Cem ile Fark aynı kaynaktan mı doğar?
Cem ve Fark kavramları tasavvufî sülûkun farklı mertebelerini ifade etmekle birlikte, aynı kaynaktan doğmazlar; aksine birbirini tamamlayan ve sâlikin kemâle ermesi için aşması gereken aşamalardır. Cem, sâlikin kesretteki vahdeti müşâhede etmesi, yani bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması mertebesidir. Fark ise başlangıçta kesreti, yani Hak ile kul, dünya ile ahiret gibi ayrı taayyünleri algılama hâlidir. Hz. Ali'nin (r.a.) buyurduğu üzere, "Cem hasıl olmadan farkta kalış şirktir; Cem'de kalıp farka gelmeyiş zındıklıktır; Cem ile farkın beraberliği ise tevhiddir"¹·². Bu söz, Cem ve Fark'ın ayrı ayrı değil, ancak birlikte tevhidi oluşturduğunu gösterir.
Detaylı cevap
Tasavvufî sülûkta sâlikin yolculuğu "Fark-Cem-Cem'i Fark" silsilesiyle açıklanır. Bu silsilede Fark, sâlikin başlangıçta kesreti, yani "şu Hak, şu kul, şu dünya, şu ahiret" gibi ayrı taayyünleri algıladığı hâldir. Bu mertebede her şey ayrı ayrı varlıklar olarak görülür. Sâlikin Cem mertebesine ulaşmadan bu farkta kalması, yani kesret âlemindeki varlıkları mutlak kendine ait varlıklarmış gibi kabul etmesi "şirk" olarak nitelendirilir¹·³.
Ardından gelen Cem mertebesi, sâlikin kesretin ardındaki vahdeti görmeye başladığı, her şeyin aslında Hakk'ın tecellîsi olduğunu idrak ettiği hâldir. Bu mertebede eşya saydam görünür ve bütün fiillerin Hakk'tan olduğu müşâhede edilir. Cem hâli, fenâ fillâh'a yakın bir durumdur. Ancak Cem'de kalıp farka gelmeyiş, yani Hakk'ın varlığından başka hiçbir varlık göremeyip orada yok hükmünde kalmak "zındıklık" olarak kabul edilir¹.
Cem'i Fark veya Fark fî'l-Cem' ise sâlikin vahdeti kesretle birlikte gördüğü, "Hak hem birdir hem çoktur" idrakine ulaştığı kemâl makamıdır. Bu makam, vâsıllığın kemâli olup, bekâ billâh ehli bu mertebededir. Kur'ân, Furkân'ı (farkı) kendi bünyesine almıştır, yani farkın ne kadar ayrıntılı mertebesi varsa, Kur'ân ve Cem mertebesinde hepsi birleşmiştir⁴·⁵. Ancak Furkân, Kur'ân'ı içermez; çünkü Kur'ân mertebesinde toplanmış olan sabit hakikatlerin her birinde Hakk'ın zuhûru furkânîdir, yani fark üzerinedir⁶. Bu durum, Cem ve Fark'ın ayrı kaynaklardan beslendiğini, ancak kâmil tevhitte birleştiğini gösterir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Cilt 4 · s.228
- 2Târık Sûresi · s.73“Bu daire “fark ba’del cem” dairesidir... Yani Cem’den sonra fark halidir. Hazreti Ali Kerremallahu veche şöyle buyurmuştur: “Cem hasıl olmadan farkta kalış, şir”Oku
- 3TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.204“Ama Cem mertebesine ulaşmadan bunu anlamak mümkün değildir. Neden? Cem mertebesine ulaşmadığın zaman kesret aleminde kalacağız, kesret aleminde oradaki varlıkla”Oku
- 4Furkân Sûresi · s.19“Çünkü aynı cemde olduğu için farkın ne olduğunu bilmez. Yani Cem haliyle hallendiğinden farkı bilemez. O kimse her ne kadar fark içinde olsa bile yine Furkâna m”Oku
- 5TB. Kelime-i Nûhiyye · s.129“Çünkü aynı cemde olduğu için farkın ne olduğunu bilmez. Yani cem haliyle hallendiğinden farkı bilemez. O kimse her ne kadar fark içinde olsa bile yine furkana m”Oku
- 6Kelime-i Nûhiyye · s.217“Yani "fark"ın ne kadar ayrıntılı mertebeleri varsa, Kur'ân ve cem' mertebesinde hepsi toplanmıştır. Hâlbuki Furkān Kur'ân'ı, yani "fark" cem'i, içermez. Çünkü K”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.