Seyekûlu leke-lmuḣallefûne mine-l-a'râbi şeġaletnâ emvâlunâ ve ehlûnâ festaġfir lenâ(c) yekûlûne bi-elsinetihim mâ leyse fî kulûbihim(c) kul femen yemliku lekum mina(A)llâhi şey-en in erâde bikum darran ev erâde bikum nef'â(an)(c) bel kâna(A)llâhu bimâ ta'melûne ḣabîrâ(n)
Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."
Feth Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
48/11. “Bedevîlerden geri bırakılmş olanlar, sana diyecek lerdir ki: Bizi mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, artık bizim için mağfiret dile. Onlar kalblerinde olmayan şeyi dilleriy le söylerler. De ki: Eğer sizin hakkınızda bir zarar dilerse veya sizin hakkınızda bir menfaat murâd ederse artık sizin Allah'tan bir şeye kim mâlik olabilir?. Doğrusu Allah Teâlâ işlediğiniz şeyden hakkiyle haberdardır.”