Kâle rabbi feenzirnî ilâ yevmi yub'aśûn(e)
İblis: "Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver" dedi.
İblis: "Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver" dedi.
Bu ayet, İblis'in Allah'tan kıyamet gününe kadar mühlet istemesini konu almaktadır. Anahtar kavramlar, 'Rab', 'erteleme' ve 'dirilme' fiilleri etrafında şekillenerek, ilahi kudret, zamanın sınırlılığı ve ahiret inancının temelini oluşturur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'Rabbî' hitabı, İblis'in dahi Allah'ın bu terbiye edici ve sahip olma vasfını kabul ettiğini, O'ndan bir talepte bulunurken bu sıfatla seslendiğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin lügatte malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve mutasarrıf anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayette İblis'in 'Rabbî' demesi, Allah'ın mutlak otoritesini ve kendisi üzerindeki tasarrufunu kabul ederek, O'ndan bir lütufta bulunmasını istemesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'inzâr' kelimesinin 'mühlet vermek, geciktirmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'feenzirnî' ifadesi, İblis'in hemen cezalandırılmak yerine, belirli bir zamana kadar kendisine süre tanınmasını istemesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'enzara' fiilinin 'mühlet verdi' manasına geldiğini açıklar. İblis'in bu talebi, Allah'tan kendisine verilen cezayı ertelemesini, yani 'diriliş gününe' kadar hayatta kalmasına izin vermesini dilemesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'inzâr'ın 'mühlet vermek, bekletmek' olduğunu ve bu bağlamda İblis'in Allah'tan ölümünü veya azabını ertelemesini talep ettiğini ifade eder. Bu, ilahi takdirin bir parçası olarak İblis'e tanınan bir imtihan süresidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ba's' kelimesinin aslen 'bir şeyi yerinden kaldırmak, uyandırmak' anlamına geldiğini ve 'ba'sü'l-emvât'ın ise ölülerin diriltilmesi olduğunu belirtir. Ayetteki 'yüb'asûne' ifadesi, İblis'in mühlet talebini, tüm insanların yeniden diriltileceği o büyük güne kadar uzatmasını istemesidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ba's'ın 'uyandırmak, göndermek, diriltmek' gibi anlamlara geldiğini açıklar. 'Yevmü yüb'asûne' tabiri, kıyamet gününü, yani insanların kabirlerinden kalkıp hesap vermek üzere toplanacakları zamanı işaret eder. İblis bu güne kadar varlığını sürdürmek istemektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ba's' kavramının Kur'an'da 'yeniden diriliş' anlamında merkezi bir rol oynadığını vurgular. Ayetteki 'yüb'asûne', ahiret inancının temelini oluşturan, ölümden sonraki hayatın ve hesap gününün kesinliğini ifade eder. İblis'in bu güne kadar mühlet istemesi, o güne kadar insanları saptırma amacını taşır.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
İblîs’in kullandığı ifâdelerden, Âdem’in (insân neslinin) nasıl bir seyri olacağını ve bu seyrin nasıl sonuçlanacağını bildiği anlaşılmaktadır. Melekler de daha evvel Âdem’den “yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve kan dökecek” birisi olarak bahsetmişlerdi (Bakara 2/30).
İblîs’in ve meleklerin insân neslinin âkıbetini bilmesi iki şekilde mümkündür; ya ilmî bir kaynaktan okuyarak veyâhût daha evvelden sahnelenen o yaşantıyı seyrederek.
Seyrederek bilmeleri iki şekilde olabilir. Birincisi, fezâda daha evvel farklı gezegenlerde ve farklı zamanlarda Âdem nesilleri gelmiş ve geçmiş olabilir. İkincisi, dünyâmızdan bizim neslimizden evvel başka Âdem nesilleri gelip geçmiş olabilir.
Bu genel girişten sonra âyet-i kerîmeleri incelersek:
“Enzırnî” “bana nazar et”, “beni gözet” demektir; meâl ve tefsîrlerde “bana mühlet ver” şeklinde geçmektedir. “Ya Rabb, bana varlığımı sürdürme hakkı ver, ömür ver” demektir. Ayrıca İblîs, “bu ömrü vermekle de kalmayıp, olacakları izle, Âdem’le ilgili yapmış olduğum kıyâsımda haklı olduğumu sana göstereceğim,” diyerek yine Hakk’a karşı bayrak açma cü’retinde bulunmuştur. İlâ yevmi yub’asûn” “diriliş gününe kadar” diyerek de Hakk’tan üstü kapalı olarak ölümsüzlük talep etmiştir.
Cenâb-ı Hakk da İblîs’in bu isteğini kabul edip ona mühlet verdi; ancak bu mühlet “yeniden dirilme gününe” kadar değil, “yevmil vaktil ma’lûm”a yâni “vakti (Hakk tarafından) bilinen bir gün”e kadardır ki, genelde “kıyâmet günü” olarak anlaşılır. Böylece, İblîs’e kıyâmete kadar insânlarla birlikte yeryüzünde yaşama izni verilmiş olmaktadır.
Bu konuya enfüsî yönden bakarsak, kişinin üzerindeki nefsî-İblîsî kuvvelerin, ölene kadar (küçük kıyâmete kadar) onunla birlikte yaşayacağını ifâde etmektedir, diyebiliriz. Burada ölümden kasıt, ya bedenin ölümü (mevt-i ızdırârî) yâhût beşerî benliğinden sıyrılıp ilâhî kimliğine kavuşma hâlidir (mevt-i ihtiyârî). " T.O.C.C."
Âyet 39
قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ
~ ~ ~
Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn.
İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, onların hepsini azdıracağım” dedi.