İçeriğe atla

Cem ve Cem'u'l-cem'i karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Cem ve Cem'u'l-cem kavramlarını karıştırmak, sâlikin tasavvufî sülûkundaki mertebeleri yanlış anlamasına ve dolayısıyla kemâlât yolunda ilerlemesini sekteye uğratmasına yol açar. Cem, sâlikin kesretteki vahdeti müşâhede ettiği, fenâ fillâh'a yakın bir makam iken, Cem'u'l-cem, bu cem hâlinin de ötesinde, vahdet ile kesretin tam birleşimi olan, bekâ billâh ehlinin ulaştığı kâmil makamdır¹. Bu ayrımı göz ardı etmek, sâlikin henüz cem makamında iken kendisini kâmil zannederek halkı irşâda kalkışması gibi hatalara düşmesine neden olabilir².

Detaylı cevap

Tasavvufî sülûkta Cem ve Cem'u'l-cem, sâlikin mânevî ilerleyişindeki farklı mertebeleri ifade eder. Cem, lugatte 'toplama, bir araya getirme' anlamına gelirken, tasavvufta sâlikin kesretten vahdete ulaşması, yani bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması mertebesidir. Bu makamda sâlik, eşyânın ardındaki Hakk'ın tecellîsini görür ve bütün fiillerin Hak'tan olduğunu müşâhede eder. Cem, fenâ fillâh hâline yakın bir mertebedir; burada Zât sıfata perde olur¹. Sâlik bu hâlde iken, henüz kendi sıfatlarının zeval bulduğu bir sekr hâli yaşayabilir.

Cem'u'l-cem ise, Cem makamının ötesinde, cemlerin cemi olarak tanımlanan daha yüksek bir kemâl mertebesidir³. Bu makamda, ef'âl, esmâ, sıfat ve Zât mertebelerindeki cemiyetlerin hepsi toplanır³·⁴. Cem'u'l-cem, bekâ billâh hâli olup, kâmil ve mükemmil zatların makamıdır¹. Burada sıfat Zât'a perde olmadığı gibi, Zât dahi sıfata perde olmaz; vahdet ile kesretin tam birleşimi yaşanır¹.

Bu iki makamı karıştırmak, sâlikin henüz Cem makamında iken, yani fenâ fillâh hâline yakın bir durumda iken, kendisini Cem'u'l-cem mertebesine ulaşmış kâmil bir mürşid zannetmesine yol açabilir. Bu durum, sâlikin halkı Hakk'a davet ediyorum diye nefsine davet etmesi, benlik ve başkanlık sevdasına kapılması gibi hatalara düşmesine neden olur². Oysa gerçek bir mürşid, Cem'u'l-cem makamına ulaşmadan halkı doğru yola iletmeye kalkışmaz². Bu ayrım, sülûkun doğru anlaşılması ve mânevî tehlikelerden korunmak için hayati öneme sahiptir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.839İkincisi "cem'" (toplama) ve "fenâ fillâh" (Allah'ta yok olma) halidir ki, Zât sıfata perde olur. Üçüncüsü "cem'u'l-cem'" (cem'in cem'i) ve "bakâ-billâh" (AllahOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.156Bu şerefli beyitte, "cem'ü'l-cem'" (bütünlerin bütünlüğü makamı) makamına gelmeden önce halkı doğru yola iletmeye kalkanlar ile, zahirî ilmi maksada ulaşmak içiOku
  3. 3TB. Kelime-i Îseviyye · s.188. -------------- Yani ey Hak yolunda yürüyen yolcu suluk etmiş olan salik ya'nî ey sâlik-i râh-ı Huda, makâm-ı cem'u'l-cem'e yani cemlerin cemi yani ef’al merteOku
  4. 4Zekât ve İnfâk · s.147Biz farkında olmadan onların mirac, kanalı mirac yolu oluyoruz “cem’ül cem’ül cem ile fetholdu ebvabül Hüda” demişler yani ef’âl âlemi’nin cem’i tevhidi, esmâ âOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.