İçeriğe atla
Tâhâ 41Cüz 16 · Sayfa 314

Tâhâ Sûresi 41. Âyet

طه

Sohbete sor

Vastana'tuke linefsî

"Ben seni kendim için seçtim."

Tâ-Hâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Cenâb-ı Hakk (c.c) Rububiyyetim için, Rahmâniyyetim için, Uluhiyyetim için seçtim demiyor da “Nefsim için seçtim” diyor.

Nefsi tarif ederken “Nefs birşeyin özüdür, aslıdır” denmektedir.

Bu Âyeti kerîmede bahsedilen “nefs” ifâdesini Rahmâni yönden düşünmemiz gereklidir, nefsâni yönden değil.

“Nefsim için seçtim” diyerek Cenâb-ı Hakk (c.c) teşbih yönlü kendisini anlatmaktadır yani madde mertebesinde ki, faaliyetin hakîkâtini anlatmış olmaktadır. “Lâ fâile illallah” hükmünün bu Âyeti kerîmeye dayandığı açıktır.

Mûsevîyyet mertebesi îtibariyle Mûsâ (a.s.) olan bu hitâb, “bu mertebeyi ortaya getirmek için seni başoyuncu yaptım” demektir. Bir başka ifâde yönü ile “senden ben oynuyorum” demektir yani senin varlığından aslında sen diye bir şey yok benim nefsim var ve ben seni nefsim için seçtim.

Bu meselelere eğer hoşgörüsel olasalık ve geniş görüş ile bakarsak ancak anlayabiliriz.

Bu anlatılanların anlaşılması kolay iş değildir ve birçok soruları berâberinde getirir. Cenâb-ı Hakk (c.c)’da yanlış bir şey söylemez, bu durumda önemli olan bizim anlayışımızın doğru olmasıdır. Örneğin Firavun sûretinde olan görünme yeri nefsâni olarak zuhura çıktığı anların ahirette karşılığı ne ise o hükümlere tâbî olacaktır bu fiilleri işleyen Hakk’tır diyerek ondan kurtuluş yoktur.

Görüldüğü gibi Cenâb-ı Hakk (c.c) bilfiil bu işlerin içinde mevcuttur bu nedenle Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın varlığını bu âlemlerden soyutlamamız mümkün değildir ancak Cenâb-ı Hakk (c.c) varlığı bu kadardır diyerek O’nu sınırlamamız da mümkün değildir.


اذْهَبْ أَنْتَ وَأَخُوكَ بِآيَاتِي وَلا تَنيا في ذكرى

(İzheb ente ve ehûke bi âyâtî ve lâ teniyâ fî zikrî.)

(Tâ-Hâ, 20/42) “Sen ve kardeşin, Âyetlerimle (mûcizelerimle) gidin ve Benim zikrimi ihmâl etmeyin.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(11)