İçeriğe atla

Cem, Cem'u'l-cem'in neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey25 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Cem, tasavvufta sâlikin kesretten vahdete ulaşarak bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde topladığı makamdır. Cem'u'l-cem' ise bu cem makamının kemâl noktasıdır; sâlikin hem vahdeti hem de kesreti bir arada müşâhede ettiği, yani cem ile farkın birleştiği en üst mertebedir¹. Cem'u'l-cem'e ulaşan irfan ehli, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem'in içinde Cem'i idrak eder ve hem halka hem de Hakk'a bakan iki veche sahip olur²·³. Bu makam, sülûkun nihâyeti olarak kabul edilir⁴.

Detaylı cevap

Tasavvufî sülûk, sâlikin mânevî yolculuğunda belirli mertebelerden geçmesini ifade eder. Bu mertebelerden biri olan cem, lugatta 'toplama, bir araya getirme' anlamına gelirken, tasavvufta sâlikin kesretten vahdete yönelerek bütün ilâhî isim ve sıfat tecellîlerini tek bir merkezde idrak etmesidir. Bu makamda sâlik, dış dünyadaki çokluğun (kesret) ardındaki ilâhî birliği (vahdet) görmeye başlar; eşyâ saydamlaşır ve her şeyin Hak'tan gelen bir tecellî olduğu müşâhede edilir. Bu hâl, fenâ fillâh'a yakın bir durumdur ve sâlikin kendi sıfatlarının zeval bulduğu bir sekr hâliyle de ilişkilendirilebilir.

Cem'u'l-cem' ise cem makamının bir üst seviyesi ve sülûkun nihâyetidir⁴. Meşâyih-i kirâm bu makama "fark ba'de'l-cem'" de derler¹. Cem'u'l-cem', sâlikin vahdeti kesretle birlikte gördüğü, yani Hak'ın hem bir hem de çok olduğunu idrak ettiği makamdır. Bu, vâsıllığın kemâli ve bekâ billâh ehlinin ulaştığı bir mertebedir. Cem'u'l-cem'e ulaşan irfan ehli, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem'in içinde Cem'i müşâhede eder². Bu makamdaki kişi, hem halka hem de Hakk'a bakan iki veche sahiptir ve nerede nasıl gerekiyorsa o vechiyle görünür; bu sebeple onu tanımak ve anlamak zordur³. Cem'u'l-cem' hâli, sâlikin fenâ ve cem' makamından sonra tekrar fark ve cem'u'l-cem' mertebesine çekilmesiyle, yani varlıkların çokluğunda birliği ve birliğin içinde çokluğu müşahede etmesiyle gerçekleşir⁵. Bu terimler evliyaların koyduğu terimler olup, bu hâllerin zevki ve keşfi içinde bulunmayan kimse için tam olarak idrak edilmesi mümkün değildir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3026 (s. 289)“Meşâyih-i kirâm hazarâtı bu makâma “cem'ü'l-cem'” veya “fark ba'de'l-cem'” derler.”Oku
  2. 2İrfan Mektebi ve Hakk Yolu, s. 79“Ancak en kemâlde olan irfan ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem’i demek tir. Bu mertebeye eren ”Oku
  3. 3Altı Peygamber (Cilt 6) — Hz. Muhammed (s.a.v.), s. 152“Ancak en kemâlde olan irfân ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem demektir. Bu mertebeye eren kiş”Oku
  4. 4Sâd Sûresi, s. 31“Bu mânevî zincirin başlangıcı şerîattır, nihâyeti ise cem’u’l-cem mertebesidir. -------------------”Oku
  5. 5Mesnevî Cilt 6 · Beyit 3039 (s. 177)“Yani, "Köle o cezbe içinde fenâ ve cem' makamına gelip nazarından görünen şeyleri kaybetmiş ve eli ayağı amelden kalmış idi. ... Şanlı peygamberimiz (a.s.) hazr”Oku
  6. 6Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4016 (s. 37)“Mesela "cem'" ve "cem'u'l-cem'" sözleri evliyaların koydukları terimlerdir. Bunların anlamlarını da kitaplarda yazmışlardır. Fakat bu hâller içinde bulunan kims”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.