ben müşriklerden değilim.”