İçeriğe atla
Sâffât 107Cüz 23 · Sayfa 450

Sâffât Sûresi 107. Âyet

الصافات

Sohbete sor

Ve fedeynâhu biżibhin ‘azîm(in)

Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.

Sâffât Sûresi

Tefsirlerde bu husus hakkında da birçok bilgiler vardır dileyenler araştırabilirler. Oğulun fidyesi ve zuhurât’ın yorumu bir koç olarak Esmâ-i İlâhiyyenin kaynağı olan rahmâniyyet mertebesinden gelmektedir. O halde, eğer İbrâhîm (a.s.) rû’yâ-sını azîmet tarafına gitmeyip ruhsat tarafına giderek yorum yapsaydı. Rû’yâ-sında oğul sûretinde gördüğünün koçtan başka bir şey olmadığını bildiğinden bir koç kesmek sûretiyle zuhurâtını yorumlar. Ve öylece tatbik ederdi. Ancak yukarıda da ifade edildiği gibi o zaman bu yorumdan nefis kayırması gibi de bir ihtimal ve ihtilâf ortaya çıkabilirdi. İşte bu ihtilâf ve zannı ortadan kaldırmak için, zuhurât İbrâhîm (a.s.) tarfından “rû’ya-yı sadıka-keşfi mücerret” olarak yorumlandı ve görüldüğü gibi tasdik edilip, tatbikata konmuş oldu.

İşte seyr-u sülûk yolunda olan bir sâlik, içinde bulunduğu nefs mertebesinde, nefsinin çocuğu olan “gulâm”ı ortadan-gönlünden kaldırmak zorundadır. Bu ise gönlünde olduğundan beşer evlândından daha yakın ve daha sevimlidir. İşte bu hikâyenin seyr yolunda olan bir kimsenin hâlini çok açık bildirmesinden büyük bir irfan dönüşümü sahasıdır. Ve bize lâzım olanda budur. İbrâhim (a.s.) ve o günler zaman olarak geride kalmıştır, şimdi yaşayan bizleriz ve bu mertebeleri işte bu gibi haberlerden öğrenerek, hem insânlık tarihinin seyrini ve hem de birey olarak kendi hayatımızın seyrini takib etmiş oluyoruz.

İşte bu gerçekten, “azîm bir kûrb’ânlık” tır, bu yolla (Halîl) olarak tahallül edip Hakk’a yaklaşmaktır. Rûhun cesetle olan tahallülü gibi, cesetmi, Rûh-u taşımakta, yoksa Rûhmu, cesedi taşımaktadır? Ancak bu birlikteliğin kendini “cesed” zanneden sûrî bir varlık olarak yaşayan insânın haberi olmadığından kendisi için bu husus yok hükmündedir. İşte kimki bu mertebesi itibariyle kendi varlığında bulunan Hakk’ın varlığını idrâk eder işte o mertebeden tahallül ederek nasibini “halîl” ismiyle almış olur ki; o mertebesi itibariyle, (zibhin azîm) dir. Yani çok azametli bir eskiyi kesiş ve yeniye gökyüzü ve gönül âlemi semâlarında himmet kanatlarını açarak beşeriyet ve tabiatından kurtulup yükselmektir.[103] “ İz- -T-B- ”


NOT= Bu ayet-i kerime’nin (214-2-Gökyüzü insanları) kitabımızdan küçük bir aktarım alalım. “ İz- -T-B- ”


----- 37 - Saffat Suresi - Ayet 107 (Mushaf Sırası: 37 - Nüzul Sırası: 56 - Alfabetik: 90) -----

(٣٧.١٠٧)
~~37.107~
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظٖيمٍ
~ ~ ~

Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
37.107 - Ve fedeynâhu bizibhın azîm.

Diyanet Meali:
37.107 - Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
37.107 - Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.


NOT= Gökten inenler hakkında.

Bu Ayet-i kerimeyi geçtiğimiz sayfalarda da görmüştük burada ise sıralanışına göre sıraya girmiştir. Daha geniş bilgi (213-214-Gökyüzü insanları araştırması kitabımızdan gökten inenler hakkında bilgi alınabilir. “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(7)